ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
İnsanlık, düşmanı yendi.
Düşman dünyanın dört bir yanında
çöküyor.
En büyük mucize de
bize bu zaferi Japonya'nın getirmiş olması.
Japonya düşmanı yok etme konusunda dünyaya öncülük etti.
Hinata'nın doğum gününde ona...
Manyetik bir pusula vermiştik.
Herhâlde o zaman
dört yaşında falandı.
O pusulaya bayılmıştı.
Diğer oyuncaklara bakmadı bile.
Onu parka götürdüğümüzde
pusulasını da yanına alırdı.
Küçük ok kuzeyi gösterirdi,
o da o yöne yürürdü.
O küçük pusula. Pusulayı elinde tutardı.
İğneyi döndüren gücün
nereden geldiğini öğrenmek istedi.
Hinata'yı çeken de oydu.
Nefes al. Hey, bana bak. Bana bak. Caspar!
Geçti evlat.
Doktor! Doktor! Doktor!
Onu kontrol et doktor. Kontrol et.
-İşini yap. - Ne oldu?
Kalbinin atmasını sağla.
Nefes alıyor.
Dikkatli ol. Onu içeri koy.
Her şey düzelecek.
Anlamı ne?
Anlamı ne?
- Hiçbir şey yok. - Siktir et onu. Tekrar dene.
- Bu öyle bir test... - Tekrar dene dedim.
- Reaktivite yok. - Siktir!
Nefes alıyor.
Tamam.
- Nefes alıyor. Tekrar, ha? - Tamam.
Hadi.
EEG'si düz çizgi.
Artık o nefes almıyor. Makine alıyor.
Üzgünüm.
Korteksten beyin sapına kadar geniş bir beyin travması geçirmiş.
Kalbi durmuş ve beyne oksijen gitmemiş,
bu da büyük çaplı hücre ölümüne sebep olmuş.
Beyin hücreleri de bizler gibidir.
Ölürler ve hiç geri gelmezler.
Üzgünüm.
Hepsini kaybetmiş.
- Yani... -Öldü.
Kaç Aneesha!
Kaç Aneesha! Kaç!
Babam nereye gitti gördün mü?
Babanız...
Onu vurdular.
Öldü.
O zaman söyle.
Hayır.
O... O saklanıyor.
Beklersek...
Hayır canım.
Babanız...
Kötü bir adam onu öldürdü.
Anne...
Söyle ona.
Neyi söyleyecek?
Baban...
Onu bıraktık...
...ve onu öldürdüler.
Ama annem burada.
Buradayım.
Babam öldü mü?
DÜNYAYA DÜŞEN ADAM
İnsanlık, düşmanı yendi.
Düşman dünyanın dört bir yanında
çöküyor.
Artık savaşamıyorlar
ve sokaklarda ölüyorlar.
En büyük mucize de
bize bu zaferi Japonya'nın getirmiş olması.
YAŞASIN JAPONYA. KUTLAMA. ASLA PES ETME!
Büyük ulusumuzun vatandaşları
dünyaya önderlik edip düşmanı yendi.
UMUT, HAYALLER, MİNNET.
Kahramanlarımız... ebedîdir...
Nereye gidiyorsun? Kaçıyor musun?
Senin ailen falan yok mu çocuk? Ha?
- Var. - Burada olduğunu biliyorlar mı?
Onun ne yaptığını gördün.
- Hayır, o yapmadı. - Gördün.
Onları durdurdu.
Onları bu Jedi saçmalıkları değil nükleer bomba durdurdu.
- Ona ne oldu ha? Neydi o? - Kriz geçirdi!
Gördün!
Dinle, içeride onun öldüğünü gördüm. Tamam mı?
O hâlâ yaşıyor ve sen...
İzlemiyorum.
Bunu yaptım.
İzlemiyorum.
Onun...
Fişini çektikleri sırada onun elini tuttum.
Bunu yaptıklarında...
...onu kurtaramadım.
Kurtaramam.
Tamam mı?
Denedin.
Burada ailen var mı?
Annem burada çalışıyor.
Belki gidip onu bulmalısın.
Ben iyiyim.
Git.
Bekle.
Bu benim.
Bu senin.
Cidden onun yaptığına inanmıyorsan...
...bir bak.
Al!
Evet!
"BAŞARDIK"
Hey asker! Hey, hey, hey! Kahrolası kahraman!
Bizimle bir foto çektirir misin?
Telefonum yok. Sen çeker misin?
Burada acayip bir kahraman var, değil mi?
Evet!
Hey! Bakayım. Bakayım.
Tamam. Bakayım. Bakayım.
Evet!
Uzaklaşın!
Çekilin yoldan!
Ah, evet.
ÖHK Trevante Cole, Görev Birimi Saxo.
Sadece uçakla ABD'ye dönmek istiyorum.
Evet efendim.
Tamam. Evet, tamam.
Siktir.
Yoldan ayrılmayacaktık.
Ne yapmamız gerektiğini biliyorum.
Yiyecek var, askerler var...
İnsanlar var.
İnsanlar bize yardım edebilir.
Nereye gidiyoruz ki?
Anne.
Acıktım.
Ben de acıktım canım.
Burada kimse yok.
Çok büyük.
Sıcak.
Büyüyeceksiniz.
Dünyanın dört bir yanından görüntüler geliyor.
Bunların çoğu ajanslardan geliyor.
Kutlama ve birlikte olma vakti...
...insanlar saklandıkları yerlerden çıkıyor
çünkü bu uzaylı düşman neredeyse bir gecelik süreçte,
neredeyse geldikleri hızda yenildiler.
TÜM DÜNYADAKİ ZAFER KUTLAMALARI
Artık insanlar gökyüzüne bakıp zafer görüyor.
Bugünün kelimesi bu.
- Ve kutlamalar devam ederken... - Ne yapıyoruz?
Ne mi yapıyoruz?
- Eve gidebiliriz. - Hayır, gidemeyiz.
Evet, gidebiliriz. Millete baksana.
Neden buradayız?
Ne yapıyoruz?
Sağ kalıyoruz.
Neden?
Anne?
- O nedir? - Bir TV.
TV'de ne var peki?
Hiç.
Babamdan mı bahsediyorsunuz?
- Hayır, bahsettiğimiz şey... - Sağ kalmak.
Annem neden insanlardan saklandığımızı anlatıyordu.
Neden saklanıyoruz?
Çünkü bazen her şey sessiz, hoş ve güvenli göründüğünde
ve ona güvenebileceğini hissettiğinde
işte o zaman...
İçinde bir ses var.
Her zaman orada.
Bazen çok çok sessizdir ama onu dinlemen gerekir.
Çünkü güvenebileceğin tek şey o içindeki sestir.
Ve benim sesim bana
"Henüz değil. Henüz değil" diyor.
Anladın mı?
Artık burada mı oturacağız?
Hayır, burada oturmuyoruz.
Bu gece burada yatabiliriz.
Sonra?
Hiçbir yerde.
Çünkü güvenli değil.
Çünkü annemin sesi öyle diyor.
Bensiz başka bir yerde mi olmak istiyorsun?
Sizi bırakmıyorum. Hiçbir zaman.
Siz de beni bırakmıyorsunuz.
Yanımdan ayrılmayacaksınız. Buna izin vermeyeceğim.
Nerede birlikteysek orası evimizdir.
Bu gece evimiz burası, tamam mı?
İşte.
Gidip yatağınızı yapın.
Onu aramadın.
Onu görmedim.
Ben gördüm. Gördüm.
No comments yet. Be the first to leave one.