The first 200 lines.
ZAMANLA BOĞULUYORUZ KAYIPLARIMIZDA.
Kanka, Pemba Adası'nı hiç duydun mu?
Hayır, neresi orası?
- Afrika'da, Tanzanya'da küçük bir ada. - Öyle mi?
Oranın çok güzel olduğunu duydum kanka.
İnanılmaz bir yer.
Güzel gibi.
Güneş, açık gökyüzü...
Tüm bu saçmalıklardan uzak,
basit bir hayat kanka.
Seni anlıyorum kanka.
İnan bana, oraya gideceğim.
Çok yakında oraya gideceğim.
Afrika bizim ana vatanımız.
Son zamanlarda bunu çok düşünüyorum.
Neyi düşünüyorsun?
Bizi, yaşadığımız bu hayatı.
Kardeşim, ne oluyor? Anlat bana.
Sen iyi misin?
Kanka, biz travma geçirmişiz.
Derinlerde bir yerde ama farkında bile değiliz.
Derin mi? Nasıl yani?
"Travma" kelimesi nereden geliyor biliyor musun?
Yani kökenini biliyor musun?
Yunanca bir kelime. Araştır.
"Yara" demek.
YARA
Gerçekten mi?
Gerçek bir yara, yara izi gibi.
KESİK
Derinmiş anlamı.
ACI
BIÇAKLAMAK
Bizler sadece yaralı insanlarız.
- Ve biliyor musun? - Neyi?
Bir yarayı düzgün iyileştirmek için tedavi etmenin en iyi yolunu?
Neymiş?
Havalandırmalısın kardeşim.
Nefes alması için.
Bu yüzden gitmeliyim.
Buradan gitmem lazım.
Nefes almak istiyorum.
Burada kalırsam sanki...
Sanki ne?
Ölecekmişim gibi.
KEŞMEKEŞ
Boş ver kanka.
Ya deliriyorum ya da her zamanki gibi saçma sapan konuşuyorum.
Kanka, şimdi gitmem gerek.
Nereye gidiyorsun?
Slim dışarıda beni bekliyor, bir işimiz var.
Hâlâ Slim'le mi iş yapıyorsun?
Evet.
Ama bu gece son.
Gerçekten son.
Bunu kaç defa söyledin?
Birkaç kez
ama bu sefer farklı.
Umarım bu iyi bir şeydir.
Ben de öyle umuyorum.
Ben çıkıyorum. Sonra görüşürüz.
Sonra görüşürüz.
Konuşuruz.
Size bunların gerçek olduğunu söylesem?
Sırf eğlenmeniz için bir hikâye
ya da bir araya gelen kameralar,
oyuncular veya müzisyenler olmadığını.
Fark eder miydi?
KEŞMEKEŞ
Peki ya size
- tüm bunlar bizim... - Hey, yakışıklı.
- Bana bir iyilik yap... - Hayır.
...dünyamız desem.
Siktir git o zaman!
Yaşadığımız şeyler, gördüğümüz şeyler.
Bu bakış açınızı değiştirir miydi?
Bizi daha iyi anlamanızı sağlar mıydı?
Sağlamazdı, değil mi?
Belki de bunun hikâye olduğuna inanmak sizin için daha kolay
çünkü bu bir hikâyeyse gerçek değildir
ve gerçek değilse
her şey bittiğinde televizyonu kapatıp
her şeyi unutabilirsiniz.
Gözlerinizi kapatıp dinlenebilir,
iyi bir uyku çekebilirsiniz.
Ama gerçek şu ki sizinkinden farklı bir dünyada yaşıyoruz.
Kurallar aynı değil.
Muhteşem.
Sizin için et, orta az pişmiş,
yumuşacık bonfiledir.
Bizim için ise...
Bizim için biraz daha farklı diyelim.
O zaman devam edip buna hikâye diyelim.
Mahalleden bir başka hikâye daha.
Ve her hikâyenin bir başlangıcı vardır.
Bunu da söylediğimize göre
sanırım hikâyeye başlayabiliriz.
Keşmekeş'e hoş geldiniz.
KEŞMEKEŞ'E HOŞ GELDİNİZ
Selam, n'aber, nasıl gidiyor?
Dört dakika geciktin Tak kemerini
Bekletilmekten hoşlanmam, gerginim Sakinleşmeye çalışıyorum
Konuşmamız gerek
Bu sonuncu Artık yokum
Yok musun? Ne demek yoksun?
Silah eğlence için mi Sanıyorsun?
Manyak gibi davranıyoruz Daha hayat uzun
Kes zırvayı Mantıklı ol, biliyordun bu hayatı
Bu akşamın vurguna hazırlan
Ne diyorsun sen? Bilgiyi verdim
Çok iş yaptık Kararımı verdim
Yalan yok Uyuyamıyorum
İyiydik Neden hep tartışıyorsun?
Uyumaman Sikimde bile değil
Söyle hazırlandın mı iş için?
Bütün bildiğim, tek kişilik mekan Silaha bile ihtiyaç yok inan
Ne demek Silaha ihtiyaç yok inan?
Yanımdadır işe çıktığım zaman
Neler gördüm Şansa bırakmam
Satın mı aldı, pişiren mi bu adam
Dinle, saf mal ve binlikler var
Kolay iş kanka
Aptalın tekiymiş o zaman
İşimizi görür önceki plan
Silah elimde, unutma
CCTV'yi kapat Gözünü polis aracından ayırma
Eğer bir şey yaparsa, davranırım silahıma
ALTIN KULESİ
ELLE KUMANDA ÜSTÜNLÜĞÜ
ERİŞİM VERİLDİ
Kendine gel aptal.
Kıpırdama korkak herif! Geç şuraya!
Canını seviyorsan kıpırdama. Odayı ara.
- Mal nerede? - Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Kes sesini.
Çıkar şu zinciri. Çıkar şunu.
Mal nerede?
Kafanı uçurayım mı?
- Nasıl gidiyor? - Geliyor, şimdi geliyor.
Ne diyorum ben sana? Mal nerede?
Mal nerede? Seni öldüreceğimi biliyorsun.
- Biliyor musun? - Siktir.
İnsanlar bu bok için ölüyor.
Ölmek mi istiyorsun?
Ateşliyim mi silahı? Bu bok için gerçekten ölmek mi istiyorsun?
Konuşsana. Yoksa kafanı uçuracağım.
Nerede bu bok? Mal nerede, moruk?
Mal nerede?
Oyun oynadığımı mı sanıyorsun orospu?
- Hey, buldum. - Konuş.
Hey, buldum!
Duydun mu? Tavrını hiç sevmedim.
Seni vurmak için sebep arıyordum.
Şanslısın.
Gel, hadi gidelim.
Hey Gogo.
Görüşürüz, değil mi?
Az önce ne dedin?
Ne dedin lan sen?
Ne dedin lan sen?
Tekrarlasana moruk!
Tekrarla ve ne olacağını göstereyim!
Benim kim olduğumu bilmiyorsun.
Siktir! Tanrım! Siktir!
Kardeşim, özür dilerim.
Siktir. Dostum, özür dilerim. Çok üzgünüm.
Yardım et. Bana yardım et.
Bana yardım et.
Yardım et.
Siktir Neden yaptın bunu?
Kolaydı bu soygun Kaybedecek bir şey yoktu
- Neden vurdun kanka? - Sıyırdın mı?
Sesini alçalt Ben araba kullanırken
Telefonu düşürdün Şaka mısın sen?
- Evet ama... - Vurmam şarttı kanka
- Peki ya konuştuklarımız? - Unut bütün planı
Demin gördün beni korkak Adam olma zamanı
Siktir! Çizgiyi aştın Söyle, şimdi ne yapacağız?
- Onu kafasından vurdun - E?
- Onu öldürdün - Yani?
- Kanı gördün mü? - İyi
Sanırım polis peşimizde
Kendine gel Saçma davranıyorsun
İster ölür İster yaşar
Ama umurumda bile olmaz
Giden gitti Şimdi ispiyoncu gibisin
Ölmemeye dikkat et bu bok için
Ya birileri beni gördüyse? Kıyafetimde kan lekeleriyle
Hatun bana sorular soracak Ne diyeceğim eve vardığımda?
Siktir et hatunu Beni iyi dinle
Kurtul o telefon ve kıyafetten de
Ağzını sıkı tut Şaka değil ve unutma
Adam vuruldu Çünkü konuşmamalıydı
Piyangoyu vurduk. Manyak bir şey.
Müthiş bu. Müthiş.
Bu da ne?
Ver şunu.
Bu manyak bir şey.
Bu kesinlikle para eder.
Slim, bırak onu ben alayım.
No comments yet. Be the first to leave one.