The first 200 lines.
Beni şey gibi mi gösterdi?
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
Dekolte giyen ama hâlâ bakire olan biri gibi mi?
Açıkçası bekâretimi kaybetmeye gayet hazırım.
- Ya şu Tim denen çocuk? -İsterse Tim’in olur.
- Keşke tüm gün seninle sevişebilsem. - Kahretsin, derse geç kalacağım.
Küçük Bree’miz çıplak model olacakmış.
Sanat dersi için.
Ben başkasıyla yatmıyorum.
- Ben de öyle. - Peki.
Yatsan da rahatsız olmazdım gerçi.
Çok hoş bir gülüşün var. Sevgilin mi var?
Hayır, yok.
- Hapa başlayacaktım. - Endişelenmene gerek yok.
Sen benim prezervatif kullanmayacağım tek kızsın.
Her şey benim suçum. Düşünmeden edemiyorum adamım.
- O da neydi öyle? - Drew Macy’nin öldüğü gece oradaymış.
Kardeşimden bahsediyoruz herhâlde.
Kimseye anlatamazsın.
- Aman Tanrım. Muhteşem olmuşsun. - Aman Tanrım.
Bu gece niyetim belli olsun istiyorum.
- Evet. - Niyetin gayet belli.
Ne istediğin gayet belli.
EKİM 2007
Evet, Tim seni görünce ölecek.
Hâlâ bizimle gelmen gerek diye düşünüyorum.
Sadece çiftler gidiyor.
Stephen’ın gelmesini sağla.
Dernek partilerinden nefret eder ve yarın büyük bir mülakatı var.
Evet ama sen gelmek istiyorsun. Seninle gelmesi lazım.
Sırf seni prezervatifsiz becersin diye hapa başladın.
Bari bu kadarını yapsın.
Onlarda takılacağız. Sorun yok.
Peki.
- Wrigley! - Pippa!
Seni görmek güzel.
- Selam millet. - Daha ne kadar kelepçeli kalacağız?
İkimiz de bir şişe gömene kadar.
ALEMCİ
- Bree, kavalyen kim? - Tim.
Ne güzel.
Sigara istiyorum.
- Yine mi? - Evet.
Of ama ya.
Muhteşem görünüyorsun.
Sağ ol.
- Bunları nasıl çıkaracağız? - Boş ver, sonra çıkarırız.
- Tamam. - Hadi.
Tamam.
- Lanet olsun. - Galiba...
- Neyse, tamam. - Boş ver.
Tamam.
Prezervatif çıkarayım.
İşte be. Şükürler olsun.
Hadi. Tamamdır.
İyi misin?
- Evet. - Emin misin?
Evet.
“ÜSTÜNDEKİLERİ ÇIKAR”
Trenin kaçta?
Öğlen.
Ama gitmeden önce birkaç vakayı gözden geçireceğim.
Bu staj niçin ücretli acaba?
Stajların amacı ücret almaksızın istekli olduğunu kanıtlamak değil mi?
Çoğu staj ücretlidir.
Ücretsiz olanları herkes karşılayamayabilir.
Başaracaksın.
Ve bu yaz Hindistan gezimden sonra seni şehirde ziyaret edebilirim.
Rakibim kesin ortağın oğlu falandır.
Bu işler genelde böyle olur.
Hiçbirinin senin kadar çalıştığını zannetmiyorum.
Pastel pantolon giyen sıkıcı zengin çocukları olur.
Maalesef pastel pantolonlu sıkıcı zengin çocukları
genelde başarılı olurlar.
-Öyle mi? -Ülkemizde öyle.
Oradaki en zeki kişi sen olacaksın.
Çok seksisin.
Sen bir zaafsın.
Dikkatimi dağıtmayı kes.
Giyin.
İyi.
Şehirde kiminle kalacaksın?
- Selam. - Selam.
Hop!
Evan ailesinin Tribeca’daki çatı katını bana ayarladı. Adam tam bir kahraman.
Ben gideyim.
Bol şans.
- Bitince ara, tamam mı? - Tabii ki.
- Hoşça kal. - Güle güle.
- Güle güle Lucy. - Hoşça kal.
Cidden mi ya?
Daha iyi bir yalan bulamadın mı? Şehirde evimiz bile yok.
Başka her yerde var ama, değil mi?
Diana’nın aile evinde kaldığımı söyleyemem. Hayatta olmaz.
Bazen sırf eğlencesine yalan söylüyorsun.
- Ne? - Yok, yani ben...
çizime giriş dersi alıyor olmanı
asla aşamayacağım. Ne yapıyorsunuz? Meyve mi çiziyorsunuz?
Aslına bakarsan geçen hafta bir ananas çizdim.
Nasıldı? Güzel oldu mu?
Hayır, rezaletti. Bir bok çizemiyorum.
Beleş kredi ama.
Evet.
Hesap yaparsak
ailene en az beş bine mal olmuştur.
Anneme paranı ananas çizerek harcıyorum desem
ne olur hayal bile edemiyorum.
İnsanlar üniversiteye farklı sebepler için gidebilir.
Mezun olunca ne yapacağımı bulmaya çalışıyorum.
Son sınıftasın ama.
Baban dâhi falan değil miydi?
Peki ya senin baban?
Bayılıyorum buna. Seviyeme düşmene bayılıyorum.
Neyse, ananaslar bekliyor.
Ne olursa olsun...
sen benim favori multimilyonerimsin.
-İğrenç birisin. - Hoş bir gülümsemem var ama.
Evet, sakin ol. İyi mülakatlar.
Sağ ol kardeşim.
- Günaydın. - Günaydın.
Neye dalmıştın öyle?
Hiç. Feci hâlde akşamdan kalmayım.
- Anladım. - Stephen bugün gitti, değil mi?
Evet, nasıl bildin?
Wrigley söyledi.
Peki Wrigley, Stephen hakkında başka bir şey dedi mi?
- Nasıl yani? - Bilmem.
Sadece... biraz bilgi almaya çalışıyorum.
Yemin ederim hiçbir şey demedi.
Peki?
- Selam. - Selam.
Dün gece ortadan kayboldun, ne oldu?
- Hayır! - Aman Tanrım!
Sonunda! İşte bu.
Nasıldı peki?
Gayet... iyiydi. Komikti biraz.
Başka nasıl tarif edilir bilmiyorum ama...
eminim daha iyi olacaktır. Tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum.
- Boşalmadın yani? - Ne?
- Kimse ilk seferinde boşalmaz. - Ben boşaldım.
Orgazm olmak benim için çok kolay.
- Ne? Öyle ama. - Tekrar görüşecek misiniz?
Mesaj atarım dedi.
Çok tatlı.
-Önüme gelenle yatmaya mı başladım ben? - Bayıldım buna.
Ayrıca Drew’dan çok daha ateşli görünüyor.
Şimdi seni ektiği için mutlu değil misin?
Tamam, böyle yapma ama.
- Neyi? - Wrigley’nin kardeşi sonuçta. Ayıp oluyor.
Şaka yapıyordum. Ayrıca Bree’ye hıyarlık etti.
Haftalar önceydi.
Artık bunu aşabiliriz.
Peki. Kusura bakma.
Selam!
- Yuh. - Vay be.
- Selam. - Merhaba.
Selam Bree.
Gece... gecen nasıl geçti?
- Güzeldi, sağ ol. - Güzel.
Ne güzel. Stephen’a söyle Cadılar Bayramı’nı eken eziktir.
- Bunu hangi lanet olası yapar? - Bence de.
Ama büyük bir staj olanağıymış.
Adam yavaşlamak bilmiyor. Şahsen Diana’yı suçluyorum. Bu çılgınlık onun eseri.
Nasıl yani?
Hiç. Şaka yapıyorum, yani...
- Feci akşamdan kalmayım. - Aynen öyle.
Diana’yı niçin suçlamıştın?
Yok, sadece ikisi de öyle diyordum yani.
İkisi de işle kafayı bozmuş. Bir araya geldiklerinde
sanki... Clinton çifti gibiler.
Diana mükemmel bir öğrenci falan mı?
Diana mı? Evet, aşırı derecede azimlidir.
Bu yüzden seninle daha çok eğleniyordur. Gerginlik yok.
- Yok artık, Wrigley. - Lucy de çok azimlidir.
Evet.
Evet, özür dilerim. Bunu demek... Siz beni takmayın.
Merhaba hocam, vaktiniz var mı?
Tabii.
Sürekli B+ aldığımı fark ettim de.
Üzerinde çalışmam gereken bir şey var mı acaba?
Yazım tarzın etkileyici
fakat tam potansiyeline ulaşmakta zorlanıyorsun desem bana katılırsın.
Yazdıkların bazen özgüllükten yoksun oluyor.
Daha özgül ve kişisel dokunuşlar gerekiyor.
Tamamdır, daha çok çabalayacağım.
Ayrıca gelecek dönemki ileri düzey seminer dersiniz hakkında da bir sorum vardı.
Çok rekabetçidir.
Biliyorum ama bu ders için değerlendirilmeyi çok isterim.
Böylece söylediğiniz gibi kendimi zorlayabilirim.
Neredeyse kasım geldi. Neden şimdi ilgilendiğini sorabilir miyim?
Ben... galiba başta dikkatim dağınıktı.
Peki dikkatini dağıtan neydi?
Haberiniz var mı bilmiyorum...
ama şu vefat eden kız...
hani Karşılama Haftası’nda, Macy. O benim oda arkadaşımdı.
Genelde çok daha dikkatliyimdir.
Korkunç bir his olmalı.
Özür dilerim, Lucy. Bilmiyordum.
Dönemin kalanı nasıl geçecek bir bakalım.
Açık sözlülüğün için teşekkür ederim. Bence muhtemelen bir yolunu buluruz.
No comments yet. Be the first to leave one.