The first 200 lines.
Foundation'da daha önce...
Saldırıya uğradık.
Bu sana neler hissettiriyor?
Korkuyorum.
O yüzden de dışarıya gösterebileceğimiz en iyi yüz güçlü olan yüzümüzdür.
- Ne yaptın? - Burada olamazsın.
Mücadele etme. Sakin ol. Nefes alabilirsin.
Yeni bir Dawn henüz uyandı.
- Bir terslik var. - Bir terslik mi var?
Tuhaf bir his. Etrafı dolaşacağım.
Onlar korvet. Silahlı helikopter.
İletişim uydusu cevap vermiyor. Kapanmış.
Mahzen'le bağlantılı olmalı. Boş arazi genişliyor.
Ertesi gün Anacreon'lar geldi.
ISAAC ASIMOV'UN ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
Bir keresinde bir adam Hari Seldon'a gelip kaderini sormuştu.
Tahmin modellerinin
hayatının öneminin çizelgesini çıkarıp çıkaramayacağını merak ediyordu.
Hari ona sadece topluluk hareketlerinin tahmin edilebileceğini söyledi.
Tek bir bireyin kaderi her zaman gizem olarak kalacaktı.
Medeniyetin işleyen küçük parçaları...
...kültürlerin yükselişi ve çöküşü...
...nedenler ve dünyalar...
Bunlar Hari Seldon'ın uzun zaman önce cevapladığı sorulardı.
İnanç güçlü bir silahtır.
İmparator bu yüzden Hari Seldon'ın tahminlerinden çok korkuyordu.
İmparatorlar dünyevi şeyleri yönetir. Ama ondan sonra ne gelir? Ruhlarımız mı?
Bunlar inancın alanlarıdır.
İnanç da sonsuzluğun ateşlerinde dövülmüş kılıçtır.
İmparator? Farklı bir eğlence mi istiyorsunuz?
Sen yetersin. Rutin anlamdaki rutin zevkler için.
Hangi zevkleri tercih edersiniz, imparator?
Hiçliğin zevkini sunuyor musun? Bu imkân var mı?
Kimsenin size dokunmaya izni olmadığı doğru mu?
Cesursun değil mi?
Size sadece 24 saat hizmet edeceğim. En iyi şekilde kullanmak istiyorum.
O zaman bana dokunmayı dene.
Dene dedim.
Aura kinetik enerjiyi durduruyor.
Daha yumuşak biçimde bir kez daha denemeni istiyorum.
Daha yavaş.
Daha yavaş.
Peki o zaman...
Gerisi nasıl mı oluyor?
Ne var?
Çağırılıyorsunuz imparator.
İmparatorun fizyolojik yakınlaşma ihtiyacı olduğunu anlıyorum.
Ancak şu anki mesele bundan daha önemli.
Elçi Thanwall.
Yüce İmparator, ışığın zaferi...
Devam et elçi.
Proxima Opal vefat etti, imparator.
Başımız sağ olsun.
Başımız sağ olsun. Samimiyim.
Teşekkürler imparator.
Müritleri Proxima Opal'ı özleyecek ve yasını tutacak.
Meclis de halefi Zephyr Gilat'ı atayacak.
Yetkin bir aday. Onu seviyoruz.
Baş sağlığı dileklerimizi ilet elçi.
Ve Gilat'a, Trantor'a istediği zaman gelebileceğini söyle.
Halef konusunda
bazı ihtilaflar var imparator.
Destek kazanan bir başka aday var.
Zephyr Halima.
Halima Ifa önceki proxima'larımız gibi
kabul edilen prensiplere uymuyor.
Primary Octavo'ya dönüşü savunuyor.
İntihara meyilli mi?
Bu kadın kim ki liderliğimizi sorguluyor?
Özür dilerim imparator, ben...
- Sen bunu biliyor muydun? - Az önce öğrendim.
Opal'ın cenazesi ne zaman?
İki gün sonra imparator.
Bu konuşmadan kimseye bahsetme. Seninle kısa süre sonra görüşeceğiz.
Önceki proxima'nın atanmasına yardımcı olmuştum.
Meclise katılmak üzere yakında yola çıkacağım.
Buna gerek var mı? Holo-yayınla katılamaz mısın?
Bu defa olmaz.
Luminizm'in üç trilyon müridi var. Bu soruna şahsen müdahale gerek.
Primary Octavo nedir?
Kâfirce bir inanç kitabı. İmparatorluk öncesine ait.
Ruhu doğrudan bireyselleşmiş bilince bağlıyor.
- Ne demek bu... - Bireyselleşmiş bilinç.
Düşün Birader Dawn.
Bir ruh, sadece bireysel bir varlığa bağlanırsa
bu da bireyselleştirilemeyecek bir konuda sorun yaratır.
Tüm Cleon'lar ilkinin mükemmel genetik kopyalarıdır.
O yüzden de...
Ruhlarımız yok.
Yani bu Halima denen kadın ne diyor?
İnsan olmadığımızı mı?
Dolaylı olarak. Ama...
Ama bir galaksi
liderlerinin onlardan yüksek değil de düşük olduğunu düşünmeye başlarsa
onlara inanmayı kesebilir.
Bizler kusursuz elle yönetilen...
...bir cam aracız.
İçerideki basınç artmaya başlarsa ve biz de bir arada olmazsak...
...patlayabiliriz.
- Sen kimsin? - Salvor Hardin.
Terminus'un bekçisi.
Anacreon'ların imparatorluk topraklarına girmesi yasaktır.
Burada ne yapıyorsun?
Hurda topluyorum.
Hurdacılar için çok fazla zırh o.
Geminin navigasyon modülünü arıyoruz.
Tüm kritik bileşenler bu gemiden onlarca yıl önce söküldü.
Ama tabii gerçek bir hurdacı bunu da bilirdi.
İmparator meseleye uyanmadan gitmelisin.
Halkım imparatordan korkmuyor.
Bakın, sizi gafil avladım
ve şimdi doğaçlama yapıyorsunuz.
Ama beni öldürecek olsanız çoktan öldürmüştünüz.
Planınız nedir?
Şu kule. Bizi oraya götür.
Neden?
Açık konuşayım bekçi.
Karşımıza çıkan her kaynağı nasıl kullanacağımızı biliyoruz.
Daha önce gördüğümüz çocuklar...
Şafaktan hemen önce nasıl gizlice kaçtıklarını gördük.
Sürünüzün geri kalanından çok uzaklaşıyorlar.
Sen bizi kuleye götürmezsen onlardan birini kullanırız.
O kadar basit değil. Bir çit var.
Çitinizi biliyoruz.
Daha önce ona bakım yaptığını gördük.
Bu yüzden de bizi ondan geçirecek en mükemmel insan sensin.
Kuleye gidiyoruz!
Çit DNA tanımı kullanıyor.
Veri tabanında olmayanları yok eder.
Birinizi sokmayı becerebilirim.
Birlikte geçersek
çit ikinci kişiyi hata olarak kabul edecektir.
O zaman hepimizi geçir.
Bu sadece bir kez işler. O da belki.
Bu çitten geçirdiğim tek şey zaten ölmüştü.
Gerildiğini hissediyorum. Gerilme.
Bir saat içinde dönmezse şehrini yıkarız.
Git. Diğerlerini getir.
Bir kordon oluşturun ve gözden uzak durun.
Sürmek ister misin? Silahı da ben tutarım.
Bari adını söyle.
Artık yakın arkadaş mı olduk?
Buraya gelerek büyük riske girdiniz.
Her şeyimizi riske attık bekçi.
- Hayır! Yolumuzda bir çocuk vardı! - Uyanıklık yapma. Gözlerim var.
Kule o tarafta.
Kestirmeden gidiyorum. Bu yolda daha az nöbetçi var.
Nedir o?
Dur.
Dur.
Salvor Hardin'le ilgili hikâyeler? Genelde burada başlar.
Bekçi ve hayalet.
Açıklanamaz biçimde birbirlerine bağlılar.
Sağ ol.
Radarımızı nasıl geçtiler?
Yüzeye yakın uçarak belki.
Gemilerinden iz var mı?
Hurdacıyız dediler. Geminin navigasyon modülünün peşindelermiş.
- Tabii ki palavra. - İmparatorla irtibat kurmalıyız.
Onların izni olmadan bir şey yapamayız.
Yapma anne. Sadece adımız imparatorluk ileri karakolu.
Bizimle en son ne zaman irtibat kurdular? On yıl önce mi?
Bizi savunmayacaklar. Kendimiz yapmalıyız.
Ağır ol. Şiddet beceriksizlerin...
Başvurduğu son çaredir, biliyorum. Bu bir ihtiyarın prensibidir.
Bu senden daha gençken yaptığım bir gözlem sadece.
Hari'nin planı yardım beklemek mi olurdu yoksa kendi başımıza harekete geçmek mi?
Hari burada değil anne. Başımızın çaresine bakmalıyız.
Tekrar hoş geldin yakın arkadaşım.
Tam da birbirimizi yakından tanımaya başlamışken sohbeti yarım bıraktın.
Baş ağrısı mı? Dişlerin düşüyor gibi mi oluyor?
O lanetli şey neydi?
Terminus'a koloni kurduğumuzda buradaydı.
Taramalarımızda görünmemişti. Herhâlde sizinkilerde de görünmedi.
Neden seni etkilemedi?
Terminus'ta karşılaşmak isteyeceğin son kişi benim diyelim.
O zaman...
Şimdi ne olacak bekçi?
Yanında küçük bir ordu vardı.
Ve izleri... Bazıları çok derindi.
Kısa aralıklı adımlar vardı. Sanki ağır ekipman taşıyorlarmış gibi.
Sanki uzun süre kalacaklarmış gibi baba.
- Ne yapmak istiyorsun? - Bilmiyorum.
İçgüdülerimi dinliyordum ve...
Bilemiyorum... Belki de acemi şansıydı.
İçgüdülerin seni sadece gemilere götürmedi.
Ona götürdü. Ve onu durdurdun.
Matematikte daha iyi olsaydın
tekrar eden şansının sadece şanstan fazlası olduğunu anlardın Salvor.
Annen kabul etmek istemese de
yürümeye başladığından beri senin peşinden geliyoruz.
Halkın seni bekçi seçmesi tesadüf değil.
Bize yol göster.
Bu zevke hiç nail olmamıştım imparator. Size nasıl hizmet edebilirim?
Yüzbaşı Obrecht, değil mi?
Gölge ustası, imparator. Gölge Ustası Obrecht.
Harika bir kıyafet.
Sorunlu bir saray görevlisinin çaresine bakma protokolü nedir?
Hangi düzey görevli olduğunu sorabilir miyim?
- Bahçede çalışan biri. - Sorunun ne olduğunu sorabilir miyim?
No comments yet. Be the first to leave one.