The first 200 lines.
28 EKİM 1984
Hadi!
- Çabuk olun. - Gidelim!
Poplar'dan Main'e gidiyorlar.
- Şunları atlat Mick! - Uğraşıyorum!
- Ara sokak. Sağında. - Tamam.
Sıçayım!
Sıçayım!
Sıçayım!
Pekâlâ.
- Boku yedik! Daha geliyor. - Sıçayım!
Yedinci Cadde'deler.
Bir şeyler yap Kali. Bir şeyler yap!
Bir sonraki sağa sap. Bir tünel çıkacak. Oraya gir.
Piçler elimize düştü!
Güm.
Ağzına sıçayım!
Sıçayım!
Ne oluyor sana Adams? Ne halt ediyorsun?
Adams? Hadi. Ne oluyor? Neden durdun?
Adams! Hadi, konuş benimle.
Adams!
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
BİRİNCİ BÖLÜM ÇILGIN MAX
ŞEKER Mİ ŞAKA MI
CADILAR BAYRAMI KUTLU OLSUN
Hay sıçayım!
Pittsburgh bu akşamüstü bir polis takibine sahne oldu.
- Yine bir sent ya! - Dusty, dikkat et! Mırnav'a çarpıyordu.
- Minderlerin altına bakabilir miyim? - Dusty.
Anne, lütfen. Acil durum!
Hanimiş benim canım?
Seni seviyorum anne.
Lucas, duyuyor musun? Dört çeyrekliğim var. Sende ne var?
Zavallı hâsılatını beşle çarp.
Nasıl?
Sen evsiz bir aylak gibi eşelendin,
ben İhtiyar Humphrey'nin çimlerini biçtim.
Humphrey'de o kadar para var mıymış?
- Mike'ı ara artık. - Sen ara.
Erkek gibi gerçek iş yaptığım için duşa gireceğim.
Tamam ve çıktım.
Mike, duyuyor musun?
Evet, duyuyorum.
- Bu kanalda ne işin var? - Hiç.
Lucas'la toplam altı dolarımız var.
- Sende hâsılat ne? - Tüh! Daha bilmiyorum.
- Ne demek daha bilmiyorum? - Bekle. Will'i ara.
Ne halt ediyorsun?
Geri ödeyeceğim!
- Görüşürüz! - Mike!
Mike! Gel buraya!
Durun. Evde koşturmak yok.
Neler oluyor?
Mike!
Piç kurusu!
ATARİ SALONU
Seni iki saate alırım.
- Tam dokuzda, tamam mı? - Tamam.
Bir şey olursa, eve dönmen gerekirse
onlara rica et, evi ara. Tamam mı?
- Sakın... - Eve yürüme, bisikletle gelme. Biliyorum.
- Ama tatlım... - Anne, gitmem lazım.
İyi eğlenceler.
Ejderhayı öldürmek için sihirli kılıcı kullan.
EJDERHANIN İNİ
Tüh! Yabancı topraklardayım.
- Eğil! - Yapıyorum!
Yapıyorum!
Tamam. Kesin sesinizi! Susun!
Hayır. Olamaz!
Hayır! Bu pahalı zımbırtıdan nefret ediyorum! Sıçayım!
Bok gibi!
Yeterince çevik değilsin ama bir gün başarırsın.
O zamana kadar Prenses Daphne hâlâ benim.
Önemli değil. Centipede ve Dig Dug'da rekor hâlâ bende.
Emin misin?
Neden emin miyim?
Bir dakika.
Çekil! Hayır! Olamaz!
- 751.300 puan! - İmkânsız.
Çılgın Max kim?
- Senden iyi. - Sen misin?
Dig Dug'dan nefret ederim, bilirsin.
- Kim peki? - Evet. Dökül Keith.
Bilgi istiyorsanız karşılığında bir şey isterim.
Hayır. Olmaz. Onunla buluşma ayarlamam.
Mike, hadi. Ayarla şunu.
Ablamı pazarlamam!
İyi bir amaç için.
Ona buluşma ayarlama
çünkü iğrenç isiliğini bütün ailenize bulaştırır.
Akne isilik değildir ve bulaşmaz seni yeni yetme oksijen israfı.
Ben mi oksijen israfıyım? O seninle çıkmaz.
Saatte 2,5 dolar mı kazanıyorsun?
- Perma iyiymiş. - Saçımla mı alay ediyorsun?
Çocuklar, baksanıza. Siz de görüyor...
Will! İyi misin?
Evet. Sadece...
- hava almak istedim. - Gel. Dig Dug'da sıra sende.
Birinciliği geri alalım.
HAWKINS'İN CADILAR BAYRAMI KUTLAMASI
MERRILL'İN BAL KABAĞI TARLASI
POLİS
Günaydın Jim.
- Jim. Dur biraz. Konuşmalıyız. - Git başımdan.
Bence bunu dinlemek isteyeceksin.
- Git dedim. - İnan bana. Sadece beş dakika istiyorum!
Ben de Bo Derek'le çıkmak istiyorum. Her istediğimiz olmuyor.
Şaka yapmıyorum Jim. Bu ciddi bir mesele, tamam mı?
Önemli bir şey buldum. Dinle!
- Günaydın Şef. - Günaydın.
Günaydın Murray.
Kıçımıza sonda sokan uzaylıları kanıtlayabildin mi?
Bence Hawkins'te bir Rus ajanı vardı, hâlâ da olabilir.
Rus ajanları!
Ajanlarla uzaylılar iş birliği mi yapıyor? Burada ne işleri var? Kafam karıştı.
Hawkins'teki Rus bir çocukla ilgili birden çok ihbar var, tamam mı?
- Çocuk mu? Neden bahsediyorsun? - Psionik becerileri olan bir kız.
- "Psionik" mi? - Psişik.
Çocuğu altına işeten kız mı acaba?
- O şakaydı. - Kim o?
Şaka değildi. Çocuk...
Sadece beş dakikan var.
Big Buy'ın eski bir çalışanı, küçük bir kızın,
zihniyle kapıyı parçaladığını söyledi.
O hikâyeyi duydum.
Sen bacadan inen şişman, sakallı adamı duydun mu?
Geçen ay Ted Wheeler'ın bir iş arkadaşı,
kafası tıraşlı bir Rus kızın Ted'in bodrumunda saklandığını iddia etti.
Ted şimdi inkâr ediyor.
- Çok şaşırdım. - Ama akla yatkın.
- Aydınlat lütfen. - Bu kız
bir çeşit Rus silahı, değil mi?
Barbara kızı görür, belki yardım etmek ister
ama yardım edemeden Ruslar onları bulup kaçırır...
Dur biraz. Barbara Holland'ı Rus ajanların kaçırdığını söylüyorsun.
- Kaçırdığını, öldürdüğünü. - Öldürdüğünü mü?
- Anlamıyor musun? - Hayır.
Bunun uluslararası yansımaları olabilir.
Hawkins'te büyük ölçekli bir Rus işgalinden bahsediyorum.
Kızla ilgili kanıtın var mı? Yakınlarda gören olmuş mu?
- Hayır! Ama ayrı kaynaklar... - Affedersin.
- Tamam. - Alo?
Merrill aradı, bal kabaklarına bakmanı istiyor.
- Kinci komşusu Eugene'in... - Peki.
onları zehirlediğini iddia ediyor. Teşekküre gerek yok.
Kusura bakma ama gitmeliyim.
- Acil bir durum. - Beş dakika vermiştin.
Uzaylı teorini daha çok sevmiştim.
Tavsiyemi ister misin?
Şu insanları söğüşlemeyi bırakıp evine dön. Tamam mı?
- Kimseyi söğüşlemiyorum... - Dinle beni. Evine dön.
Bok gibi, biliyorum.
Bok gibi değil.
- İyi de değil. - Olacak.
Yalnızca biraz düzenlenmesi lazım.
- Not yazabilir miyim? - Olur.
İlk paragrafta,
Northern'la olan basketbol maçını, hayatına ilişkin
bir mecaz olarak kullanmışsın, harika olmuş.
Ama sonra buralarda
dedenin savaş deneyimlerinden konu açmışsın.
Bağlantıyı anlayamadım.
Bağlantı şu,
ikimiz de kazanmışız.
- Sence baştan mı başlayayım? - Hayır. Yani...
Teslim ne zaman?
Erken başvuru için yarın.
Akşama yardıma gelir misin?
Akşam yemeğini unuttun mu?
- Tanrım! - Geçen hafta da iptal etmiştik.
- Gelmene gerek yok. Bunu hallet. - Hayır. Ne anlamı var?
- Sakin ol. - Sakinim.
Gerçeği söylüyorum.
- Zaten babamın yanında çalışacağım. - Olmaz öyle şey.
Bu o kadar kötü mü Nance?
Sigortası, sosyal yardımları, bir sürü yetişkin avantajı var.
Hem oraya girersem son sınıfta da burada olabilirim.
- Steve... - Sana göz kulak olmak için.
Bu güzel suratı unutma diye.
Nance, ciddiyim.
- Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.
KALİFORNİYA
Bu da kim?
Hiçbir fikrim yok.
Şu popoya bakar mısınız?
Gidişe bakın.
DİRİLEN ÇOCUK ZOMBİ ÇOCUK
İşte insan beyni.
Biliyorum. Pek gösterişli değil.
Hatta biraz iğrenç, değil mi? Ama şunu düşünün.
Evrimin bu mucizesinin içinde yüz milyar hücre var.
Hepsi beraber çalışıyor.
Hayır, yanlış duymadınız. Dilim sürçmedi.
Yüz milyar.
Yeni öğrencimiz mi?
Öyle. Buyurun.
Dur. O kadar kolay kurtulamazsın.
Gel bakalım. Çekinme.
No comments yet. Be the first to leave one.