The first 200 lines.
Evet.
Arkadaşlarını iyi tanır mısın?
Ne?
Bu bir oyun, bir dostluk oyunu.
Arkadaşlarla, gerçek arkadaşlarla oynanır.
Nasıl yani? Gerçek arkadaşlar derken?
Objenin göstereceği şey budur.
Dostluğunuzu sınar.
Dostluğunuz biterse hayatta kalamazsınız.
Bu şey ne?
- Bir oyun. - Etrafına oturun.
Her biriniz parmak uçlarınızı üstüne koyun.
Her biriniz ona doğruyu söyleyin.
En derin, en içten arzunuzu.
Dostluğunuz bundan sağ çıkarsa sonsuza dek arkadaş kalırsınız.
DOSTLUK OYUNU ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Bir dönüş yap, Robbie.
İyi misin?
Evet, son yaz aylaklığı sanırım.
En iyi yaz.
Göreceğiz.
- Kahretsin! - Ne yapıyorsun?!
Bekle bekle!
Tamam, parmak uçlarımızı üstüne koyup en derin, en içten arzumuzu paylaşmalıyız.
En derin, en içten arzumun bunu yapmamak olması kötü mü?
Yani bu bir oyun. Nasıl kazanıyoruz ki?
Arkadaş kalarak kazanıyoruz.
Yani en içten arzumuzu duyduktan sonra birbirimizi sevmeye devam etmemiz gerek.
Aynen öyle, doğruyu söyleyin yoksa işe yaramaz.
Hadi ama arkadaşlar. Birlikte geçireceğimiz haftalar sayılı.
Öğrenmek istemiyor musunuz?
- Neyi öğrenmek? - Bunu oynayıp öğrenelim.
Ne olursa olsun sonsuza dek arkadaş kalacağımızı öğrenelim.
Sonsuza dek arkadaş.
Bebeklikten yaşlılığa kadar.
Peki. Yalan yanlış konuşmayın.
Doğruyu söyleyin. O ne peki?
En derin, en içten arzunuz.
Tamam. İlk kim başlamak ister?
Hayatta olmaz. Nokta.
Aynen katılıyorum. Nokta.
Çok komiksiniz. Birinin başlaması gerek.
Peki ya sen, Cotton? Bunu düşünmüş olmalısın.
Artık dalga geçmek yok.
Peki. Ya sen Cotton. Bunu düşünmüş olmalısın.
Çocukluk günleri geride kaldı.
Kendimizi kaptırdık gidiyoruz.
Lise, üniversite, iş, aile hayatına.
Bir gün uyanıp bir bakacağız ki anne baba olmuşuz.
Umarım bu gerçeklikten kurtulabiliriz.
Umarım bu gerçeklikten kurtulabiliriz.
Sarılmış esrar buldum.
Çok fena. Bunu içmeliyim.
Peki.
Courtney?
- Robbie ve Z nerede? - Ha?
- Çakmağın var mı? - Neredeler?
Bilmiyorum.
Aman ya! Ne var, Cotton?
Dinlemiyorsun. Bir şeyler oluyor, tamam mı?
Yanlız kalamazlar. Onları bulmalıyız.
Hop, hop, hop. Neysen bahsediyorsun?
Hiçbir şey olmuyor.
Biliyor musun? Senin için bir şeyim var.
- İstediğin haplar. - Hayır.
Biraz uyuşturucu al. Avantajlarından yararlan.
Benimle dans et. Tadını çıkar. Bu süper bir parti.
- Al hadi. - Olmaz.
- Al hadi, al. - Hayır, olmaz.
Bunu neden yaptın ki?!
Cotton!
Arkadaş olduğumuzu sanıyordum.
Hayır, onları bulmam gerek.
Ne? Çakmak getirebilir misin?
Ne olursa olsun sonsuza dek arkadaş kalacağımızı öğrenelim.
Ne olursa olsun.
Arkadaş kalarak kazanıyoruz. Arkadaş kalarak.
Cotton.
Dostluğunuz bitti mi?
Ben beni aradı.
Gündüz kampından Ben.
Tüm hafta kampta olmadığını söyledi.
Orada olmak istemiyor musun?
O zaman tüm gün ne yapıyorsun?
Sadece bisiklet mi sürüyorsun?
Birkaç arkadaş edinebildin mi?
Başını belaya soktuğuna dair bir daha telefonla aranmak istemiyorum.
Doğruyu söyleyin. O ne peki?
En derin, en içten arzunuz.
Ya sen Z?
İnsan parıltısı aramak için kızın tüm bağırsaklarını dışarı çıkardı.
- Bağırsaklarını mı? - Rahmine kadar, insan parıltısı için.
Bunu Cotton'la seyretttin, değil mi?
Cotton?! Nerede o?
10 dakika içinde burada olmazsa payını içiyorum.
Bence zaten şu an onun payını içiyorsun.
Votka.
- Court! - Boşaldı.
Hayır!
Hayır!!
Biraz al.
Tanrım, ne karmaşa be. Bu çok fena bir durum.
Çok sıcak oldu.
Sence bunun bir sonu var mı?
Neyin?
Uzayın, evrenin.
Yaz ayındayız, Robbie. Bu saçmalığı düşünmek istemiyorum.
Hadi, bana parmaklarını uzat.
Peki. Tut hadi.
Bu arada, bana Rob de.
Ne?
Evet. Robbie çocuk adı.
Ve ben artık bir adamım.
- Bir yetişkinim. - Aman Tanrım.
Ne zamandan beri?
- Evet. Al bakalım. - Tamam. Tamam.
Hayır, ciddiyim.
Sonsuz olmasıyla ilgili saçmalığa inanıyor musun?
Tabii, Bob.
Bunu bir düşün, Z.
Sonsuz bir evren, sonsuz sayıda gerçeklik demektir.
Sonsuz sen. Sonsuz ben, herkes.
Kulağa istediğini elde etmenin bir yolu gibi geliyor.
Evet. Ne istiyorsun, Zooza?
Bu yazın sonsuza dek sürmesini istiyorum.
Bundan bir ay sonra Colorado'da olacaksın. Cotton State'de olacak.
Ama Court halen burada olacak.
Orası öyle.
Cotton bir saat uzaklıkta olacak.
Her hafta sonu takılabilirsiniz.
Ben de tatillerde size katılırım. Görüşmeye devam edeceğiz, Z. Söz.
Peki.
Bak, şu anda evrenin bu versiyonunda birlikteyiz.
Tüm o sonsuz uzayda veya zamanda ya da her neyse, hepimiz birlikteyiz.
Bu kadar şanslı olduğumuz için mutlu olalım.
Hepimiz.
Belki de bu o, Z.
Bu ne?
Arkadaş kaldığımız gerçekliğin versiyonu.
Sonsuza dek.
En son öpüştüğümüzde, bir daha asla yapmayacağımızı söylemiştik.
Hala deneyimlemediğimiz evrenler var.
Robbie.
- Prezervatif mi yırtıldı? - Ne?
- Robbie, kalk üstümden. - Ne?!
Kahretsin.
Dostluğunuz bitti mi?
Susan, tatlım?
Ne oldu anne? Gitmem gerek.
Bu Dedektif Modari.
Sana birkaç soru sormak istiyor.
Arkadaşın Cotton hakkında.
Böyle geldiğim için özür dilerim.
Cotton'un tüm sınıf arkadaşlarıyla görüştük.
- Ben dahil. - Zaten bu yüzden geldim.
Birkaç ayrıntıyı gözden geçirmek için.
Herkes Cotton'u çöp ev partisinde gördüklerini söyledi.
Birkaç kişi onun ayrıldığını gördüklerini söyledi.
Üzültülü ve korkmuş haldeymiş.
Son görüldüğü an da bu olmuş.
O partideydin, değil mi?
Evet. Herkes partideydi.
Ama onu görmedin mi?
- Hayır. - Aynı partideydiniz.
Çok iyi arkadaşsınız ve hiç birbirinize rastlamadınız mı?
Kafam bir milyondu.
Ne?
Umarım araba kullanmamışsındır.
Kullanmadım.
Geçen yıl uyuşturucu bulundurmaktan tutuklanmışsın.
Nasıl oldu da bundan daha önce bahsetmedin?
Polisin bilgisayarı yok mu?
Bunun arkadaşıyla ne alakası var?
Şu an hiç ilaç alıyor musun?
Şu an mı?
Birkaç yıl önce babam gittiğinde ağrı kesiciler almıştım.
Uzun süre değil. Bu onun hatası değildi.
Partiden önce aranızda başka bir şey oldu mu?
Dostluğunuzu sınayacak bir şey?
İkinizi karşı karşıya getirecek bir şey.
Gitmesine neden olacak herhangi bir şey.
Bir dedektif gelip onu sordu.
Onun nerede olduğunu bilmiyorsun. Değil mi?
- Söyledim ya. - Evet.
Muhtemelen bunları dağıtmalıyız.
İnsanların bunları görmesini istiyorsak...
...bu şekilde daha kolay görürler.
Bilmiyorum Z. Bazen...
...şöyle hissediyorum...
...o sadece bu kasabada kayıplara karışmamış sanki.
O sanki...
...bu dünyada kayıplara karışmış.
Yıllardır buradan gitmek istiyordu.
Bunu biliyorsun. Kesin çekip gitmiştir.
Bize söylemeden çekip gitmezdi.
O bizim arkadaşımızdı.
Evet, insanlar gidiyor. Geri de gelmiyorlar.
O kayıp bir enik değil.
Afedersin.
Bilmiyorum. Ben...
No comments yet. Be the first to leave one.