The first 200 lines.
Bak dedim, bak!
Umurumda değil!
Göster bakayım!
Of, o kalçalar bitirdi beni!
Göstersene Carlos.
- 10 üzerinden 7.5. - 10 üzerinden 5.
En fazla 5 eder.
Olmadı bak.
- Yalancı! - Fena değil işte.
- Senin karın da mı 5? - Karımı karıştırma.
Kapa çeneni.
Ona bakma, hatta onu düşünme.
Kuzenim karısından bahsetti.
Kıyamet koptu.
Tatiller iptal edildi.
Çocuklar yalnız kaldı.
- Affedersiniz! - Ne?
Sen kızsın.
Evet, sanırım.
Tarafsız birine ihtiyacımız var.
Kalçaları güzel mi sence? Göt demiyoruz, hayır.
- Hayır, yapma... - Pek sayılmaz.
Fena değil. Mükemmel diyemem.
Kıskandın bence.
- Ne? - Alakası yok!
- Kıskandın. - Hatun anoreksik.
İşte bu be!
Sen benimkileri görmedin.
Görmedim, hayır.
- Demek kıçımı görmek istiyorsun. - Israr ediyorsan...
Seninki peki?
Benim kıçım harbiden güzeldir.
Carlos'a sor.
Carlos şahit. Kıçım taş gibidir.
Herkesi sollarım.
Hey, biracı!
Biracı bey!
Ne oluyor?
Affedersiniz bayanlar baylar!
O kalçalarla kıskanmaya hiç gerek yok.
Kız arkadaşının mı?
- Kız arkadaş mı? Bende yok. - Şaşırmadım.
Benimle uğraşıyor.
- Bu doğru. - Karşı konulmazımdır.
- Ona fotoğraf gönderiyor. - Beni alan yaşadı.
Romantiğimdir de, şiir yazarım.
"Kar yağsın, kar yağsın!"
Yağdı da.
Onun aksine ben konuşurum. Asla bir şey söylemez.
Konuşmasa da olur.
Sen kaşındın!
- Ne demek istedi? - Yakışıklı olsaydın az konuşurdun.
Onu çok konuştuğum için fark ettin!
Bobby! Bobby!
İhtiyacın olursa ipotek konusunda sana yardım edebilirim.
Gerçekten, numaranı versen yeter.
İşimdeyim gücümdeyim, yakışıklıyım.
İpotek konusunda Tessier'nin eline kimse su dökemez!
Hayatımı düzene koydum!
Havada aşk kokusu var...
Çılgın kalabalığın
sevinç çığlıklarını duyuyor musunuz?
Çünkü herkesin yeni gözdesi
Montrealli Bobby Silva,
az önce Las Vegas UFC Tüy Sıklet'te
dünya şampiyonu oldu.
Boksun yerini alan bu sporun
daha sağlam bir tanıtımı düşünülemezdi.
Bu Chantal!
Chantal Hanım!
- Seni seviyorum Chantal! - Yapma!
Hadi kızlar.
Bana bak... Bence hepimiz Küba'ya gitmeliyiz.
O neydi öyle?
Seni seviyorum Chantal!
Seni seviyorum Chantal!
Ne karşılaşmaydı ama!
Beni korkuttun.
Müthiş bir dövüş oldu.
O video ne öyle?
- Kadının tekiyle. - Şakaydı ya.
- Sarhoş musun? - Hayır.
- Bu daha yatmadı mı? - Hayır.
Şöyle yatırsana.
- Bizimle yatsın. - Hayır, olmaz.
Ne oldu?
Balıklar geldi
Nehre atlayacaklar
Balıklar geldi
Nehre...
Seni seviyorum Chantal!
- Seni seviyorum Chantal! - Buyurun benim!
Seni seviyorum Chantal!
Bir daha!
- 250.034 görüntüleme. - Nasıl?
Bu saçmalığı tescil ettirelim.
- Telif hakkını diyorum. - Niye ki?
Tişört, şapka, havlu, kupa... Aklına ne gelirse.
- Altın yumurtlayan tavuk! - Kuzenim ucuza yapabilir.
Kuzen iyi fikir.
Kız kardeşimin düğünü için pankart yapmıştı. Fırfırlı, renkli böyle...
Onu arayayım. Marco'yu ara.
Bribitch.
Cédric...
Brigitte.
"Bir mühendis, Chantal Tremblay'e canlı yayında saldırdı."
Saldırdı derken?
Sarıldık canım, şakaydı!
Şirketimizin adı böyle bir olayla anılamaz.
- Merak etme. - Yorumlar şöyle:
"Sakin ol aptal sürtük."
"Üzüleceğine sevin, çok çirkinsin."
"Yanına gelip seni öptüğüne şükret."
"Yüzünü gördünüz mü?"
"Sürtük kuyruk sallamasa olur muydu?"
"Kaçık, azgın, şişko orospu. Kesin lezbiyendir."
"Şakaydı ya, bi' siktir git." "Bunların alayı fahişe."
"HAHA."
- Bunlar bizim değerlerimizle örtüşmüyor. - Benimkilerle de şahsen.
- Ağabeyinin haberi üstelik. - Ağabeyimin mi?
Eksik olma gerçekten!
Televizyonda bir kadına rızası olmadan dokundun.
Benim bir suçum yok, ben...
- Demek yok? - Hem evet hem hayır.
Hiçbir şey senin suçun değil zaten.
İşimi kaybetmek üzereyim.
Şirketin, kadın düşmanlığını sineye çekmemesine sevindim.
Kovulmam umurunda değil yani.
Her üç kadından biri cinsel tacize uğruyor. Kadınların %33'ü yani.
- Bu da... - Üçte biri.
Üçte bir. Hiç onları düşündün mü?
- Sophie'yi ya da? - Hangi Sophie?
Sophie, eski sevgilim.
O nereden çıktı şimdi?
Dedesinin cinsel tacizine uğramıştı.
- Kahve? - Lütfen.
Kahve?
Hayır.
Teşekkürler Micheline.
Memelerine bakmasan olmuyor mu yani?
- Nadine ne dedi? - Ne desin, saçmalık bu.
- Seni terk etse yeridir. - Sana da malzeme çıkar.
- Hâlâ bunun şakasını mı yapıyorsun? - Kendimi mi öldüreyim?
Bu iki aşırı uç arasında oldukça büyük bir alan var.
- Tessier'yi görmeliyim. - Tessier'yi mi? Neden?
Merhaba aşkım!
Tessier ne alaka?
Cédric, Tessier'nin bununla ne ilgisi var?
Hay aksi, unuttum!
Bekle, seni almaya geliyorum.
Micheline?
Onu yakalamamız gerek.
Seni uzaklaştırmadan önce şikâyette bulunmalıyız.
- Şikâyet mi? - Hem de iki tane. İstismar ve taciz.
Çok olgun.
Bribitch en iyi mühendisini uzaklaştırdı, bu çok olgun!
- Ona Bribitch demen şart mı? - Kaltak olmasaymış.
- Kusuruna bakma. - Ne?
Şikâyette bulunmak bizim işimiz.
Bribitch'e bir garazım yok.
- Hadi ama ya! - Brigitte.
Haksız bir şikâyette bulunmak işe yaramaz.
Kardeşinin ayağını kaydıracak!
Canlı yayında bir kadına saldırdı.
"Saldırdı", yapma.
Beni burada indir.
Hayır, seninle geliyoruz.
Neredesiniz?
İlişiğini kesmeden hemen imzala şunu.
Yapma. Sahip çık.
İmzala.
İmzala.
Kadınları önemsemiyorsun.
Kesinlikle önemsiyor! Ben yaşayan kanıtıyım.
Demek istediğim öyle, evet.
Adet döngüsü uzunluğu?
28 ila 32 gün.
Nadine'in yumurtlaması?
Anlamadım?
Tüm kürtajları düşündüğünde bilmelisin.
Kürtaj mı?
- O bir erkek! - Onun da kürtajı.
- Quanto? - Üç mü?
En az beş: Annabelle, Fransız kız, patronunun eski sevgilisi...
- Babası ben miyim, şüpheli! - Nadine, iki kez.
Nereden biliyor?
Amacın ne?
Olay şu ki
prezervatif takmak onu çok rahatsız ettiğinden
kadınları kürtajla travmatize etmeyi tercih ediyor.
Kimse bana prezervatif tak demedi.
Tek düşündüğü prezervatifse sıkıcı biri olmalısın.
Yani doğum kontrolü kadının sorumluluğu mu?
Bir de kadınlar niye kendilerini güvende hissetmiyorlar diyoruz.
Ne diyorsun?
- Kadınlar kendilerini güvensiz hissediyor. - Hepsi mi?
Benim deneyimime göre, evet.
Ben kendimi güvensiz hissetmiyorum.
- Öyle mi? - Evet.
Çok şanslısın.
No comments yet. Be the first to leave one.