The first 200 lines.
İLİŞKİ HEDEFLERİ
"Kim bana arka çıkar diye sorma, kim beni durdurur diye sor."
Kimse tatlım. Hadi bakalım.
Müthiş.
O gün geldi çattı!
MEDIA CORE BETTER DAY USA - HAFTA İÇİ SABAH 8'DE
İşte bu ya!
Tanrı'nın izniyle, Media Core'daki ilk kadın yayın yönetmeni sen olabilirsin!
Nasıl hissediyorsun?
Hayallerimi süsleyen ve uğruna deli gibi
çalıştığım şey gerçekleşiyor gibi.
Evet.
- Abartmaya gerek yok yani. - Evet.
Leah!
Benim patronum, kraliçemiz, ulaşmak istediğimiz mükemmeliyet çıtası.
- Sağ ol canım. Ekstra shot? - Tabii.
Brenda, hiç saç ve makyaj yaptırma. Kusursuz görünüyorsun.
Roland, ne kadar dürüstsün.
- Günaydın Treese. - Buyur.
Affedersin, iltifatın mı bitti?
Delirmiş olmalı, çok tatlı oldum.
Ördek çizimleri lazım.
- Dan dört dakika fazlamız var dedi. - Yemekten keserim.
Karnabahardan pilav mı olur?
Ben çok severim.
- Cidden mi? - Tabii. Çok amaçlı sebzeler tam benlik.
Brokoliden pilav, havuçtan biftek olur mu?
- Karnabahar hepsi oluyor. - Ne hoş.
Dan'in ofisi toplantını onayladı. Bu da çok hoş.
Bir şey daha. Baban 3 Mart için takvimini boşaltmamı istedi.
Şu yapmayacağım şey için mi?
Ben bir şey demedim. Biri bir şey mi dedi?
Yok, hayır. Çıt bile çıkmadı. Sessizlik.
Sessizliği severiz. Terfi pabuçların ne güzel.
- Hadi. - Rüya Takım…
- Güncel akışı aldınız mı? - Aldık. Yayına 30 saniye.
- VTR hazır mı? - Beklemedeyiz.
- Ördekler olacak. Yerlerinize. - Sağ ol.
Sessizlik!
- Pekâlâ. Son dokunuşlar. - Hazırız. Tamam.
- İyi yayınlar Leah. - Yapalım şunu.
Beş, dört, üç, iki, bir.
Bir. Yayın.
Günaydın. Better Day USA'e hoş geldiniz.
- Ben, Brenda Phelps. - Ben de Ted Davies.
Önümüzde eğlenceli bir gün var.
Ama önce haberlere bakalım.
Leah, kanalda 30 yıl geçirince
aileme vakit ayırmak için geri çekilmek zor olur sanmıştım.
Torunlarının ismini öğrendin mi?
- Hâlâ öğrenemedim. - Bunun zor olduğunu biliyorum Dan.
Bu işi sensiz yapmayı düşünemiyorum.
Sadece patronum değil,
benim için bir akıl hocası ve dostsun da.
Harika. İyice zorlaştı.
- Haberler kötü. - Dur. Neler oluyor?
Yönetim bir aday daha getirip en iyi olanı seçmek istiyor.
- Ne? - Bak, harika bir geçmişin var.
Başarılarını anlatmaya gerek yok.
- Ama… - "Ama" mı?
Takım oyuncusu olmanla ilgili şüpheler var.
Kararı ben vermiyorum. Üzgünüm.
Leah, maalesef bu beni de aşıyor.
Hiçbir şey seni aşmaz.
Son 15 yıldır
aldığım kararları sorgularken böyle söylemiyordun ama.
Takım oyuncusu göbek adımdır.
Hayatımı bu programa adadım.
Alt yazılar ana dilim gibidir. Her gün gece üçte kalkıyorum.
Baykuş gibiyim. Beni seçmeyeceklerse kimi seçecekler?
Kimi?
- Baykuş sesi istemeden oldu. - Jarrett Roy'u seçtiler.
NBC'nin gece haberlerinden aldılar.
İşi alamadım yani.
Jarrett Roy'la karşı karşıyayız.
Şu yakışıklı adam mı, NBC'den hani?
- Söylediklerine göre… - Berbatmış.
Bu ne içindi şimdi?
Leah ve Jarrett'ın mazisi var. Senden önceydi.
- Bildiğimiz mazi mi? - Geçmişe gömdüğüm mazi.
Sıradaki konuya geçelim. Basın yine sana WAG demiş.
WAG de ne?
Ünlü futbolcuların eşleri ve kız arkadaşları.
- Ayden Young'ın gönül eğlencesi değilim. - Elbette değilsin.
Ayrıca eşi de değil, sadece kız arkadaşıyım.
Bu yüzden liste tutuyorum.
Ama sen bekârsın.
Dediğim gibi, işe yarıyor.
Dedikoduyu vermiyorsun ama.
Jarrett'la aralarında ne oldu?
İlk işlerinde birlikte çalışıyorlardı.
Ve onlar…
Hadi ama. E?
Çıktık işte.
Ona vuruldum. O da bana umut verdi.
- Sonra beni aldattı. - Yok artık!
Asistanı Kimmy'yle.
Evet, üzücüydü. Jarrett, Leah'nın ilk aşkı.
Aşk demezdim.
Çok gençtim, saftım. Dersimi aldım.
Bu yüzden mi liste hazırladın canım?
Bu yüzden listede "aldatmayan" var.
Bir bakalım.
- Yuh! - Pekâlâ.
"Üniversite mezunu. Çocuksuz. Ağızdan nefes almayan."
Anladım. Mantıklı.
"En az 1,80 boyunda. 1,90'ı geçmesin."
- Ona bakarken boynum tutulmasın. - Bunu da anladım.
"Emeklilik maaşı olsun." Kimin var?
Benim ve gelecekteki kocamın.
"Düzgün diş sağlığı."
- Ne? - Diş plağı olan bir adamla çıktım.
Hatırladım.
- Brad. - Brad.
Ne isteyip istemediğimi biliyorum.
Ne istediğini bilmen güzel.
Ama bu listedeki 70 özelliğe sahip kimse yok.
Hayal kırıklığına uğramışsın ama her şey yoluna girer.
Hepsi kısmet işi.
Benim kısmetimde henüz iyi bir şey çıkmadı.
Yapma böyle.
Kusura bakmayın.
Size lafım yok ama endişeleniyorum işte.
İşi aldım sanıyordum ama şimdi sabah programlarında deneyimsiz bir adamla
rekabet etmem gerekiyor.
Ama sonuçta bir erkek.
Cinsiyet politikaları,
çifte standartlar ve ataerkilliğin
bir yere getirdiği bir adam!
Ataerkilliğin canı cehenneme! Helal size kızlar!
Sinirlendim!
Tanrım.
Tek bildiğim şu, aklıma gelen başıma geldi.
Jarrett Roy yeniden hayatımda ve benim işime göz dikmiş.
Bir şey söyleyeceğim. Bence bu kadın burada çalışmıyor.
Leah.
Of, biraz kardiyo yapmalıyım.
Sen bisiklet mi sürüyordun?
Konumuz bu değil.
Geldi!
Peki.
Hadi.
Günaydın millet.
Dan Milken. Telefonda görüşmüştük. Aramıza hoş geldin.
- Süper. - Leah, sizi tanıştırayım…
Jarrett Roy.
Harvard'ı dereceyle bitiren "Prime Time Prensi",
gerçi bu lakabı kendisi takmış olabilir.
Akşam haberlerinde 20 yıllık deneyimi var, şimdi de burada.
Vay be. Bu muhteşem tanıtım için sağ ol Leah.
Seni gördüğüme…
Evet, doğru.
Leah, tanıştığınızı söylememiştin.
Tanışıyoruz diyemem.
Uzun zaman oldu.
Pekâlâ.
Jarrett'a etrafı göstereceğim, sonra ofisine gelir.
Muhteşem manzaralı köşedeki ofis.
Bu taraftan.
Boyun kaç?
- 1,91 kadar. - Yuh.
Ekran yüzü olmayan en yakışıklı adam bu olmalı.
Şok oldum. Viktorya çağından kalma kanepe olsa da bayılsam.
Siz kimin tarafındasınız?
- Senin. - Elbette.
Ama o hisli gözler, keskin çene, karın kasları yok mu…
Karın kaslarını nasıl gördün?
Sahte hesabımdan adamın tüm geçmişini didik didik ettim.
Hemen bana da göster.
Dilim dilim resmen.
El oyması gibi.
- Tanrım! - Sen bakma.
Peki.
HARVARD ÜNİVERSİTESİ JARRETT ROY
Leah.
Geç, otur.
Gündüz kuşağı akşam programlarına benzemez
ama değer katmanın bir yolunu bulacaksındır.
Beni burada istemediğini biliyorum. Mazimiz var…
- Çok eski bir mazi. - Doğru.
Seninle açık konuşayım, hiç umurumda değil.
Çok açık.
Ama yayın yönetmeni olduğumu düşünürken son dakikada
bir aday daha gelse ben de sinirlenirdim.
Büyüklük yapıp hatırımı sormaya geldiğin için teşekkür ederim.
Sana kucak açıyorum çünkü burası benim yuvam.
Bana hep nazik ve misafirperver olmam öğretildi.
Ama bence çok da yerleşme.
- Tavrın bu mu olacak? - Başka yolu yok.
O zaman uyarayım, hayalim kendi programımı yapmak.
Bu işi istiyorum.
İstediğimi de alırım.
Hatırlıyorum.
Jarrett, duvara astığın şu zavallı diploman
düz bile durmuyor.
Kadın haklı ya.
- Jarrett'la tanıştınız, değil mi? - Evet. Kesinlikle.
Tamam. Yoğun döneme giriyoruz.
Today'i, Good Morning America'yı ezip geçmeliyiz.
Sevgililer Günü için fikriniz var mı?
No comments yet. Be the first to leave one.