The first 112 lines.
İVAN TURGENYEV'İN 1850'DE KALEME ALDIĞI ÖYKÜDEN ESİNLE
ŞARKICILAR
O sıçtığımın hayatının içine ederim ulan!
Söylesene Olacak mısın derdime çare?
Burada kalabilsem keşke
Amma aptal bir zımbırtı be.
Götür beni ırmağa
At beni sulara
Ne haber ihtiyar?
Götür beni ırmağa
Bırak beni sulara
Bir ördek bir bara gitmiş. Tezgâhın üstüne atlamış.
Barmene bakıp "Salyangoz var mı?" demiş.
Barmen "Salyangoz mu?" demiş. "Bu barda salyangoz satmıyoruz."
Devriye geziyordu. Polis yolda mayın arıyor…
Artık onlara EYP deniyor. El yapımı patlayıcı.
Bir patlamada üç kişiyi kaybettik.
Keşif aracıydı. Yarım kilometre önümüzdeydiler.
Bir mantar bulutu gördüm. Kapılar uçtu.
Sakın söyleme
- Sağ çıkan olmadı. Hepsi toz oldu. - Anlamıyorum
Dostum Rick'i kaybettim.
Götür beni ırmağa
At beni sulara
Yine tezgâha atlayıp "Salyangozunuz var mı?" demiş.
Barmen "Bak" demiş…
- Ne haber dostum? - İyidir, sağ ol.
"Salyangoz satmıyoruz" demiş.
"Ama bak, bir daha buraya gelecek olursan
o gaganı tutup şu tezgâha çivileyiveririm."
1969'da bir pusuda dokuz dostumu kaybettim.
Ve…
- Yani… - Barmen bakıp "Salyangoz yok" demiş.
"Çivi var mı?" diye sormuş. "Yok." "O zaman salyangoz var mı?"
Kokain yoksunluğuyla mücadele için 100 dolar ateşler misin?
Hayır.
Peki.
Bir bira ısmarlasan?
Hayır.
Yeniden genç olmanı bekliyorlar.
- İyi akşamlar o zaman. - Sağ ol.
Kendini insan gibi hissetmiyorsun.
Sadece insan gibi hissedebilmek istiyorsun.
Bunu daha fazla konuşmak istemiyorum.
Ah be…
- Nasılsınız? - Basıp gitmezsen bizden beter olacaksın.
Bir fıkra anlatsam? Bir bira, bir tanecik.
Ambulansa binip gezmeyi pek seviyorsun galiba.
Şu kara ne demeli?
- Bitmek bilmedi. Hava buz. - Evet, öyle.
…helikopterle mi alsınlar?
Yağıyor da yağıyor.
- Hep bir herif çıkar… - Ne haber? Ne var ne yok?
- İyi misin? - Benden sana fayda gelmez.
- Tahlil sonuçlarım geldi. - Peki.
Kan şekeri seviyem almış başını gitmiş.
Kanımdaki glikoz çok yüksekmiş.
Barmen, bana bir bira ikram etsen?
Borcum olsun. Maaşımı yarın alacağım.
En büyük sebebi çok şeker tüketmekmiş.
Glikoz seviyesini fırlatıyormuş. Şekerli içecekler de öyle.
Bak, başımın üstünde yerin var.
Ama müşterileri taciz etmeyi kes.
Tamam, kusura bakma. Ben…
Bugün köpeğim öldü.
Arabam bozuldu, sevgilim beni boynuzladı.
Neyse ki kız arkadaşım bu konuda bana…
Sana bir şarkı söylesem?
Şarkı istediğimi nereden çıkardın?
Bilmem. Ama sesim epey iyidir.
Hem mekân biraz canlanır.
Baksana, moraller düşük.
Şu ihtiyarı görüyor musun?
Suratından borular çıkan mı?
- Evet. - Evet.
Her cuma burada şarkı söylerdi.
Ortalık yıkılırdı.
Bana bira ısmarlar mı dersin?
- Ondan iyi söyle, altı bira vereyim. - Anlaştık.
Burada kimse elime su dökemez, inan bana.
Karın duysa dizlerinin bağı çözülürdü. Seninki bile çözülebilir.
Var ya…
Dur hele.
Güzel mekân, niye geldiğinizi anlıyorum.
Şu adamı gördün mü?
Ne dedi dersin?
Senden iyi şarkı söylermiş.
Muhtemelen doğrudur.
Şarkılarını dinlemeyi özledim.
Eh…
Sen nasılsın dostum?
İyiyim komutan. Yaşayıp gidiyoruz işte.
Ama hava buz gibi tabii.
Ne dersin? Şuna ağzının payını verebilir misin?
- Ah be… - Bak ne diyeceğim.
Muhtemelen tüm dünyada bunu benden başka bilen yok.
Ama dikkatli bakarsan
şu bir dolarlık banknotların arasında
bir tane 100 dolarlık banknot var.
Kaç kere alıp cebe atmayı düşündüm.
100 dolar.
Ve müesseseden bira.
Millet, şöyle yapıyoruz.
Bu gece bardaki en iyi şarkıcıya müesseseden bira ve 100 dolar.
Vay be.
Lütfunun azameti
Tanrı aşkına.
Ne tatlıdır sesi
Kurtardı benim gibi bir sefili
Harika, vay canına. İnanılmazdı.
- Bunun üstüne şarkı okunur mu? - Kesin lan.
Hiçbiriniz daha iyi söyleyemezsiniz.
No comments yet. Be the first to leave one.