The first 200 lines.
Ölümü arama.
Ölüm seni bulur.
SOBOCKE, KOCHENIA CUMHURİYETİ
Doktor!
Neler oluyor?
Asiler iki saat içinde burada olacak,
en kısa sürede Revesk kampına gitmemiz emredildi.
Ama daha çocuğu ameliyat etmedik.
Onu çoktan naklettiniz mi?
Hayır, hâlâ içeride.
Ne?
Nakil sırasında
hipovolemik şoktan ölme ihtimali yüksek.
Yine de onu arkada bırakamayız.
Onu ameliyat edip yanıma alacağım.
Hayır. Bir anestezistin veya yardımcın olmadan
bu ameliyatı gerçekleştiremezsin.
Yapabilirim.
Ne oyalanıyorsunuz? Gitmeliyiz.
Lütfen bana bir araba bırakın.
Size sonra katılacağım. Ameliyat etmem gereken bir çocuk var.
Delirdiniz mi?
Asiler kimseye acımaz. Çocuklara ve doktorlara bile.
İki hafta önce...
Cidden! Çok konuşuyorsun.
Bensiz gidin, dedim.
Tamam. Sizin seçiminiz, sizin sorununuz.
Endişelenme. Ölmeyeceğim.
Tanrım.
Ne yapıyorsun? Gitsene.
İyi şanslar Dr. Park.
Bana çoktan ölmüşüm gibi bakma.
Şansa da ihtiyacım yok.
Sonra görüşürüz.
Giriş yarası karında.
Karaciğerin delinmiş olması muhtemel.
Kurşun diyaframın altına,
alt ana toplardamarla karaciğer damarının birleştiği yere saplanmış.
Alt ana toplardamar
ve karaciğer damarında oluşabilecek hasarlar aşırı kanamaya yol açabilir.
Önce sağ lobu serbest bırakmak için
karaciğeri mide zarından ayıracağım.
Neşter.
Doğru ya, sadece ben varım.
Hastaneye ulaştık.
Toplardamarda ve karaciğer damarında kurşun izleri var.
Demek ki...
Tahmin ettiğim gibi aşırı kanama.
Yeterli kan yok.
Anestezi olmadan kan nakli imkânsız.
Öyleyse Pringle manevrası yapmak zorundayım.
Kanamayı kıskaçla kontrol altına alacağım.
Kanama kontrol altına alındı.
Kurşunu çıkarmaya dönüyorum.
Kurşun çıktı. Şimdi yaraya dikiş atalım.
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ
Yakında buradan çıkacağız. Biraz daha dayan, olur mu?
Adın...
Sana Yeong-hui diyeceğim. Dayan Yeong-hui.
Boş. Herkes gitmiş gibi görünüyor.
Ben Münih Hastanesinden gönüllü bir doktorum.
İnsaniyetinizin göstergesi olarak çocukla benim gitmemize izin verin.
Dizlerinin üstüne çök!
Lütfen bırakın gidelim.
Çömel yoksa ateş edeceğiz.
Bizi bırakırsanız...
...buradan sağ çıkmanıza izin veririm.
Ya bırakmazsak?
Bu son şansınız.
Bırakın gidelim.
Ben bir vampirim.
Daha net konuşmak gerekirse bana VBT-01 virüsü bulaştı.
VBT-01, kaynağı bilinmeyen, kuşaktan kuşağa geçen,
tedavisi olmayan bir virüs.
Bu virüs, telomeraz aktivitesini arttırması
ve yaşlanmayı geciktirmesiyle bilinir.
Virüs bulaşan kişiler 300 yıla kadar yaşayabilir.
Yetişkinlerin yaşlanması bulaşma anında,
çocuklarınkiyse beş, altı yaşlarında,
büyüme kıkırdakları kapandığında durur ve ölene dek öyle kalırlar.
Virüs bulaşanlar kendini iyileştirme becerisi dışında
üstün fiziksel özelliklere de kavuşur.
Ancak şafak vaktindeki güneş ışığı ve güçlü UV ışınları ölümcüldür.
Ayrıca kan açlığı yakalarını bırakmaz.
Ben insan değilim.
Ölüm ve yaşam arasındaki bir varlığım.
1979, MOORE İLÇESİ, TENNESSEE, ABD
Şaka mı şeker mi?
Şaka mı şeker mi?
Şaka mı şeker mi?
Çok geciktin Daniel.
Üşütmüştüm. İlaç aldım, uyuyakalmışım.
Yeni uyandım.
Tamam. Bir dakika.
Hemen eve git.
-Teşekkürler Bay Park. -Bir şey değil.
Hayır!
İyi uykular bebeğim
Tatlı bebeğim
Aptalca bir şey yapmamalıydın.
Kaçmamalıydın ve düşüncesizlik edip
benimle dövüşmeye kalkmamalıydın.
Seon-yeong ve Jason nerede?
Jason nerede?
Öldür beni.
Beni öldür gitsin.
Karımı ve Jason'ı buna karıştırma.
Arkadaşın olarak son bir iyilik istiyorum.
Ta bu kasabaya kadar sana iyilik yapmaya gelmedim.
Seçimini akıllıca yap.
Şimdi kontrol etmezsek en kötü ihtimal gerçekleşebilir.
Ne olursa olsun senin planladığın şeyden
iyi olacağından eminim.
Hâlâ bunu
kendim için yaptığımı mı sanıyorsun?
Tamam.
Söylediğin ve düşündüğün
her şeye katılıyor ve saygı duyuyorum.
O yüzden lütfen karımı ve oğlumu rahat bırak.
Şimdi daha da alındım.
Sadece aileni güvende tutmak için mi bana saygı duyduğunu söylüyorsun?
Lütfen!
Lütfen onları buna karıştırma!
Seninle bir ilgileri yok.
Ne yazık ki
var.
Daha önce hiç anlamamıştım
ama şimdi şu söz çok doğru geldi.
"Güvenilmez bir dost olacağına
adam gibi bir düşman ol."
Bizimle gel tatlım.
Hayır, hepimiz için en iyisi bu.
Ailemiz için yapabileceğim
son şey bu.
Lütfen Jason'ın bizim gibi
yaşamak zorunda kalmamasını sağla.
Bunu tek başıma yapamam.
Sensiz imkânsız.
Jason bensiz de idare edebilir.
Ona yardım et. Yol göster.
Tatlım.
Özür dilerim. Bu, babanın suçu.
Ama kendini kurtarabileceğine
inanıyorum.
1994, JEJU ADASI
Buraya gel. Bir şeyler yemelisin.
Tuzağa düşmüş gibi hissediyorsundur.
Biraz daha dayan.
İyileştiğinde gitmene izin vereceğim.
Şanslısın.
Buradan çıktığında gidecek bir yerin var.
Ji-sang.
Kahvaltı vakti.
Bugünlerde neredeyse hiç konuşmadığının farkında mısın?
Konuşacak ne var?
Şehir merkezine gidiyorum.
-Ne için? -Yeni bir ders kitabı almam gerekiyor.
Yarın şehre gittiğimde ben alırım.
Endişelenme. Hiçbir şey olmayacak.
Peki, endişelenmem. Gidebilirsin.
Hey.
İlacın.
Almayı unutma.
Oraya gitmeden önce bir tane almalısın, tamam mı?
-Kitaplar geldi. -Tamam, şuraya koyabilirsin.
Tanrım, daha dikkatli olmalıydın.
Her yer kan oldu. Yazık...
MÜKEMMEL MATEMATİK
KIRTASİYE
Sinüs ve kosinüsün taban ve tavan değerlerini belirlemek için
önce X'in değerine karar vermelisin.
Bu çok zorsa
sinüs ve kosinüs değerleri...
Neden bu kadar dalgınsın?
Ji-sang.
Sürekli böyle yalnız olacaksam
ders çalışmanın manası ne?
Okula bile gidemiyorum,
öyleyse ne anlamı var?
Ji-sang.
Bir gün insanların arasında
rahatça yaşayabilmek için şimdi ders çalışıyorsun.
Ayrıca kendin hakkında bilgi edinmeni sağlayacak.
Bak,
asla başkaları gibi yaşayamayacağımı biliyorum.
Kendimi de yeterince tanıyorum.
Şimdiye dek çok iyi idare ettin
ve ileride de iyi olacağını biliyorum.
Gerçekten öyle mi dersin?
-Evet. -Anne,
neden sadece inanmak istediğin şeye inanıyorsun?
Bak,
asla başkaları gibi yaşayamayacağımı biliyorum.
Kendimi de yeterince tanıyorum.
Serseri! Korna çaldığımızı duymadın mı?
Hemen özür dile!
Ne kaba velet.
Büyüğüne nasıl ters ters bakarsın?
Ne? Kaçtın mı?
Delirdi mi ne?
No comments yet. Be the first to leave one.