The first 200 lines.
BİR NETFLIX DİZİSİ
Emanuel Morillo.
Gözaltındasınız.
Suçunuzu öğrenme hakkınız bulunuyor.
Suçunuz kanıtlanana kadar masumsunuz. Sessiz kalma hakkınız var.
Kendinizi suçlamama hakkınız bulunuyor.
Avukat tutma hakkınız var.
Ellerinizi uzatın.
Götürün memur bey.
Oturun lütfen.
Adınızı, soyadınızı ve mesleğinizi söyleyin.
Emanuel Morillo. Minou Arias Sanat Galerisinde çalışıyorum.
Jigololarından birisin yani.
Jigolo mu? Evet. Kimileri öyle der.
Meslektaşım olan kadınlara söylenen kelimeden
daha iyi bir kelime olsa da yine de hoş değil.
Ben kafa dağıtıyorum.
Rahatlatıyorum.
Bu, seksten daha fazlası.
Uyum sağlamayı öğreneli çok oldu.
Müşterilerimi dinlerim. Onların iyiliğini düşünürüm.
Cinselliklerinin tadını çıkarmaya karar verdiklerinde bunun için
onların yanında oluyorum.
Benim gibiler yanlış değerlendirilir.
Ayartma yeteneğimizi yalan söylemek, kandırmak, yararlanmak için
kullandığımızı düşünürler.
Kim olduğumu, geldiğim yeri bilseler
beni yargılamazlardı.
Birçokları için kaderime meydan okumamam daha kolay olurdu
ama benim çıkış yolum buydu.
Ve benim işim bu.
Sıradan bir iş.
Çünkü nihayetinde hepimiz kendimizi bir şey karşılığı satıyoruz.
Seni yargılamıyoruz.
Paranı nasıl istersen kazan.
Niye buradasın, biliyorsun.
Morillo, hadi ama.
Kurbanı tanıyor muydun?
ALTI AY ÖNCE...
Julia!
Lanet olsun, kahrolası şey.
Julia.
Julia. Aç kapıyı.
Julia, aç kapıyı.
- Julia, ne yapıyorsun? Aç şunu. - Meşgulüm.
Meşgul müsün? Evi mi yakacaksın? Aç dedim.
Aç.
Derdin ne senin? Kıs şu müziği.
Kıs şu müziği.
Derdin ne senin?
Derdin ne, söyle.
Ne zaman kızgınlığın geçecek?
Ne yapabilirim ki iletişim kurabilelim?
Gider misin?
Nihayet benimle konuştun.
Neyse ki bir şey olmadı.
Gidip dinlensek?
Hep tetikte olmamız gerekiyorsa nasıl dinlenelim?
Bizi tehlikeye atmak istemedi.
Yapma Ana.
- Yapma ne? - Daha beter yapma. Hadi.
O evi yakmaya çalışıyor ama sorun bende mi?
Sakin ol.
- Sakin ol. - Umurunda değil, senin kızın değil.
Peki.
"Burada olmak hoşuma gitmiyor.
Ama ona, benden kurtulma zevkini tattırmayacağım.
Keşke babamla konuşabilsem.
Hatırlayamadığım ortak anıları sorsam.
Birbirimizi ilk gördüğümüzde ışık ne renkti?
Sesimi hatırlıyor mu? Onunki nasıldı? Ateş her şeyi yaktığı an nasıl hissetti?
Benim de öleceğimi mi düşündü?"
Tutun Julia!
MODERN SANAT GALERİSİ
Güzel, değil mi?
Müzayedenin yıldızı.
Mandetta tablosu.
Sanatçının çılgın bir yaşamı vardı.
Çalkantılı bir yaşam.
Karısını bulana dek.
Sevgiyle kurtuluşun ne olduğunu anladı.
Belki o yüzden etkilendim.
Hayır tatlım, sanmam.
Onun için önce hayatında bir kez olsun âşık olman gerekir.
Geciktin dostum. Seni bekliyordum.
- Biliyorum. - İyi misin?
Sonra anlatırım, tamam mı?
Dolores.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
- Sorun ne? - Hayat işte.
Hadi ama. Ne oldu?
Seni tanırım. Ne oldu?
Hadi ama. Gülümsemeni göreyim.
Gülümsemeyi unutmuşum.
Victor, sekreteriyle sevişti diyeyse onu unut gitsin.
Buraya Minou'nun sanatı için gelmedik.
- Bunu biliyorsun. - Victor umurumda değil.
Julia için endişeleniyorum.
Kimimiz genç görünmek için uğraşırken
senin doğal olarak öyle görünmen haksızlık.
Julia'ya ne lazım biliyor musun?
Parlaması için.
Eğlenmeli, bir erkek bulup seks yapmalı.
Ergenlik hormonları anca öyle yatışır. Gülme.
Aynı Julia'dan mı bahsediyoruz?
Eminim o hiç seks yapmamıştır.
Biriyle öpüştüğünü bile sanmıyorum.
Bir şey yapması şart.
Bir şey yapmalısın.
- Öyle mi dersin? - Evet.
Julia'nın yardım isteyeceği son kişiyim.
Bilmesi gerekmiyor Ana.
Sen de zor zamanlar geçirdin. Bunu unutma.
Arzularını kontrol altına alınca her şey değişti.
Kızının da aynısına ihtiyacı var.
Neden bahsediyorsun? Nasıl yani?
Ne yapıyoruz burada?
Sanatı sevmiyor mu o?
Belki satın alabileceğin bir şey vardır.
Düşün bir.
Gösteride ustam ol.
Labrador olduğumu unut, daha çok bir Akita gibiyim.
Japon köpeği.
Fiziksel temas
veya getirmem için bana top atmadan sana saygı duyarım.
Nino, dur.
Tamam, mesajı aldım.
Neyin var senin?
Günlüğümü kaybettim.
Masanın altına bir bardak su koydun mu?
Ninem koymak gerektiğini söylerdi.
Çok sanatsal.
- Sanat bu işte. - Ver biraz.
önce ben çekeyim.
Tamam.
Al bakalım.
- Al. - Selam Abel.
Şey...
Burnunda...
Sorun yok, aramızda.
Uyuşturucuyla işim karıştırılmamalı Abel.
Anladın mı? Müşterimin bölgesindeyken
sana güvenmekten başka çarem yok.
Güven, bir kez kırıldığında
onarmak istiyor muyum emin olamadığım, ince bir çizgidir.
İşe koyul.
Üzgünüm, haklısınız. Bir daha olmayacak.
Ama belki hepimize eşit değer verin diye, dikkatinizi çekmek için yapmışımdır.
İlginç fırsatlar çıktığında hep son seçenek olmak
hoşuma gitmiyor.
Benden fazlasını istiyorsanız, fazlasını verin.
Müsaadenizle.
Görünüşe göre personel seçiminiz bu sefer başarısız olmuş.
Abel akıllı biri değil ama...
Kadınlar ona bayılıyor. Ona bayılan müşterileri var.
Onu yola sokarım ben.
Sende hata yapmadım. En iyi ürünüm sensin.
Elbette.
Tamam, çalışma zamanı.
Ana, en sevdiğin burada.
Bazıları bunda dirilişin gücünü görüyor.
Uzmanlar olmalı. Ben görmüyorum.
Önemli olan senin ne gördüğün.
Soyut bir şeyi nesnel yorumlayamazsın.
Çok haklısın.
Bunu Cataluña'da okumuştum.
Oturun lütfen. Müzayedeye hoş geldiniz.
Bu ünlü sanatçının eserinde
insanların içindeki
yalnızlığı görebiliyoruz.
Büyükşehirlerde yaşayan insanların yalnızlığı.
Doğadaki insanların yalnızlığı.
Yalnızlık içimizdeyse ne olur?
Tadını mı çıkarırız, acı mı çekeriz?
Peki öğrenciler.
İçimizde yalnızlık hissini tetikleyen üç resim seçeceğiz
ve bana yalnızlığın sizin için anlamını söyleyeceksiniz.
Çalışma zamanı.
Kesin şunu!
Defolun!
Yeter!
Durun! Çıkın dışarı!
Defolun buradan!
Defolun!
Defolun!
Bazen merak ediyorum,
acaba işi mükemmel kılan şey az buluşuyor olmamız mı?
Sen ve ben mesela.
Aynı evi paylaşsak farklı mı olurdu?
Seyahat edeceğin zaman valizini ben hazırlasam mesela?
Veya laboratuvarımda çalışsan?
Bazen merak ediyorum bunu.
Ve bence kadınların hayatında iki erkek olmalı.
Biri partnerleri, diğeri de seks partnerleri.
Sence?
Bu davanın destekçisiyim diyebilirim.
Bu nereden çıktı?
Böylece her gün birlikte olabiliriz.
Çok güzel bu.
Yakınımda olmana bayılıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.