The first 200 lines.
En son televizyona çıktığımda bir reality şov yapmıştım.
MARJORIE S. DEANE LITTLE SAHNESİ NEW YORK - 20 ŞUBAT 2025
Yakın zamanda açıldım.
İçselleştirilmiş homofobiyle hâlâ uğraşıyordum.
Çok sevdiğim birini sürekli aldatıyordum.
Olabileceğim kişi olamıyordum.
Ben de her şeyi kayıt altına almaya karar verdim.
En çok utandığım şeyi dünyaya duyurursam
utancımdan biraz olsun kurtulmamı sağlayabilirdi.
Yaptığım şovdan da gurur duyuyorum.
Açıldıktan sonra, Twitter'da
birileriyle bağ kurdum mu diye bakmak istedim.
Belki birileri de benim yaşadıklarımı yaşamış olabilirdi.
İlk okuduğum şey şu oldu...
"Jerrod niye beyaz sevgili yapmış ki?"
Bu benim suçum. Batırdım!
Homofobiye o kadar takmıştım ki ırkçılığı tamamen unutmuştum.
Aranızda hiç siyahi gey erkekler tarafından
internette zorbalanan var mı? Eğlenceli olmadığını söyleyebilirim.
Bana hiç acımadılar.
Bir tane tweet vardı.
Biri, beyaz bir adamın elinde rakunla fotoğrafını paylaşmıştı.
"Bakın, Jerrod'la erkek arkadaşı" diyordu.
Korkunçtu! Komikti de. Bu daha da kötü oldu.
Hepsini de okudum. Okumadan yapamazdım.
Her birini okudum.
"Bırak şu telefonu" diyorsunuz biliyorum.
"Hiç gerek yok." Ama yapamadım.
Ünlülerin şunu dediğini duyarsınız,
"Twitter'a hiç bakmam. Yorumları okumam."
Yalan söylüyorlar!
Herkes hepsini okur. İnzivaya çekilmiş ünlüler bile.
Daniel Day-Lewis'e bir mesajınız varsa...
...tek yapmanız gereken, "Daniel Day-Lewis, siktir git!" yazmak.
Bunu okuyacaktır.
İnsanlar, özel hayatım ve seks yapmam konusunda
o kadar özel şeyler dediler ki.
Biri kendimden ve siyahi erkeklerden nefret ettiğimi söyledi.
Bu yüzden de yalnızca beyaz erkeklerle yatıyormuşum. Yalan bu!
Yalan olduğunu söylemeye geldim. Bir sürü siyahi erkekle yattım.
Sadece siyahi erkek tipim genelde maskülen oluyor.
Bu yüzden bazen kendimi, ikimizin de boyun eğmek istemediği
rekabetçi durumlarda buluyorum.
Kendimizi aletlerimiz elimizde Meksika çıkmazında buluyoruz.
"Olmaz, sen beni em."
"Hayır, olmaz sen beni em."
Üç deyince 69!
Haftalar boyunca sürdü.
Haftalar boyunca kendim hakkında çok fazla şey okudum. Kafam hep oradaydı.
Canım acıyordu, bir şey yapmam gerekti.
Ben de siyahi bir terapisti görmeye başladım.
Neden beyaz bir erkek arkadaşım vardı?
Birinci seansta fazlaca heyecanlıydım.
Kapıyı açıp dedim ki,
"Sağcı bir siyahi miyim ben?"
"Dur bakalım" dedi.
"Sakin ol Jerrod. Üstünü çıkar, rahatla" dedi.
Bana sorunumun ne olduğunu sordu.
İnternetin bana kötü davrandığını söyledim.
"Ne diyorlar?" diye sordu.
Tweet'lerden birini okudum.
Biri, beyaz bir erkek arkadaşım olmasının sebebinin
beyazlara karşı aşağılık kompleksim olduğunu söylemişti.
Terapistim aydınlandı.
"Hadi bunu keşfedelim Jerrod" dedi.
"Hadi çocukluğuna gidelim.
Beyazlarla ilişkini anlat bana.
Kendini aşağılık hissettin mi?"
Bunu ilk defa düşünüyordum. "Evet ya" dedim.
Çocukluğumu düşündüm.
Mahallemde herkes siyahiydi.
İlkokulum siyahi bir derneğin yaptığı deney gibiydi.
Her sabah Whitney Houston milli marşı çalardı.
Çılgın değil mi?
Büyükannem yemekhanede çalışırdı.
Tüm komşular siyahiydi. Yalnızca,
bir tane beyaz aile hatırlıyorum.
Çıkmaz sokağın sonunda otururlardı.
Ama hepsi de... Gerçek bu.
Hepsi de zihinsel engelliydi.
Terapistime dedim ki
"Bende aşağılık kompleksi yok.
Çünkü hayatımın ilk 13 yılı boyunca tüm beyazlar geri zekâlı sanıyordum."
Gerçekten de öyle sanıyordum, evet.
Gördüğüm ilk beyaz film Forrest Gump'tı.
Ekrana bakıp
beyazlar bu kadar geri zekâlıyken
bu dünyada nasıl başarılı olabiliyorlar?" diyordum.
Siyahilerin bana kızmasını hiç sevmem.
Başınıza geldi mi hiç? Güzel değildir.
Bunu kimse kaldıramaz.
Siyahilerin sizi sevmesi harikadır.
Geçen gün sokakta yürüyordum.
Siyahi bir adam penceresini açıp şöyle dedi...
"Bendensin dostum."
Ben mi? Senden miyim?
Dik durdum. Nasıl hissettim biliyor musunuz?
Ona güvenebilirdim. Siyahilerden destek almak beni mutlu eder.
Beyazlardan destek almak da sevindirir.
Beyaz onayı bana maddi olarak güven veriyor.
Mesela, siyahiler beni sevsin isterim ama HBO'dan beyaz bir kadın
benden hoşlandığından beri de multimilyonerim.
Teşekkürler. Ona söyleyeceğim.
Çok gergindim. Kaygılı bir insanımdır.
Çok özel bir kaygı türüne sahibim.
Her şey çok huzurluyken gergin olurum.
İşler iyi gidiyorken çok endişelenirim.
Bir şey olmasını beklerim.
11 Eylül'de New York'ta olsaydım bu benim için duygusal olarak
onaylandığım bir deneyim olurdu.
Nedenini anlatacağım. Dışarı çıkmışım.
Huzurlu bir gün, kuşlar ötüyor...
Sonra aniden, bir uçak binaya çarpıyor.
İlk aklıma gelen şey, "Ben demiştim" demek olur.
"Bir şey olacaktı, evet." Bunu düşünürdüm.
Gergin biriyim ve bu kaygıyı ilişkime de yansıtıyorum.
İlişkide kaygılı olan benim. Çünkü aşkın garip tarafı şudur...
Biri size seni seviyorum dediğinde
ona güvenmeniz gerekir.
Garip değil mi? Size garip gelmiyor mu?
İnanılmaz! Benim kanıta ihtiyacım var.
Gece sevgilimi uyandırıp "Beni seviyor musun?" diye sorarım.
Onu sarsar, hazırlıksız yakalamaya çalışırım.
Düğünleri anlıyorum.
Gençliğimde düğünleri sevmezdim, onlara karşı çıkardım.
Arkadaşlarım beni düğünlerine davet ettiklerinde kızardım.
"Neden gösterinin ortasına davet ediyorsun?"
Tavuk kuru, Top 40 hitlerini çalıyorsun.
Bir karar vermen için uçak bileti almam gerek.
Bu kadar yolu babanla slow dans edeceksin diye geldim.
Siktir! Eskiden böyle düşünürdüm. Bu âşık olmadan önceydi.
Şimdi anlıyorum, düğünün olayı parti değilmiş.
Düğün yapmanın sebebi şahitler.
Bu yüzden düğün yaparsınız.
Düğünde, sizi sevdiğini iddia eden kişi
yanınızda bulunur.
Hayatınız boyunca tanıştığınız herkesi davet edersiniz.
Aileniz oradadır, onun ailesi oradadır.
Artık yaşamadığınız evin kapıcısını çağırırsınız.
Hepsi oradadır.
En iyi arkadaşlarınızın hepsi de arkanıza dizilmiş
herife bakıyorlardır.
Tüm bu törenin amacı dönüp "Seni seviyorum falan mı
demiştin sen?" demenizdir.
"Söyle onlara, teyzen kaçtı.
Teyzene benimle öleceğini söyle.
Ölene kadar de."
Bu yüzden düğün yaparsınız.
Bunu şimdi anlıyorum. Çünkü âşığım ve evlenmek istiyorum.
Evet, evet. Erkek arkadaşımı çok seviyorum.
En iyi arkadaşım. Onunla her anı seviyorum.
Mario oynarken kucağına yatmayı seviyorum.
Umarım sonsuza dek beraber oluruz.
6 Ocak yıl dönümümüzdü.
Evet.
Kalbimi çaldı.
O bunu dememi sevmez ama benim hoşuma gidiyor.
Benim için yeni bir şey, çok heyecanlı.
O benim eşitim. Ve bu çok önemli.
Beni yanlış anlamayın, farklıyız da.
Aramızda çok fark var, farklı büyüdük.
Farklı türlerde müzik dinleriz.
Çok fazla rap, çok fazla Jay-Z dinleyerek büyüdüm.
En sevdiğim şarkılar genellikle bir uyuşturucu satıcısıyla ilgilidir.
Hayatta kalmak için yapması gerekeni yapan silahlı biridir.
Erkek arkadaşım ise Björk dinleyerek büyümüş.
Joanna Newsom da.
Onun en sevdiği şarkıların hepsi bir serçenin kürtaj yaptırmasıyla ilgili.
Yani çok farklıyız ama bence eşitiz.
Bu çok önemlidir.
Eşitinizle olmanız önemlidir.
Bu olmak zorundadır.
Çünkü şanslıyım diyorsanız aldatılıyorsunuz demektir.
Şanslı olan onlarsa da
sürekli kaçmaya çalışırsınız.
Bu yüzden eşit olmalısınız. Erkek arkadaşımla ben eşitiz.
Ben zenginim, o da beyaz. Yani eşitiz.
Eşitiz, dengiz.
Ama kendimi onunla karşılaştırmaktan alamıyorum.
Sevgilimin kendini geliştirmek için yaptığı her şeyi
kendi üzerime alınıyorum.
Sabah benden önce kalkarsa
kendimi tembel hissediyorum.
Aklıma gelen en iyi örnek bu.
Williams-Sonoma'dan bir waffle makinesi aldık.
Waffle çok severim. Waffle Günü'ne bayılırım.
Öncesinde heyecanlanırım.
"Yarın waffle yapacak mısın?" diyorum.
"Evet" dediğinde de
uykumu alırım ve çok mutlu uyanırım. Noel gibidir.
Aşağı ineriz, erkek arkadaşım waffle'ları pişirir,
waffle'larımızı farklı tabaklarız.
Ben waffle'larımı küçük parçalara ayırmayı severim.
Küçük bir waffle dağı yaparım.
Üzerine de yarım bardak tereyağı eritirim.
-Waffle'ı tereyağına gömerim. -Evet.
Bulabildiğim en ucuz şurubu alırım.
Organik, A sınıfı falan değildir.
En ucuzunu alırım.
Onu severim.
No comments yet. Be the first to leave one.