The first 200 lines.
Sarah'ya olanı engellemek için
geçmişe dönemezsin.
Peki yeniden başlamak için her şeyi yakmaya hazır mısın?
Evet.
"Koca Oğlan" lakaplı bir nükleer savaş başlığı kaçırıldı.
Önemli olan detonatör.
Peki nasıl gireceğim?
Bunu senin için yapabilecek birini söyleyeceğim.
Adın Janet, değil mi? Archie senden söz etmişti.
Eminim her şeyi anlatmamıştır.
Siyah kod. Geri dönmemiz için yetki veriyorum.
Çocuğunu kaybetti.
Gezegeni yok etmek istemen mantıklı.
Gezegeni yok etmek istemiyorum.
Ama nükleer detonatör olayı öyle demiyor.
Ona ben basmayacağım.
Sen basacaksın.
La, la, iyi geceler, iyi geceler.
Shiv?
Shiv? Shi...
Tanrım.
Sen nasıl...
Ayakta mısın?
Suresh! Suresh, hemen gel!
Ne oldu?
Bebeğin yürüyor ve konuşuyor.
Ne?
Yürüyor ve konuşuyor mu?
Üç çocuğum var Doktor Anand, bir tuhaflık olunca anlarım.
Dün tek adım atmamış ve tek kelime etmemişti.
Bu sabah beşiğinden çıkmış ve
tam cümleler kurmaya başladı.
Sanki bir gecede altı ay gelişti.
Ne oldu? Yine mi rüya gördün?
Televizyondaki adam savaş var dedi.
Bir bomba vardı,
anneannemle dedemin yaşadığı yerde.
Bir şey yok canım. O gerçek değil.
Ama gerçek.
Hey amca, duvara ne oldu?
Bu sabah uyanıp dükkanımın önüne
ırkçı grafitiler yapmaya karar verdim.
Ne olmuş olabilir sence?
Yine dazlaklar.
Bu sefer cam kırmışlar mı?
Kırmamışlar.
Belki tuğla parasına değmeyeceğimizi düşündüler.
Yine de defalarca ve defalarca Pakistanlı olduğumuzu
öğrenmek güzel.
Her seferinde şaşırıyorum.
-Bunu hesabıma yazar mısın? -Hayır!
Kusura bakma Shiv. Artık avanta yok.
Hey, dinle,
babanın para sorunları geçecek.
Çok rahatladım, sağ ol.
Gerçekten.
Bir planım var.
Üstü kalsın.
Sağ ol Bono.
Siyah Mermer. Charlie İçin Çay.
Kayıp Kız. Farklı Şehirler. Memleket Yolcusu. İdare et ve Onar.
Siyah Mermer. Charlie İçin Çay.
Kayıp Kız. Farklı Sınıf.
Memleket Yolcusu. İdare et ve Onar.
İdare et ve Onar.
Siyah Mermer.
Charlie İçin Çay.
Kayıp Kız. Farklı Sınıf.
Memleket Yolcusu. İdare et ve Onar.
...bir füze saldırısı olabileceğine dair haberler geliyor.
On binlerce asker...
2:30'da Epson Downs'ta Siyah Mermer'e para yatırmak istiyorum.
Kimlik var mı?
Tamam. Ne kadar?
Beş pound lütfen.
İlk koşu bitti ve başardı.
Siyah Mermer kazandı.
Kahretsin.
Ne kadar olursa kâr.
3 Eylül Cumartesi
Geçmene izin veremem oğlum.
-Orası amcamın dükkanı! -Üzgünüm.
Baba?
Shiv!
Gittiler Shiv.
Gittiler.
Ne oldu?
Kahrolası faşistler dükkanı yaktı.
Hiç şansları yoktu.
Kuzen!
Ne yapıyorsun? Sinir krizi mi geçiriyorsun?
Hayır, sadece... Sadece...
Buraya süt almaya geldim.
Tuhafsın ya.
3 Eylül Cumartesi
Ne işin var burada?
Petrol bidonu olan adam
soru soramaz.
Borcumuz var Shiv.
Annemle babam dükkanı ayakta tutabileceğini sanıyor,
ama yapamazlar.
İcra memurları gelmese,
kurtuluş cephesi var.
Yani yakacak mısın?
Ulusalcılar yapmış gibi göstereceğim.
Sigortadan para alırız ve...
Sana yardım edebilirdim.
Evet, ne yaparak? Banka mı soyacaksın?
Boş ver bunu. Evine git.
Ailen üst katta.
Evet, yangın etrafı sarmadan önce
onları arka tarafa çıkarırım. -Hayır, olmaz.
-O yayılana kadar... -"Yayılana kadar" mı?
Alkollerin ve şarjörlerin yanında
ateş yakıyorsun geri zekalı.
On saniye içinde yayılır.
Bana güven.
Biliyorum.
Burada ne işin var?
Seni kurtarmaya geldim.
Ne yaptın?
Bunu ben yapmadım. Bunu ben yapmadım.
Geride durun lütfen.
O bir şey yapmadı ki.
Bu akşam iyi bir şey yaptın Shiv.
-Sen kimsin? -Senin yeni patronunum.
Bir süredir seni izliyorum.
Hazır olduğundan emin değildim. Ama artık eminim.
-Neden söz ediyorsun sen? -Siyah Mermer.
Charlie İçin Çay.
Kayıp kız. Farklı Sınıf.
Memleket Yolcusu. İdare et ve Onar.
Gelip oturmaz mısın?
Bazı şeyleri öğrenmek üzeresin.
Bütün bunlar ne demek, öğrenmek ister misin?
Evet.
Kayıp Zafer'e sormalısın. Hayır, soramazsın.
Yine seni atlattılar.
Koca Oğlan nerede?
Bomba nerede? -Bilmiyorum Shiv.
Onu teslim almadan beni yakaladınız.
Kargo şirketi değil bu.
Depodan teslimata kadar takip edemiyorsun.
Bana biraz vurup gerçeği
söyleyip söylemediğime bakmayacak mısın?
Bize söyleyene kadar o hücrede kalacaksın.
Tüm bu haritalarda programı çalıştırdık,
sistemimizde bilinen hiçbir bölgeyle alakası yok.
Katman halinde baktık, geri çevirdik,
işaretlerimizi kaldırdık.
Bunların gerçek mekanlar olduğundan emin değilim.
Yani sahte haritalar mı karalıyorsunuz?
Tabii ki hayır.
Burada bir şifre var.
Onu çözmemiz lazım.
Ama elimizdeki istihbarat,
Kayıp Zafer'in splinter hücresiyle
iletişim kurduğunu tespit ettik,
Romanya kaynaklı, hepsi bu.
Rebrov daha fazlasını anlatmadı mı?
Onunla konuştum. Hiçbir şey söylemiyor.
Rebrov'la konuştum derken ne kastettin?
Sorguya çektim.
Sorgu ne demek?
Sözlük ister misin?
Cenevre sözleşmesinin kopyasını ister misin?
Ona işkence yapmıyorum George.
Onu en son gördüğümde,
kamyon çarpmış gibiydi.
Neden onu gördün ki?
Onunla konuşmak istedim.
Pardon, "sorgulamak" mı deseydim?
Biriyle konuşup onu
deli gibi dövmediğimiz zaman hangi kelimeyi kullanıyoruz?
-Ne anlattı? -Pek bir şey değil.
Sohbet edecek havada değildi.
Belki iş arkadaşlarımdan biri
zaten ona dişlerini yutturduğu içindir.
Bilmiyorum.
Bir kere kötü istihbarat aldım.
Her şey kötü gitti ve hâlâ bedelini ödüyoruz.
Hepsi tek işi gerçeği öğrenmek olan adam
işini yapmadı diye.
Sokakları süpürüyorsan, hata yapabilirsin.
Trafik polisiysen hata yapabilirsin.
Burada çalışıyorsan,
hata falan yapamazsın.
Başı, ortası, sonu böyle.
-Yanlış adamı vurdun. -Dublör kullandı.
İstihbarat hatası.
Oğlumdan daha uzun yaşadı.
Beni ona götür.
İndir şunu.
Janet, özür dilerim.
Kaçman gerek.
Ne yapacaksın?
Beni vuracak mısın Shiv?
Neden geri gelmiyorsun?
Bunu konuşabiliriz.
Zannetmiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.