The Jesus Rolls

The Jesus Rolls

Download Turkish Subtitle

Release info

The Jesus Rolls 2019 720p BluRay x264-LATENCY
A Commentary by sub.Trader

Tags

BluRay
x264
720p
720
Published on: 2020-06-22
Downloads: 14
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Gidelim hadi.

Bir suç daha işlersen Quintana, seni ölene dek deliğe tıkarız.

Sicilin hayli bozuk, evlat; son sabıkaların, haneye tecavüz...

araba hırsızlığı, huzuru bozmak...

Teşhircilik.

Vay, büyükmüş.

Özel yapım don giymem gerekiyor.

-Gerçekten mi? -Evet...

ama önemli olan boyutu değil.

Seni erkek yapan büyüklüğü değildir.

Onun için t..ak lazım.

İşe bak. Chino'da 6 ay. Sırf işedim diye.

İnsanlar bazen aşırı tepki gösterir.

Ne olursa olsun, bir daha tekrarlamadın.

Tabii ki! Cinsel suçlarla işim olmaz.

Cezanı yattın, evlat.

Yaptığın şeyi de unutmuyoruz, Quintana.

Black Sheep'in Eyalet Bovling Turnuvası'nı kazanmasını sağladın.

Unutmuyoruz.

Yaptığın o son atış... senelerce hatırlanacak.

-Darmadağın ettim herifi. -Daha önce hiç...

atış yapmadan önce topu yalayan birini görmemiştim.

Tarzım bu.

Bovling oynamaya devam et, evlat.

QUINTANA'NIN ART ARDA ALDIĞI SAYILAR BLACK SHEEP'İ ŞAMPİYONLUĞA TAŞIDI

Görüşürüz, Castro.

Seni özleyeceğiz, Quintana.

-İyi görünüyorsun. -Mükemmel görünüyorum.

-Hadi birader, akalım! -Nereye gidiyoruz?

Randevuyla işim olmaz. Hoşlanırsan takılırız.

Ama önce karnını doyurmamı bekleme benden.

Parmaklarını geçir şuradan.

Bence çok güzel bir hareket veriyor.

-Evet, çok hoşuma gitti. -Alt taraf oldukça hareketli, değil mi?

Orada işler nasıl? İyi mi?

Eskiden sarışındım.

-Gerçekten mi? -Yok be, oğlum!

Porto Rikolular'ın öyle demesine gıcığım. "Eskiden sarışındım."

Sanki anlaşılmıyor. Hadi oradan.

-Şuna baksana. -Bir bakalım mı?

Çok tatlı, değil mi? Turuncu.

Motor hâlâ sıcak. Direksiyon başına geçmeyeli çok uzun zaman oldu.

-Şartlı tahliye edildik. -Tornavidan yanında, biliyorum.

Tam bir Amerikan arabası.

Şahane akıyor. Torka baksana...

Şiir gibi be, oğlum.

Nereye gidiyoruz bu arada?

-Anneme bir uğramam lazım. -An... annen mi? Şimdi mi?

-Bu günlerden birinde işte. -Nasıl biri?

-Annem mi? -Evet.

Benim, anne.

Jesus.

Annemle tanıştırayım.

İyi akşamlar, han'fendi.

-Arkadaşın mı? -Evet, Petey.

Pekala anne. Hadi, sen de ayaklan ihtiyar.

Ayaklan, birader.

Hâlâ iş üstündesin, ha? Hem de bu yaşta, anne.

Utan, anne, utan. Kalk dedim ya, birader, hadi! Çabuk!

-Geliyorum! -Hadi bakalım, şunun parasını da geri ver.

-Adın ne, birader? -Frank.

Buralı mısın, Frank?

Kuzeyden.

Hiç rahatsız etmiyor mu, Frank?

Annemle yatakta iş pişirmen?

Affedersiniz, bilmiyordum.

Bilmiyor muydun? Bir adamın annesiyle, aile yatağında seks yapıyordun be!

Hey! Sakin ol.

Tabii ya, bu durumda sen de benim... babam oluyorsun, ha?

Hapishaneler nasıldır, bilir misin, Frank?

Hayır. Bizzat bilmiyorum.

Geceleri uykuya dalmak için ne kullanırsın, bilir misin?

-Hayır. -Söyle ona, Petey.

Elini.

Kodesteki birinin anasıyla işi pişiremezsin, oğlum!

-Gözlüğüm! -Al.

Özür dilerim, bir oğlun olduğunu bilmiyordum.

Bilmiyordun ama şimdi öğrendin.

Bir oğlu var, birader.

Kahve yapsana anne.

Üzerine de doğru düzgün bir şey giy.

Dostumun hastası olduğu bir şey varsa o da tevazudur.

Eh, hiç annen olmamasından iyidir.

-Rezil bir laf, be oğlum. -Nazik ol, o bir hanımefendi.

-Senden çok da büyükmüş gibi görünmüyor. -Öyle mi? Eh, büyük tabii.

Hey! Hazır oradayken yüzünü de yıka.

Ve o savaş boyalarını da sil. Gerçek gözlerini görmek istiyorum.

Teninin gerçek rengini.

Kim bilir belki de seni son kez görüyorumdur.

Al bakalım, kıçını kırıp evde oturman için biraz para.

Sağ ol.

Demek çıktın.

Evet, anne. Nasıl görünüyorum? Farklı mıyım?

Hayır. Bilemiyorum.

Çocuk gibi görünüyorsun. Çocuğum gibi.

Hep böyle içer.

Serçe parmağı yukarıda.

Seçkinliğimden.

Jesus'u bovling oynarken seyrettin mi hiç?

Birkaç kez.

Adam oynuyor.

Jesus'la kimse baş edemez.

Ravioli gibi kokuyor be, oğlum.

Vay be, hakikaten dangalağın önde gideniymişsiniz.

Araba çalmak için yaşınız biraz büyük değil mi?

Evet, biliyorum, çok hoş değil mi? Ama ne yazık ki size gelmez.

Binanın üstündeki ismi görüyor musunuz?

O benim işte! Şimdi kaldırın ellerinizi!

Yanlış adama çattınız, beyler.

Son bir yılda çalınan üçüncü vintage arabam bu.

Çalmadık ki. Sadece ödünç aldık... ve geri getirdik.

Hikayeni arkadaşına anlat, tamam mı? Bir erkeğin arabasıyla oyun olmaz...

ya da saçıyla. Marie, polisi ara.

Sen ara, araba senin!

O kuru Fransız kıçını kapının önüne koymama ne dersin?

-Marie! -Jesus!

Vay canına, şahane görünüyorsun, kızım. Liam nasıl?

Ah, ayrıldık. O niye?

Affedersiniz... Boktan bir aile buluşmasına mı tanık oluyoruz yoksa?

-Bu palyaçoyu tanıyor musun hakikaten? -Sen kime palyaço diyorsun, dallama?

-Kodeste olduğunu sanıyordum. -Yeni çıktım.

Ve arabamı çalarak mı kutluyorsun? İlk aklına gelen şey bu muydu, dangalak?

-Bunu telafi ederim, tatlım, olmaz mı? -Şartlı tahliyedeyiz be birader!

Frenchy, kapa çeneni yahu!

Bir hanımla konuşurken laflarına dikkat et!

-Dallama! -Kapa çeneni be!

-Dallama! -Bitir işini.

Pardon ama kuaför olan kim? Paul Dominique kim?

-O tabancadan korkmuyorum. -Jesus!

Çizgi film gangsteri seni. Jesus'a ateş edecek g.t var mı sende?

Tekrar kodese geri dönemem, birader. Aman be!

Bunu başta düşünecektin!

Tam kıçından! Ay, ay, ay! Acıdı yahu!

Senin ağzını yüzünü dağıtırım! Hem de iki kez!

Seni kart zampara!

Kuaförüm ben yahu!

Jesus'a kimse atar yapamaz, oğlum! Hiç kimse!

Aman be!

S.ktiğim Porto Rikolusu!

-Teşekkürler, yavrum. -Dallama!

Hey... nasıl yahu?

Atla Petey! Hadi, atla arabaya!

Hadi be!

-Her yerim kan içinde! -Doktor bulmalıyız!

Nerenden vuruldun?

Vurması gerekmiyordu. Dallama herif.

Jesus! Jesus! Kasığım kan içinde!

Sık dişini, Petey, sık dişini!

-Ölmüş! -Ne?

-İyi misin, Petey? -Evet, iyiyim.

Ödümü kopardın, Petey!

T...klarım kan içinde! Hiç iyi değil bu, hiç iyi değil!

Bu arabadan kurtulmalıyız. Başka bir araba bulalım.

Sessiz ol, kan görmeye dayanamıyor.

-Quintana? -N'aber, birader?

Ne var ne yok? Hapistesin sanıyordum.

Öyleydi. İyi halden çıktım. Ahha, ıslah ettiler demek!

Aynen öyle, artık yeni bir adamım. Bir arabaya ihtiyacım var.

Paran var mı?

Daha iyisi var. Marie, gel buraya.

-Makasın var mı? -Tabii ki makasım var.

Hanım arkadaşım seni bir tıraş edecek...

kafayı yiyeceksin. Acayip seksi olacaksın.

Ben zaten seksiyim be oğlum!

-Daha da seksi yapacağım seni. -Daha neler!

-Şunu bir güzel kırk. -Tamamdır.

Pekala. Hemen döneceğim.

Endo, şey, endokrinolog ne yahu?

Nereden bileyim be? Sözlük müyüm ben?

T...klarla ilgilenen biri lazım bana.

Tanrım!

Yavaş.

Arkadaşım bir kuaför tarafından vuruldu.

Gerekeni yap yoksa emanetimi sokar... çekerim tetiği...

Dışarıda işi pişiriyorum. Paul Dominique içeri girmiyor...

Kuaför giremez! Hele ki evime! Hayatta olmaz. Çalıların arasında...

hizmetçi odasında. Kayağa gittiğinde karısının yatağında... hiç sorun çıkmıyor.

Kadının yatağında açıyorum bacaklarımı.

Yavaş, Yavaş. Yavaş.

Kan nakli gerekecek. Kan ünitesi almam lazım.

Eşin gidebilir. Uyandır.

Acayip lüks bir evi var. Hele ki banyosu...

Şu duşlardan var. Oto yıkamacı gibi.

Karısı pırıl pırıl olmalı. Hayatta kokmaz.

Hele ki sıcak havlular var ya! Kıçını silmek bile bir deneyim.

Çok teşekkür ederim.

T..akları nasıl?

Kurşun uyluğunu sıyırmış. Biraz sola kaysa testislerden birini patlatacakmış.

Şans bizden yana, oğlum.

Hey, birader burada parayı nerede tutuyorsun?

-Kusura bakma, yok maalesef. -Gerçekten?

Howard, şuna parayı ver!

Aptalca davranıyorsun, Howie. Ne sandın beni, ilkokul çocuğu mu?

Aklı başında bir eşin var. Kıymetini bilmelisin.

Antibiyotik lazım olacak. Alın. Arkadaşınız için.

Doktor olabilirdim.

Bu Frenk hatun hiç durmadan konuştu durdu.

Kabağa döndüm yahu. Görüyor musun? Saçıma bak, saçıma bak yahu!

Ne diye ciyaklıyorsun?

Şimdi bir de kelimi saklamak için şapka almam gerekecek. Bu iş bir sanattır!

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left