The first 200 lines.
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Şey ben...
Romanya'da ailemizden kalan var mı diye sordu.
Rumence bilmiyor musun?
Hayır, bilmiyorum. Afedersin.
Ağır ol bakalım.
Ne söyledi?
Senden nefret ettiğini söyledi.
Hayır, hayır, hayır. Güzel olduğunu söyledim.
- Frumoasa. - Frumoasa.
Foarte frumoasa.
Teşekkürler.
Burası mı?
Sanırım öyle.
Julia.
Fena değil.
İşten o.
Beğenmedin mi?
Hayır. Hayır, çok güzel.
Fumoas...
- Frumoasa. - Frumoasa.
Uçak gibi kokuyorum.
Benim favori kokum.
Bayat fıstıklar ve terli yabancılar.
Neden burayı beğenmediğimi düşündü ki?
Çünkü fazla sırıtıyorsun.
Etrafta aptal gibi sırıtarak dolaştığımı mı söylüyorsun?
Sadece benim etrafımda.
Çekilmez birisin.
Uyuyamadın mı?
Hayır.
Seni uyandırdıysam özür dilerim.
Buraya gel.
Yarın ne zaman kalkman gerek?
Erken.
Gitmeden önce beni uyandır, tamam mı?
Peki.
Uyandırırım.
Hey.
ÇOK GÜZEL UYUYORDUN. SENİ UYANDIRMAYA KIYAMADIM.
KOMİKSİN. BUGÜN İYİ ŞANSLAR.
Rumence öğreniyorum.
O güzel bir kadın.
O güzel bir kadın.
Havuç yiyorum.
Havuç yiyorum.
Bir film izlemek istiyorum.
Maria babasıyla kahve içer.
Un cafea va rog.
O cafea.
O cafea. Pardon.
Hayır, aksanınız harika.
Teşekkürler.
O cafea cu lapte?
Da, cu lapte.
Merhaba!
Üzgünüm.
Afedersiniz.
Üzgünüm, anlamıyorum.
- Işık. - Işık. Evet.
Peki. Teşekkürler.
Merhaba aşkım.
Karanlıkta durmanın özel bir nedeni var mı?
Öylece insanları izliyorum.
İş nasıldı?
Yorucu.
Ama güzel.
Bu benim için mi?
Senin için.
Biraz aptalca.
Evet.
Öyle. Çok aptalca.
Ve çok beğendim.
Sana aldım.
Ne bu?
Bir sembol.
Neyin sembolü?
Baharın gelişinin.
Belli değil mi?
Ne oluyor?
Emin değiller.
- Selam. - Selam, gel de şuna bak.
Sanırım geçen gece yanından geçtiğimiz olay.
Ne diyorlar?
En son ne zaman görüldüğünden bahsediyorlar.
- Öldürülmüş mü? - Öyle görünüyor.
O adam oradaydı. Ne diyor?
Cesedi o bulmuş.
O nasıl...
Söylemediler.
7' de burada olacaklar.
Peki.
Simion benden hoşlanıyor mu yoksa aptal olduğumu mu düşünüyor anlamıyorum.
Yeminle, ne zaman onunla tartışmaya başlasam, The Godfather'ın sonundaki...
...Diane Keaton benmişim gibi kapıyı suratıma çarpıp çıkıyor.
Hey.
Ne?
Ne oldu?
Yok bir şey.
Caddenin karşısında yaşayan bir adam var...
...ve sürekli buraya bakıyor.
Nasıl buraya bakıyor?
Ne zaman oraya baksam...
...penceresinin önünde dikilmiş ve sanki beni gözetliyormuş gibi geliyor.
Hangi pencere?
Şuradaki.
- Bir şey göremiyorum. - Çünkü daha gündüz.
Sadece geceleri mi bakıyor?
Onu sadece geceleri görüyorum.
Sana baktığı anlamına...
Bak ne diyeceğim. Unut gitsin.
Yapma, hadi ama.
Bir şey canını sıkıyorsa, bu konuda konuşabiliriz.
Cidden ben iyiyim.
Diane Keaton mu oldun şimdi yani?
Ben de tam olarak öyle dedim.
Pardon, kocanın yeni hesaplara ihtiyacı olduğunu söylüyordum.
Sana başka ne verdiler?
Frosty Cakes ve kadınlara yönelik ofis malzemeleri satan bir şirketi.
Simion üzerinde daha iyi bir etki bırakmalısın.
Bu iyi bir fikir. Teşekkürler.
Bunu düşünememiştim.
Ve sakın Chinui ile Se Chinui'yi karıştırma.
Ne oldu?
Boş ver, bu hatayı bir sunum esnasında yaptım ve bunu sürekli yüzüme vuruyorlar.
Müşteriye onlar için savaşacağını söylerken onlara işkence edeceğini söyledi yanlışlıkla.
Şey, burada sigara içsem sorun olur mu?
Şey, Julia birkaç ay önce sigarayı bıraktı.
Sahi mi? Sigara içtiğini bilmiyordum.
İçmemeye çalışıyorum zaten.
- Mecbur değilim tabii. - Hayır. Hayır, gerçekten.
Sorun değil.
Kötü bir etki bırakmak istemiyorum.
- Hayır, sorun değil. - Tamam. Teşekkürler.
Francis bize senin bir aktris olduğunu söyledi.
Evet. Öyleydim.
Şey...
Pek bana göre değildi, o yüzden yeniden değerlendiriyorum.
Jules ve ben geçen gece ilginç bir deneyim yaşadık, değil mi?
Birkaç blok ötede yürüyorduk, bir suç mahallinden geçtik. Bir sürü polis vardı.
Bu öğlen haberleri izlerken gördük.
- Ne olmuş? - Bir kadını dairesinde ölü bulmuşlar.
Evet, sen de duydun mu?
Saçmalık.
Ne?
Büyüklerin konuşabilmesi için gitmem mi gerekiyor?
Kadının kafasının kesildiğini söylüyorlar.
- Bunu bana söylememiştin. - Bunun hakkında bir şey dememişlerdi.
Diğer saldırılarla bir alakası olmalı.
Yaklaşık 1 ay önce, aynı yaşlarda boğazı kesilmiş bir kadını dairesinde bulmuşlardı.
Ama bu seferki başını gövdesinden ayıracak kadar derin kesilmişti.
Ona Örümcek diyorlar.
- Yardıma ihtiyacın var mı? - Hayır, hayır, hayır, iyiyim.
Scuzi.
Sen yeni komşu olmalısın.
Evet.
- Siz ikiniz yeni taşındınız, değil mi? - Evet.
Beni duyabiliyor musun?
Evet, İngilizcen mükemmel.
Teşekkür ederim ama demek istediğim beni dairemin içinde duyabiliyor musun?
Hayır. Tam olarak değil.
Hııom.
Sen bizi duyabiliyor musun?
Hayır. Şüpheli bir şekilde sessizsiniz.
Bu yüzden sizi çok sevdim.
- Ben Irina. - Julia.
Çok fazla gürültü yaparsam duvarıma vur.
Peki.
BÜKREŞ'TEKİ SALDIRILARDA BULUNAN DÖRDÜNCÜ CESET
Uyandım ve karanlıkta başımda dililmiş bir adam vardı.
Başıma bir yastık kılığı geçirdiğinden yüzünü göremedim.
Boğazıma bir bıçak dayadı ve bastırdı.
Derime girdiğini hissettiğim için öleceğimi sandım.
Ama sonra durdu ve yanıma oturup beni izledi.
Sanki saatlerce oradaymış gibiydi.
Sanırım daha önce de beni izliyordu.
Arkamda biri varmış gibi...
...hissediyordum sürekli.
Yalnızken bile.
CHARADE
Nerede, hanımefendi?
Bilmiyorum.
Onu bana ver.
- O benim! - Hayır!
Peter! Peter!
Bir adam beni öldürmeye çalıştı!
Peter?
Peter?
Peter, iyi misin?
Kapıyı kilitle. Benden başka kimseyi içeri alma.
Ben çıkınca tüm pencereleri de kapat.
Dikkatli ol.
Lafı tam ağzımdan aldın.
Marlboro.
Hayır. Kalsın. Teşekkürler.
Hey!
Arka kapı var mı?
Simion, onları etkileyebilmek için Sofya'daki merkeze gidip dansla şarkıyı sergileyin dedi.
Nicolae mi yoksa ben mi gideceğim henüz belli değil.
Bu harika.
No comments yet. Be the first to leave one.