The Humans

The Humans

Download Turkish Subtitle

Release info

The Humans 2021 WEBRip x264 AAC-Turkish
A Commentary by panzehir57

Tags

webrip
web
x264
BRip
Published on: 2022-08-13
Downloads: 41
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Ne yapmaya çalışıyorlar sence?

Bir dünya tuvalet kağıdımız var zaten. Gerek var mıydı?

Baba, gelirken bir şey getirmeyin demiştim...

Baba.

Beni dinlemiyor ki.

- Tanrım. - Ciddiyim...

- Belki de... - Bildiğin rezalet.

- Şuna bakın hele. - Bayağı iyi, değil mi?

Komşumuzdan geliyor.

Sürekli bir şeyleri düşürüp duruyor herhalde

...ya da tepiniyordur, bilmiyoruz.

Görev tamam.

Tuttum seni, anne.

Bekle...

Olmadı, geri gitmen lazım.

Tanrım.

Tamam.

Tamam.

Pekâlâ. Hadi, Anne.

Evet, aynen...

İşte bu kadar.

Aynen böyle.

Hadi ama.

- Aç kapıyı. - Peki, tamam.

Dur yardım edeyim.

Geriye çek biraz.

İşte böyle.

Tanrım.

- Dikkatli ol. - Tamamdır.

Ev bayağı büyük, değil mi?

Önceki evinden büyük olduğu kesin.

Seslerden şikayetçi oldunuz mu?

Hayır baba, yetmişli yaşlarda Çinli bir kadın...

- Şikayet etmeyeceğim... - Ben de pekâlâ altmış bir yaşındayım.

Yaşlı insanlar hala bazı şeyleri idrak edebiliyor.

- Kötü bir niyeti yoktur demek istiyorum. - Biz yine de...

Yaşı büyük.

Zorunda olmadıkça rahatsız etmek istemiyorum.

Paltolarınızı alayım.

Alayım.

Hepiniz, geri dönün...

...herkes geri dönsün...

Tüm bu telaş...

Her yere... geri dönüyor muyuz...

- Size seslendiğimin farkındayım. - Ne söylediğinin...

...bilincinde mi?

Anlatmak istedikleri hakikat olsa da,

...ağzından çıkanlar hep anlamsız...

Şimdi hepsi karalar bağladı.

Doktor sayıklamasının normal olduğunu söyledi.

Asla geri dönemezsin...

MoMo, kesinlikle tekrar gelebilirsin,

- ...ne zaman istersen. - Asla geri dönemezsin.

Hala başa çıkabiliyorken

...bizimle birlikte evimizde olması, büyük bir lütuf.

Değil mi, Erik?

Baba.

Hop, dünyaya geri dön.

- Üzgünüm, üzgünüm. Uzun yoldan dolayı. - İyi misin?

Evet, biraz kafein alırsam, daha iyi olacağım.

Havalı bir sandalyeymiş.

Erik, şu havalı sandalyeye baksana.

Rich'in ailesi hediye etti, koltukla beraber.

Oturma odası burası mı olsun, pek emin değilim.

Burası yatak odası da olabilir.

Baba burada telefon çekmez, şey yapman lazım...

- Hattın, Verizon mı? - Sprint.

O zaman pencereye biraz yaklaşman lazım.

Evet de, öyle değil.

Tamam, eğil şimdi biraz.

Eğil.

Pencereye yapış... Aynen öyle.

Tanrım... Tanrım.

İyi misin?

Evet, sanırım.

Dışarıda gezen kim?

- Hey. - Evet?

Dışarıda gezen kim?

Kapıcıdır herhalde, oraya başkası giremez.

Yok, bir kadın herhalde.

Muhtemelen kapıcının karısıdır o zaman.

- Ha? - Bu dolabı ben alıyorum.

Seksen üç çift ayakkabı.

Yatağı kaloriferin önüne koymak

...bana tehlikeliymiş gibi geldi.

Ayrıca... Kapı da hemen şurada zaten.

- Pekâlâ... - Bana bırak, Anne.

Hey, Dedektif, burası New York, insanlar gürültülüdür.

Zor bir gece geçirdi,

- ...hala uyumadı. - Deirdre...

Neden uyumadın? İyi misin?

- Erik, uyumadın.. - Evet, iyiyim.

Tuvalet kağıtlarını unuttum!

Tamam, bekle.

Kâbus falan mı görüyor bilmiyorum.

Geçen gece bütün çarşafları terle kaplıydı.

Rich bazen uyku hapı kullanır.

Ondan isterim, ne tür lazımsa.

Tabii, aynen. Sanki baban herhangi birini kullanır da.

Hayır, hayır...

Rich bir süredir garip rüyalar görüyor, şeyle alakalı...

Taşınma stresiyle alakalı olduğunu düşünüyor.

Anlamlarını çözmeye çalışırken beni de uyutmuyor...

Bir psikoloji dersi almaya başladı,

...sonra birden psikiyatrist havalarına girdi.

Ben iki tane psikoloji dersi alıyorum!

Bir.

- Selam, Rich! - Bunları yol kenarında buldum,

...gözden çıkarıldıklarına inanabiliyor musun?

Richard, ne bağırıyorsun?

"Rica etsem, aşağıya peçete getirebilir misin?" dedim!

Tabii,

...ya da gelip kendin alabilirsin.

Cidden benim yukarıya gelip...

Hayır, hayır. Ben hallederim. Pardon.

Hey!

Bunlar farklı renkler mi şimdi?

Papaya, Toz Mavi,

...Ecru, Deniz Kabuğu, Bebek Mavisi.

- Burada ne oldu böyle? - Anne...

Eğer, Scranton'a taşınsaydın,

...hayatın muazzam kolaylaşırdı.

Scranton'a taşınsaydım,

...sizin hayatınız muazzam olurdu.

- Hadi ya? - Abartma kendini.

Bunlar bana çok benzer görünüyor.

Bayağı bayağı farklılar.

Keşke daha iyi bir manzaran olsaydı.

Anne, orası avlu sadece.

İyi, yemekten sonra,

...belki topluca avlunu gezeriz.

Gülmesene.

Gülümsüyorum sadece.

- Kes şunu. - Gülümsedim sadece.

Gülmekten ağlıyor musun sen?

- Uğraşmayın benle. - Hadi gidelim.

Çıkıyoruz.

Uğraşmayın. Bu kadarını kaldıramam.

Affedersiniz, ben MoMo'yu...

...avluya çıkarıyorum da.

Bridge, hediye paketlerimizi bile açmadın mı hala?

Taşıma kamyonu buraya gelene kadar hiçbir şey açmıyorum!

Ne?

Ne dedin?

Kes şunu...

Ne dedin?

Hayır, Hayır Queens'de takılıp kalmış hala!

Ne?

- Dedim ki... - Ne dediğini duyamıyorum.

Queens'de yolda kalmış.

Queens'de yolda mı kalmış?

Seni duyamıyorum.

- Hey, gel buraya. - Ne var?

Kes şunu. Konuşmayı bırak da bana şampanya getir.

Anne, senin için.

- Teşekkür ederim. - Bize ne aldın?

Teşekkürler.

Açman lazım Aimee, hediyelerin olayı bu.

Teşekkürler.

Erik, yırtma. Paketini saklamak istiyorum.

- Vay be. - Eşyaları paketlerken buldum.

- Biz bu kadar genç miydik ya? - Aimee baksana ne kadar küçüksün.

Bu fotoğrafta fil gibi çıkmışım.

- Hayır. - Kes şunu.

Elimde de yağlı pasta var.

Genetiğimi de suçlayamam.

Bunlar altın değerinde, Bridge, teşekkürler.

- Teşekkür ederim. - Cidden öyle tatlım, teşekkürler.

Şuna baksana, anne.

Bu fotoğrafta da gezegen gibiyim.

Mızmızlanma artık.

- Ben senden de iriyim. - Çok güzel görünüyorsun.

Wildwood'u özledim.

Geri dön, tatil yapmış olursun.

Onu babana anlat, seyahatten nefret ediyor.

Seyahatten nefret etmiyorum.

New York'a gitmekten nefret ediyorsun.

- Etmiyorum. - Tamam, bak bu yalandı işte.

Evet, ediyorsun!

Hayır, havaya uçan iki binadan bir kaç blok ötede...

...bir yere taşınmandan nefret ediyorum.

Ayrıca sel bölgesi olmasından,

- ...nefret ediyorum. - Burası güvenli bölge.

- Çin Mahallesi'ni son kasırgada sel bastı. - Bu sayede,

...maddi gücüm burada yaşamaya yetiyor.

Parasını sen ödemiyorsun sonuçta.

Baba...

Hadi ama.

- Baba... - Her yerde göçükler var.

- Bunların onarılması lazım. - Peki. Teşekkürler, tamirci bey.

Kimse bir uçakla,

Grand Street'teki balık pazarına dalmayacak.

Queens'de kalmanı istiyordum.

Aimee'nin Cira Centre'ın tepesinde olması,

...zaten yeterince canımı sıkıyor.

Yeter. Philly, New York'tan daha sakin.

- Aimee, bir de sen... - Daha güvenli diyorum sadece.

Çünkü teröristler bile...

...Philly'de takılmak istemiyor.

Philly berbat bir yer.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left