The first 200 lines.
Tamam.
Tamam.
Benden ne söylememi bekliyorsunuz bilmiyorum.
Bir şeyler sattığımı biliyorsunuz, her türlü şey.
Asla nereden geldiğini veya nasıl alındığını sormam.
Çünkü bu beni hiç ilgilendirmez.
Sadece işimi yapar ve paramı alırım.
İşime bakmak iş için iyidir.
Eğer o saati getiren kişiyi arayıp
hemen buraya çağırmazsan
seni şu köşeye bağlayıp sadece izleteceğim.
Yapabileceğin tek şey izlemek olacak.
Çünkü bu benzini yaktığımda,
sen ve burada kim varsa
alevler içinde yanacaksınız.
Beni duydun, değil mi?
Neler yapabileceğimi biliyorsun, değil mi?
Adı ne?
Go...
Gogo.
Adı Gogo.
Onu hemen buraya çağır.
Annem bana ilk bisikletimi ben dokuz yaşındayken aldı.
Müthiş bir şeydi.
Yepyeniydi... Yani öyle sayılırdı.
Ama ben yine de çok sevmiştim.
Annem, huzur içinde yatsın,
okuldan eve geç döndüğüm için hep endişeliydi.
Bu yüzden bisiklet en mantıklı seçenekti.
Okuldan sonra sıradan bir gündü.
Bir arkadaşımı görmeye gidebilirim diye düşündüm.
Bisikletimi yapayalnız bıraktım.
Büyük hata.
Çünkü geri döndüğümde bisikletim yoktu.
Yani gerçekten yoktu, hiçbir yerde yoktu.
Panik içinde koştum.
Nereye koştuğumu sormayın çünkü ben de bilmiyordum.
Sadece koştuğumu hatırlıyorum.
Yukarı, aşağı, sola, sağa, sen söyle.
Ve vazgeçmek üzereydim.
Birden,
onu buldum, sayılır.
Doğal olarak adama koştum ve...
"Hey, o benim bisikletim. Ne yapıyorsun?"
dedim sayılır.
Ve o...
Selam Mia.
Selam tatlım. Sanırım o saat için bir alıcı buldum.
Ne, gerçekten mi?
Evet, bir müşterim var. Ama bugün istiyor.
Hayatımda ilk defa biri bana böyle vurmuştu, gerçekten ilk defa.
Son olmayacaktı ama bu başka bir hikâye.
Canımı acıtan yumruk bile değildi.
Bana ait bir şeyin benden alınmış olması
ve buna karşı gelemememdi.
Öyle ya da böyle, o benim bisikletimdi
ve böyle kolay gitmesine izin vermeyecektim.
"O benim bisikletim!" diye bağırdım.
Ne yaptığımı bilmiyordum ama bisikletimi geri almam gerektiğini biliyordum.
Sanki otomatik pilot vardı içimde.
Kıçıma tekmeyi yiyeceğimi bilsem bile.
Ve tam o anda o geldi.
Köşeden koşuyordu, saçları dağınık, yumrukları sıkılı...
Kahramanım, annem.
Şerefsiz pislik!
Sanki hiç durmayacaktı.
Neredeyse durmadı da.
Ve o adamı bir daha hiç görmedim.
Ne okuldan dönerken, ne mahallemde, hiçbir yerde.
Kelimenin tam anlamıyla hiçbir yerde.
Ayrıldığımda bisikletimi zincirlemenin dışında,
o gün çok ama çok önemli bir ders aldım.
Gelince sana yazarım, tamam mı?
Bu dünyada bir annenin çocuğuna sevgisinden
daha güçlü olan tek şey,
tam anlamıyla tek şey...
O çocuğu koruma içgüdüsüdür.
KEŞMEKEŞ
Her ne pahasına olursa olsun.
HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN
Selam bebeğim, nasılsın?
Benim için bir şey yapman gerekiyor.
Gelecek hafta Tanzanya'ya olan uçuşlara bakabilir misin?
Gelecek hafta mı? Deli misin sen?
Bunu konuşmadık bile.
Neyse ne, gidemeyiz. Pasaportun poliste, unuttun mu?
Onu merak etme. Onlarda kalabilir.
Ne?
Onlarda kalabilir.
Bu sorunu çözebilecek bir arkadaşım var.
Bana yeni bir pasaport ayarlayacak.
Yeni pasaport mu?
Böyle dolaplar çeviremezsin. Ciddi bu.
Kim dolap çeviriyor? Ben mi?
Sadece beni artık takip etmelerini istemiyorum, o kadar.
Bebeğim bak, lütfen, tamam mı?
Sadece benim için uçuşlara bakmanı istiyorum.
Uygun bir şey varsa, şimdilik bir tatil gibi düşünebiliriz.
Test sürüşü gibi, tamam mı?
Bunu benim için yapman gerek, tamam mı?
Lütfen, bu çok önemli.
Tamam, şimdi bakacağım.
Tamam, süper.
Teşekkür ederim.
Yaklaşık bir saate orada olurum.
Seni seviyorum.
Ben de seni.
MIA BEN DIŞARIDAYIM
MESAJLAR Gogo - Ben dışardayım
OTOPARK
Kayıp mı oldun birader?
Hayır memur bey, iyiyim, teşekkürler.
Emin misin? Çok iyi görünmüyorsun.
- Hey! - Siktir!
Geri çekil, geri çekil.
Evet, bu ne? Otur şimdi.
- Neler oluyor? - Otur şuraya! Otur!
Geri çekil!
Çök.
- Otur, otur yere! - Otur yere!
- Otur yere, hemen! - Onu yere yatır.
Kalk üstümden!
- Selam, n'aber? - Selam, n'aber, iyi misin?
Ne demek iyi miyim? Kim olduğumu biliyor musun sen?
Hayır, bilmiyorum. Neden, bilmeli miyim?
Niye ki, ne diyorsun sen?
Kardeşimin söyleyemediğini söylüyorum.
Çünkü sen onu öldürdün.
Seni öldüreceğimi söylüyorum.
Anlıyor musun?
Kardeşimi öldüren sendin
Ondan çaldın Ve bir şeyler ters gitti
İntikam istediğimi Düşünemedin
Şimdi bıraksam Belki kaçabilirsin
Ben değildim Yaptığın tehlikeli
Uzaklaştır elini silahından Al derin nefesini
Polis seni görebilir
Domuzlar izliyor olsa bile
Sereceğim leşini yere
Çok yanılıyorsun kardeşim
Kafan yerinde değil Öfkelisin
Kardeşim öldü, acı içindeyim
Öfkeliyim ve onun peşindeyim
Sen misin emin değilim
Ama tanıyorsun o katili
Canın yanıyor görebiliyorum
Ama ben hiçbir şey bilmiyorum
Tekrar araştır Ve seni gönderene sor
Abuk sabuk konuşuyorsun
Abuk sabuk mu konuşuyorum?
Tamam demek cesaretin var
Anlaşıldı Tartışmak bile hata
Küstah, sıkacağım kafana
Silahı olan tek kişi değilim
Ben kimseyi öldürmedim Buraya iş için gönderildim
Ben yapmadım Aptal olma adamım
- O zaman tanıktın - Değildim
Defalarca söyledim Tekrar etmeyeceğim
Kızgınsın, abini kaybettin
Ama aradığın kişi değilim
Yerinde ben olsaydım Öfkeli olurdum senin gibi
Kim seni dolduruyor Kim yalan söylüyor, emin değilim
Aradığın ben değilim Başkasının peşindesin
Ve hiçbir bilgim yok
At silahını Ya da hapse gir
Bak, karşındayım ve silahım yok
Bende saat yok Neden bahsediyorsun?
Asla saklanmam Buralardayım
Kimin yaptığını bulursun umarım
Bana yeter benim kendi dertlerim
Ben yapmadım yemin ederim
Hiçbir şey de görmedim
Artık yüzünü biliyorum.
Bir dahaki sefere polisler seni kurtarmak için burada olmayacak.
Londra küçük bir yer, bunu unutma.
Evet, biliyorum.
O zaman görüşürüz, değil mi?
Görüşmeyiz,
çok geç olana kadar olmaz.
Slim selam, en kısa zamanda görüşmeliyiz.
Az önce çılgınca şeyler oldu.
Şu an sana doğru geliyorum.
- N'aber Willow, iyi misin? - İyidir.
Bak, öncelikle özür dilerim.
Sıçtım, biliyorum.
Telefonumu o soyguna getirmek benim hatamdı.
Şimdi saati Mia'ya satmaya gitmiş olmalıydım.
Ama çok kötü bir şey oldu.
Hani şu vurduğun adamın kardeşi...
Geçen günkü adam.
Beni tanımış filan olmalı.
Çünkü özetle, bizi biliyor.
Yaptığımızı biliyor.
Çok kızgındı.
Onunla yüz yüzeydim, çok kötüydü.
Şu an işler çığırından çıkmış durumda.
Bir süre kaybolmayı düşünüyorum, şehir dışına belki.
Bana borcunu ver, sonra ben ve Jess...
Kanka...
Sürekli sana şunu borçluyum, bunu borçluyum diyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.