Dutton Ranch

Dutton Ranch

Scarica il sottotitolo Turkish

Stagione 1

Informazioni sulla release

Dutton Ranch S01E01-02 1080p WEB h264-GRACE
Un commento di BartuW

Tag

webdl
Pubblicato il: 2026-05-19
Download: 162
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

-Aman Tanrım. -Carter'ı alıp git buradan.

Hepsi gitti.

Önemi yok. Baştan başlarız.

Özür dilerim.

İşin aslı, normalde 50 baştan azı için ağılı açmıyoruz.

Altı 50'ye dönüşür, 50 bir gün 150 olur.

150'ye ulaşana kadar burada kural böyle.

Muhbir misin Wes?

Neden bahsediyorsun sen?

Öldürdün herifi!

İyi bir veteriner misin?

Öyle olduğuma inanıyorum, evet.

Öyleyse işini yap.

Gidebilirsin.

Kefaleti mi ödedin?

Ben Oreana.

Burada bir hayat mümkün, değil mi?

Mümkün kılacağız.

Tamam.

Anlaşıldı. Teşekkür ederim.

-Eşyanı topla. -Nereye gidiyoruz?

Çok acıkmış.

Tanıdığım herkesi aradım.

Ve?

Walker, Teksas'ta bir fırsattan bahsetti.

Teksas mı?

Evet.

Teksas'ta nerede?

Sınırdan bir saat uzaklıkta, Rio Paloma adında bir kasabada.

Arazi ne kadar?

2 bin hektar, siyah angus, içinde 175 baş var.

Ne kadar istiyorlar?

Sahip olduğumuz her kuruşu.

Burada yeniden başlamaktan ucuz, orası kesin.

Bize istediğimiz hayatı verecek mi?

Başarırsak, evet.

Gezmeye çıkalım mı?

Burada bir gece daha geçirmek istemiyorum.

Elimizdeki her şeyi buraya verdik, değil mi?

Hayatım.

Montana daima yuvamız olacak.

Birçok kişi burayı satın almak istedi.

Jackson'lar 20 yıldır peşinde.

Ama burayı ruhsuz bir yere çevirirlerdi.

Bu çiftliğin tanıyamayacağım bir şeye dönüşmesini istemiyorum.

Biz olduğu gibi tutarız.

Bir gün insanları sığır etimizle doyurma ihtimali

Billy'nin bütün gururu ve neşesiydi.

Rip, bu ihtimali gerçeğe dönüştüreceğine güveniyorum.

Benim için önemli olan tek şey bu.

Çünkü önemli olan tek şey oydu.

Merak etmeyin.

Carter, o ahırda dört tane at var.

Bir iyilik yapıp onları hazırlar mısın?

Artık kartlaşmış olabilirim

ama sizin olmadan önce çiftliğimizi son bir kez dolaşmak istiyorum.

Elbette.

Hayatım. Bizimkine yardım edeyim.

Babanı tanımazdım.

Tabii namını ve gazetelerde okuduklarımı saymazsak.

Gerçekten tanıyan yoktu.

Yine de adamdı.

Billy'den çok da farklı olduğunu sanmadığım bir adam.

Tabii, doğrudur.

Nelere katlandığınızı düşündüğüm zaman

Dillon'daki o yangın…

Onlar bir gün burada sizin için

güzel bir mozaik yaratacak kırık parçalar.

Hâlihazırda güzel, Jeanie.

Emanetin değerini bilirim.

Kocamla bunu onurlandıracağız.

Güzel.

Şimdi, konuşmamız gereken bir şey daha var.

Nedir o?

Adı Azul Ramos.

Sıradaki hayvanımız için açılışı yapıyoruz.

2000 dolarla başlayalım mı?

-Soğuk bira. -Sağ ol, bebeğim.

-İyi misin? -Evet, evet.

Mezbahada edindiğim arkadaş işte.

-Gucci giymiş bir boz ayı. -Öyle mi?

Sıradaki boğamız, Reveille'e kayıtlı siyah angus boğası.

Bizim oğlan bu, bak.

Açılışı 5000 dolardan yapıyoruz. Var mı veren?

5000'den açtık. 5000 verildi.

Hanım efendiye bakıyorum. 5000, 6000 dolar geldi.

6500 var mı? 6500, var mı veren? 7000 gördüm.

8000 veren var mı? Satıyorum. Var mı arttıran?

9000 verildi. Arttırıyor musunuz?

Tekrar.

9000, satıyorum, 9000, arttıran yoksa satıyorum.

Sattım şuradaki beyefendiye 9000 dolara.

106 numaralı alıcı, siyahlı beyefendi.

106 numara.

Aldığınız için minnettarım.

Teslim ediyor musunuz? Gündüz salacağız.

-Seve seve. -Adresimle telefon numaramı yazayım.

-Yola çıkınca ararsınız. -Ararız.

İki, üç güne kadar dönerim.

Bu sefer olmaz.

Annemin kararıydı.

-Şuradaydı sanırım. -Sanırım mı?

Orada işte!

Bana sorarsan hepinize iyilik yaptım.

Eksik olma, amına koyayım.

O kürekle beynimi dağıtmayı mı düşünüyorsun?

Öyle mi?

Belki de başından beri planın buydu.

Ama hayatında hiç çukur kazmadın ki sen.

Böyle işler sana uymaz, değil mi?

Öyle bir hamle yapacak taşak yok sende.

Ama biliyorsun ki bende var.

Ne var?

Ulan tam oradaydı!

Yarın gidiyorsun.

Bu niye sarı böyle?

-O elektrolit. -At sidiğine benziyor.

Belki de öyledir.

Siktirin lan.

Rob-Will nerede?

Bilmiyorum.

Wes nerede?

-Onu da bilmiyorum. -Hadi lan oradan! Kaç gün oldu.

-Peki, kâhya kim? -Chet baş çoban.

Ona sor.

Wes sarhoş oldu. Bir fahişe buldu.

Ya da ne bileyim, İsa'yı buldu.

Seç, beğen, al ve çeneni kapat.

Tommy, niye arkamda duruyorsun, dayak mı istiyorsun?

Chet, Beulah seninle konuşmak istiyor.

-Efendim? -Şimdi.

Tommy. Sorumlu sensin.

Adamı duydunuz. Herkes iş başına.

Buraya gel!

Evet, sen. Gel hadi!

Buyur?

Kovboyluk yapabilir misin?

Ben zaten kovboyum.

Ayyaş mısın?

Öyleydim.

Artık ağzıma sürmüyorum.

Güzel. İş ister misin?

Baştan söyleyeyim, içerdeyken Tanrı'yı buldum…

Sana tanrını sormadım.

Yeniden çalışmak ister misin diye sordum.

-İhtiyacım var. -Atlarla aran iyi mi?

Teksas Islah Evleri Ehlileştirme Programı'na katıldım.

Zachariah, değil mi?

Zachariah Moss.

O zaman, Zachariah, sana bir tek sorum var.

Tanrın kovboyluk yapmana engel oluyor mu?

Hayır, efendim.

Tanrı kovboyları sever.

Doğru söze ne denir? Atla kamyonete.

Şimdiden dönmüşsün.

Böyle müdavim olursan seni işe almam gerekecek.

Belki bana yol gösterebilirsin diye umuyordum.

-Nereye? -Bir mezbahaya.

Beulah Jackson'a ait olmayan bir mezbahaya.

Anlaşılan Rio Paloma Güzeli'yle tanışmışsın.

Ayak üstü.

Nasıl desem, Beulah eski bir viski gibi.

Zamanla ısınılan bir kişiliktir.

Bu yüzden dostlarımı hep başka yere yönlendiririm.

Bu başka yer nerede?

San Antone yakınlarında iyi bir yer var.

Sahibiyle tanıştırır mısın?

Tabii, veterinerlik ücretimi almak istiyorsam.

-Şimdi olur mu? -Ne?

Gerekirse rüşvet vermekten kaçınmam, Everett.

Adam kaçırmaktan da.

Anladım. Şoför sensin

Ama yolda bir yere uğramamız lazım.

Sorun değil.

Sakin mi olayım? Dalga mı geçiyorsun benimle?

Sen onu külahıma anlat Austin Lewis.

Daha delirmeye başlamadım bile.

Şimdi Wes'i görmeme izin vereceksin, tamam mı?

-Neyin var? -Onu bir haftadır görmedim.

Yemin ederim burada değil. İnanmazsan Joaquin'e sor.

Bayan Ayers.

Whitney.

İşe dönün, beyler.

Oturalım mı?

Oturmak mı?

Tamam. Hadi. Hadi, tatlım.

Gel bakalım.

Ben gidip oynayacağım. Oynayacağım.

Wes günlerdir ortalıkta yok.

O böyle yapmaz.

Evini özlemiştir diye umduk.

Çocuğu için.

Özlediği tek yer bu siktiğimin yatakhanesi.

-Neredeymiş diyorlar? -Demiyorlar.

Deselerdi de söylenti olurdu.

Lütfen.

Hadi, bilmem gerekiyor.

Bir kadın olabilir.

Ama bu sadece bir söylenti.

Hayır.

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left