Surface

Surface

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Surface 2022 S01E06 The Myth of California 1080p ATVP WEB-DL DDP5 1 H264-NTb GGEZ
A Commentary by panzehir57
Surface.2022.S01E06.The.Myth.of.California.1080p.ATVP.WEB-DL.DDP5.1.H264-NTb GGEZ | ION10 | TORRENTGALAXY | MiNX

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2022-08-20
Downloads: 28
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

Baştan başla.

Bak, anlıyorum. İlk müşterim de şüphe duyuyordu.

Ama şimdi parasını üçe katladı.

Teşekkürler.

Herkes anında sonuç almaya çok odaklanıyor.

Kimse ileriyi düşünmüyor.

- Mantıklı. - Evet.

Ama bana şu anda para kazandıran

insanlarla çalışmaya devam edeceğim.

Bekle. Hadi ama. Şarabı yeni açtık.

En azından bir bardak iç.

Beni birkaç ay sonra ara. Biftek için teşekkürler.

Tabii.

Başka bir şey ister misiniz?

Şarap ne kadardı?

Galiba 300. Üzgünüm, burada yeniyim.

Sorun değil. Hesabı alayım.

Hemen dönerim.

-İşte burada. - Teşekkürler.

Toplantınızın konusu neydi?

Merkezdeki bir girişim sermayesi şirketinin ortağıyım.

O adam potansiyel bir müşteriydi.

Kendi kaybetmiş.

Ve bu arada haklıydınız. Önemli olan ilerisi.

Çoğu insan kanaatkârdır.

Evet, tam olarak öyle.

Ama risk almaktan korkarsan hayat eskisi gibi devam eder, değil mi?

Hiçbir şey değişmez.

Pardon. Hesabı getireyim.

Ya da sen… Burada kalıp şarabı bitirmeme yardım edebilirsin.

Kırmızı şarabı sevmem, o yüzden ben harcamış olurum.

Vay canına. Evin güzelmiş.

Evet, mahalle popülerleşiyor

ama ben erken aldım, o yüzden…

Yiyecek bir şey ister misin? Ya da…

Böyle iyiyim.

Öyle mi?

Tuvaleti kullanabilir miyim?

Tabii.

Nerede?

Koridorun sonunda.

Siktir.

Tamam.

Böyle bir yerde yaşamak nasıl bir şey?

Her sabah bu manzaraya uyanıp

endişelerinin sisle eriyip gitmesini izlemek.

Şey yaparsan suyu görebilirsin…

Bu ev senin olsaydı görebilirdin.

Tuvaletin nerede olduğunu bilmiyordun.

Dolabın boş olması seni şaşırttı.

Ve aile fotoğraflarından bahsetmiyorum bile. Çocukların çok güzelmiş.

Ne zaman anladın?

Ortaklar genelde şarabın 300 dolar olmasına şaşırmaz.

Patronumun evi. Hafta sonu için evine göz kulak oluyorum.

Pislik olduğumu düşünüyorsundur.

-Öyle misin? - Hayır, değilim. Ben sadece…

bir risk aldım.

Seni etkilemeye çalışıyordum. Aptalca bir fikirdi.

Seni dışarı kadar geçirebilirim. İstersen Lyft çağırırım.

Girişim sermayesinde çalışıyor musun?

Satış uzmanı yardımcısıyım.

"Yardımcı" kulağa güzel geliyor, değil mi?

Ya parasını üçe katladığın müşteri? O gerçek mi?

İstediğin iş için giyin, sahip olduğun iş için değil.

Beni etkilemeye çalışmana gerek yok.

Bunlar çok hoş ama deneyimlerime göre

bunlara sahip olan insanlar hiçbir zaman değerini bilmiyor.

Buradayken keyfini çıkaralım.

Sanırım artık gitmeliyiz.

Neden?

Patronun seni endişelendirmiyor mu?

Pek sayılmaz. Zaten işi bırakmayı düşünüyordum, yani…

bu jübilem.

Jübilen ben miyim? Bu bir ilk.

Hayır, sen değilsin.

Buranın sahibi olan adam Harvard'a gitti.

Babası da Harvard'a gitti.

Ve şirkette iyi bir üniversiteye gitmemiş tek kişi benim.

Ne yaparsam yapayım böyle bir bakış açısı var.

Ben onlardan biri değilim. Hiçbir zaman olmayacağım.

Hey.

Oyun henüz bitmedi.

Evet, oyun şikeli.

Buralı mısın?

Londralıyım.

Bir süre İspanya'da çalıştım ve sonra İtalya'da bir restoranda.

Ya sen?

Muhteşem Apple Valley, Minnesota'danım. Orayı biliyor musun?

Londra nasıldı?

Çok güzel bir şehir.

Kültürü, tarihi…

Şehirden bahsetmiyordum.

Herkese aynı şeyi söylüyorsun, değil mi?

Bana yalan söyleme.

Gerçek çok daha ilgi çekici.

Peki.

Annem ben küçükken öldü. Sadece ikimizdik.

Çok paramız yoktu. Babamı hiç tanımadım.

Üzüldüm.

Üzülme.

Burası yeni bir başlangıç gibi göründü.

İstediğim herhangi biri olabilirdim.

Kaliforniya efsanesi, değil mi? Kim olduğunu söylüyorsan osundur.

Ve burada işler yolunda gitmezse başka bir yere gidersin.

Sen kim olduğunu söylüyorsun?

Henüz karar vermedim.

Aslında içimde garip bir his var…

istediğin herhangi biri olabilirsin.

En iyi tarafı ne biliyor musun?

Sen içimi gördün.

Sanki suç ortağımı bulmuşum gibi hissettim.

Aylarca kimseyle görüşmedik.

Sadece kendi küçük dünyamızdaydık.

Ve sonra seni arkadaşlarımla tanıştırdım.

- Son şovu kaçırdın. - Biliyorum.

Tanışman gereken insanlar vardı.

Üzgünüm. Meşguldüm.

O işi bırakacağını sanıyordum.

Evet, biri beni ikna etti.

- Gerçekten mi? - Evet.

Seni kimse ikna edemez sanıyordum.

Selam.

Selam.

Selam. Sen Sophie olmalısın.

Selam. Çok memnun oldum. James senden çok bahsetti.

Öyle mi? Ben senin hakkında bir şey bilmiyorum.

Her şeyi anlat.

Yani, Londralıyım.

Hep Avrupa'da büyüme hayali kurmuşumdur. Çok büyüleyici görünüyordu.

Açıkçası…

cennet gibiydi.

Parktan ve dünyanın en iyi müzelerinden birkaç adım ötedeydik.

- Başka ne istersin ki? - Vay canına.

Tamam, peki, ne içiyorsun?

- Herhangi bir şey olur. - Dur. Sert bir şey olsun, değil mi?

Arkadaşlarla tanışmak en zorudur, biliyorum.

Burada değilmiş gibi yapalım.

Boş sohbeti geçip birbirimizi tanıyalım.

Ne dersin?

Viski. Duble. Buzsuz.

İşte bu. Tamam, hemen dönerim.

Nasıl gidiyorum?

Harika.

Bu ne içindi?

Sen olduğun için.

Ve eskiden birlikte olduğunuzu söylemediğin için sağ ol.

Gerilebilirdim.

Nereden…

Sana bakış şeklinden.

Ciddi değildi. Uzun zaman önceydi.

Artık sadece arkadaşız.

Onu sevdim.

- Gerçekten mi? - Evet.

Siktir. Burada kim varmış?

Sophie, bu Harrison.

Senden çok bahsetti.

Senden de. Arkadaşıma iyi bak.

En iyilerinden, değil mi?

Köşe ofisi olan kertenkeleler ne derse desin.

Londralısın, değil mi?

Knightsbridge'de çok yakın arkadaşım var.

O kim? Çok popüler görünüyor.

O Vince Hawkins. Böyle şeylere neden geliyor bilmiyorum.

Kimse ondan para alamadı.

Galiba sıra sende.

- Hayır. - Neden? Kaybedecek neyin var?

Onurum?

Belki ben denerim.

- Cesur, vay canına. - Bekle, yani…

Breeders' Cup, değil mi?

Hep bizzat görmek istemişimdir.

1988'deki Personal Ensign gibi masalsı anlar.

O yarış, sen doğmadan önce yapılmış olmalı.

Atlardan anlar mısın?

Çocukluğumda ahırlarda çalıştım.

Nerede?

Özel mülk. İngiltere'de zengin bir aile.

Bu korkunç işte mi çalışıyorsun?

Erkek arkadaşım çalışıyor. Onunla tanıştınız mı?

Selam.

- Adın ne genç adam? - James Ellis efendim.

- Nasıl yaptığını anlat. - Neyi?

Böyle bir kızı bu tarz sıkıcı partilere gelmeye nasıl ikna ettiğini.

Çok ikna edicidir. Şirketteki en iyilerden.

Yani, çok kibarsın ama…

Herkes az gelen paradan hoşnut olabilir

ama olay, risk almak ve kalıpları öngörmektir.

Asıl böyle para kazanılır.

Ve James, her zaman neyin geleceğini görebilir.

Bunu hep inanılmaz bulmuşumdur.

Bu yüzden tüm şirkette en çok kazanan kişi.

Değil mi James?

Tebrikler oğlum.

Teşekkürler.

Neyse, zamanınızı almak istemem.

- Hayır. -İçki?

- Evet. - Bekleyin. Size ısmarlayayım.

Orada ne yapıyordun?

İnsanlar benim hakkımda varsayımlarda bulunuyor. Ben de izin veriyorum.

More Turkish subtitles for Surface

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left