Walker Independence

Walker Independence

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Walker Independence S01E02 1080p WEB H264-CAKES
A Commentary by panzehir57
TORRENTGALAX Çevirmen: TV-Rip

Tags

web
1080
Published on: 2022-10-20
Downloads: 48
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Ne kadar yakışıklısın.

Günaydın şerif. Bir şey bulmana yardım edebilir miyim?

Evet, umarım.

Mezbahan yakınlarda mı?

Bir şey mi arıyorsun?

Emin değilim.

Ama kocamın neden öldürüldüğünü öğrenmem gerek.

Ve Şerif Davidson bedelini ödemeden gidemem.

Buraya dönme sebebimiz neydi?

Bir şey alınmış mı diye bakmak.

Yağmacılar çoktan gelmiştir.

Kıymetli şeyleri almışlardır.

Tecrübe konuşuyor.

Sen kimsin? Kim bu adam?

Ona neden güveniyoruz? -Calian beni burada buldu.

O olmasa ölürdüm. Ona canımı emanet ederim.

Dün bankada bana silah çeken adam için söyleyebileceğimden fazlası.

Ona bunu neden söyledin?

-Ben zaten anlamıştım. -Eminim öyledir.

Yani bu yabancıya güvenmeliyim. Bize nasıl yardım edecek?

Başka izler buldum.

Davidson'la biri mi varmış yani?

Belki bir tanık? -Ya da suç ortağı. Muhtemelen yardımcısı.

Augustus'a güvenebiliriz. Onu yıllardır tanırım. Bu kasabaya bağlıdır.

Çok fazla güven var.

Arkadaşın dün geceki gösteri sırasında az daha beni tutukluyordu.

Banka soydun.

Yalnız daha iyi çalışıyorum.

Davidson'ların Lucia'nın çiftliğinden hayvan çaldığından şüphelenmedin mi?

Cidden orada biteceğini sanıyor musun?

Ne yapmaya çalıştığını çözeceksek ikinizin birlikte çalışması gerek.

Liam'ın puro kutusu. -Boş.

Çok kötü. Bir tane içebilirdim.

Babasının köstekli saatiyle günlüğünü burada saklardı.

Başka bir şey mi buldun?

Bunu Liam yapmıştı. Burası birlikte yaşayacağımız yer demişti.

Orayı biliyorum. Bir sonraki tepenin ardında.

Sizi götürebilirim.

Görmem gerek.

Bayan Walker.

Burada ne işiniz var?

Şerif Davidson.

Burayı nasıl buldun?

Yeni taşındım.

Şerifin burada oturması bir kasaba geleneği.

Ama sanırım bunu biliyordun zaten.

Seni aramak için şerif karakoluna gittim ve burada olduğunu duydum.

Soygun hakkında mı konuşacaktın?

Evet. Soygun.

Seni arıyordum.

Anlaşılan birbirimizi bulduk.

Öyle görünüyor.

O şekilde rehin alınmak korkunç bir işkence olmalı.

Ardından ne geleceğini bilmemek çok korkutucu.

Kim olduğunu biliyor musun? -Henüz değil.

Augustus'la birlikte hâlâ tanıklarla konuşuyoruz

ama hatırlayacağın herhangi bir şeyin çok faydası olur.

Yüzünü bandanayla örtmüştü.

Saçı kızıldı.

Ortalama boy ve yapıda.

Muhtemelen birazcık zayıf.

Cidden keşke daha fazlasını hatırlayabilsem.

Yani...

Bankadaki bazı kadınlardan daha iyi.

Mavi gözlerinin etkisinde kalmışlar.

Senin hatırladığının o olduğunu düşünsene.

Öyle bir şey sırasında bunları hatırlaman tuhaf.

Belki zamanla daha detayları hatırlarsın.

Ama o zamana kadar...

Bunu yapan adamı yakalamak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.

Ailen var mı?

Yani burada seninle yaşayan biri olacak mı?

Bir gün ailem olmasını umuyorum.

Anladığım kadarıyla sen de burada yenisin.

Bankadakiler seni daha önce Independence'ta görmediklerini söyledi.

Buradan geçiyorum.

Kasabada arkadaşlarım var. Ne kadar kalacağıma karar vermedim.

Belki bir akşam yemeği bunu değiştirir.

Seninle mi?

Buraya ilk geldiğimde hoş geldin partisi yapılmıştı.

Olanlardan sonra kasabada sana düzgün bir karşılama töreni yapılması gerekir.

Yapacak başka işlerim var.

Başka bir zaman.

Başka bir zaman.

Bu sefer neye canın sıkkın Kate?

Dansçıların parasını hâlâ ödemediğini biliyorsun.

Zamanla ödeyeceğim.

Tedarikçilerin parasını ödeyince.

Yeni şerifimizin taç giyme töreninin tamiratını da.

Kızlara ödeme yap. Haftaya gösterin olmayabilir.

Yeni kostüme para veremem.

Onları giyecek dansçılar olmazsa kimsenin umurunda olmaz.

Hiç belli olmaz. Bir şeyler olduğunu duydum.

Hepimiz hasta olabiliriz.

Elimden geleni yaparım. Şimdi başka birinin başına ekşir misin?

Sorularını ona sor.

Taleplerde bulun.

Söylesene, yeni şerif hakkında ne düşünüyorsun?

Bütün gece onunla masadaydın. Ne dersin?

Bence bizi satın almaya çalışıyor.

"Biz" demene bayıldım.

Uçup git minik arı.

Arı vız vız vız.

İzler. Yetişmeye çalış.

Olamaz.

Hadi Cordell!

Tam arkandayım.

Aynı izler Calian. Kasabaya gidiyorlar.

Bunlar çamurda.

Benim kadar güçlü etki bırakıyorlar mı?

Nallar. Yıldızlar.

Tamam, gidip bu işi halledelim o zaman.

Demirciye gidelim.

Anladım. Kasabadaki herkes seni sevmiyor.

Ben önden gider konuşmayı yaparım. Sen de

her nereden izliyorsan

oradan izlersin.

Bu nal yıldızları biraz fazla dikkat çekici.

Son günlerde bunlardan yaptın mı?

Evet. Müşterilere yaptım.

Doğru.

Çok dikkat çekmeyen müşteriler var mı?

Şehirde yeni olanlar falan?

Senin gibi mi? Neden sordun? -Şey,

şu senin nallarından takmış bir ata binmiş olan bir arkadaşımın arkadaşını arıyorum.

Hoyt Rawlins.

-Seni yine görmek güzel. -Şerif yardımcısı.

Bankadakilerle konuştum.

-Soyguncunun eşkâline uyuyorsun. -Öyle mi?

Bandana takmış birini teşhis etmek zordur.

Taktığını söylemedim ki.

Yani yakalanmak istemiyorsan takmak mantıklı.

Anlarsın ya.

Uzman gibi konuşuyorsun.

Belki ikimiz biraz konuşmalıyız.

Evet.

Acaba o ne düşünüyor?

Soygundan bir gün sonra sorgulanmak için kasabaya geliyorsun.

Bu ne cüret?

Kocam dün gece Hagan's'daki gösterideydi.

Kırmızılı bir Meksikalı şarkıcıdan bahsedip durdu.

Benim dün çamaşır ipinden çalınan kırmızı elbisem.

Sen olduğunu biliyorum.

Elbisemi geri getir yoksa şerife giderim.

Yardım edebilirim.

Pardon?

Akşamüstü çamaşırhaneme gel.

Daha iyi yapacağım.

Belki daha sonra. Otur.

Evet, onu yakalamana nasıl yardımcı olabilirim?

-Evet... Dün neredeydin? -Dolaşmaya çıkmıştım.

Söylemiştim. -Ondan önce.

Lucia Reyes'le birlikte Hagan's'taydım.

Teyit edecektir. Ama bir iyilik yap, ailesiyle konuşma.

Yapmaması gerekiyor. -Neyi?

Senin gibilerle muhatap olmayı mı?

-Kasabadayken nerede çalışıyorsun? -Reyes çiftliğindeyim.

Biri hayvanlarını çalıyormuş.

Onu araştırmak isteyebilirsin.

Şerif yapılmamak zor olmalı.

Şunu açık anlatayım:

İşimi yapmak için yıldıza ihtiyacım yok.

Bu kasabayı koruyorum, yani tekrar deneyelim.

Bir şey gördün mü, duydun mu? Belki barda.

Yardımı olur. -Biliyor musun...

Aslında bir şey duydum.

Ama biraz boğazım kurudu.

Burada içecek bir şey var mı?

Ayaklarını masadan indir.

Dinle, hayvan hırsızlığı.

Banka soygunu. Buradaki standart suçlar.

Su mu?

Beni konuşturacak olan viskidir.

Dışarı.

Her zaman zevktir, yardımcı.

Tabii öyledir.

Şerif.

-İçeride her şey yolunda mı? -Evet, sadece

banka soyguncusunu bulmak için yardım etmeye çalışıyordum.

Bu arada onları kendim bulursam ödül var mı?

Evet, atı.

Gri kuyruklu kahverengi bir iğdiş beygir. Tanıkların hemfikir oldukları tek şey.

O atı bulursan adamı da bulursun.

Çıkar baklayı Augustus. Aklında bir şey olduğu belli.

Geçen gece Reyes ailesinin bazı hayvanları çalınmış.

Acaba bağlantı var mı diye merak ettim.

Hayvan hırsızı ve banka soyguncusu mu? Biraz abartı görünüyor.

Onu Sung'ın Çamaşırhanesine götürmelisin. Kai hemen diker.

Böyle kalmasını tercih ederim. Daha dikkatli olmayı hatırlatıyor.

Bana gelen bir şey var mı? Babamdan mektup bekliyorum.

Hepsine bakacak fırsatım olmadı. Babandan mı?

Oğlunun yeni pozisyonuyla çok gurur duyuyordur herhâlde.

Onu memnun etmek zordur.

LIAM COLLINS'İ ŞERİF ÖLDÜRDÜ. CESET TEPEDE GÖMÜLÜ.

Şerif? Her şey yolunda mı?

Daha dikkatli olmayı hatırlatan başka bir şey daha.

Calian? Hoyt nerede?

-Şerifin ofisinde sorgulanıyor. -Bu iyi bir şey olamaz.

Kendini nasıl bu duruma... -Yaran.

Enfekte olmuş gibi.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left