The first 200 lines.
Ve yapraklar kızarırken, Koru'ya gideriz.
Tek sorun, burasıyla orası arasında yüzlerce tehdit olması.
Ben tehdidim.
Dur!
bizim ışığımızın söndüğünün göstergesi.
Peki bu mithril... Tek kurtuluş yolumuz bu mu?
Yani tüm elf ırkının kaderi...
Senin ellerinde.
Nampat!
Sauron bir zamanlar halkınızın düşmanıydı.
Númenor ve elflerin ittifakını yeniden kurmaya davet ediyorum...
Güney Toprakları halkını kurtarmak için.
Onu bana verin.
Buranın altında.
Güney Toprakları'nın gerçek kralı çok yaşa!
Çok yaşa!
Siper alın!
Kraliçe!
Theo!
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ: GÜÇ YÜZÜKLERİ
Yardım edin!
Halbrand!
Elendil!
Halbrand!
Anne? Anne?
Anne!
Buradayım.
Gel buraya.
- Yaralandın mı? - Hayır.
Yanımda kal.
Gel.
Ontamo nerede? Ontamo yanımdaydı.
Sürün.
Sürün, seni bırakmam.
Asker, buraya gel!
Valandil.
Asker, o öldü.
Öldü.
Bu taraftan!
- O öldü... - Hadi!
Lütfen, yardım edin!
Askerler, çatı çökmek üzere.
Çabuk yolu açın.
Buraya. Bu taraftan.
Elimi tut. Bir şeyin yok.
İlerleyin. Ayrılmayın.
Acele edin Kraliçem.
Hadi.
Köprüye gidin.
Götür onları buradan!
Hayır!
Isildur!
Yaşlı Bolgerbuck salyangoz topladı
Harika bir sonbahar günü
Yüz tane büyük salyangoz buldu
Keşke benim olsalardı
İleride.
Koru! Sanırım burası.
Üç gün önce de böyle demiştin.
Hayır, haklı. Burayı hatırladım.
Hadi.
Kokuyu aldın mı? Odun dumanı! Diğerleri pişirmeye koyulmuş olmalı.
Bay Oyukev.
Ne oldu?
Büyük büyük dedem güneydeki dağların ateş kayaları tükürebildiğini söylerdi.
Uyurlar derdi.
Bazen yüzyıllarca.
Yalnızca yeni bir kötülük yükselirken uyanırlarmış.
Brendibacak.
Şu arkadaşın. Koca adam.
- Acaba... - Acaba ne?
Belki o düzeltebilir.
- Hadi Nori. - Kurtları hallettiği gibi.
- Ne bekliyorsun? - Bilmiyorum...
Bizim için çok şey yaptı.
Daha fazlasını istemek kabalık olur.
Anladım.
Kendim sorarım o zaman.
Sadoc!
Çekilin ufaklıklar.
Á keuta...
Á envinyata...
Envinyata...
Lótë na...
- Lótë na... - Ne mırıldanıyor?
Herhalde ağacın anlayacağı küçük kelimeler.
Sadoc, ağaçlar konuşmaz ki.
Bazıları konuşur.
Dikkatini dağıtmayın.
Envinyata!
Lótë na!
Koca keçiler. İşe yarıyor...
Yaşa!
İyileştiriyor.
Sadoc'un dediği gibi.
Dilly, çekil!
- Hayır! - Nori!
Canım kızlarım, kızlarım!
Nori! Dilly! Dilly.
Dilly, Nori, iyi misiniz?
İşte.
İyi misiniz?
İyiyim dedim ya.
İyiyim...
Bu dağlardan kutsal bir şey istiyoruz.
Karşılığında kutsal bir şey teklif ediyoruz.
Mithril madenlerine erişim karşılığında
gelecek beş asır boyunca elfler,
bu şehri av hayvanı, tahıl
ve Eriador'un yaşlı ormanlarından çıkan keresteler ile donatmaya hazır.
Beş asır mı?
Büyük vaat, tutabilirlerse tabii.
Tutamayacağım sözü vermem.
Birkaç kelime taş-dili biliyorsun demek.
Etkileyici.
Söyle bakalım, neden bir elfe güvenelim?
Güvenmemelisiniz.
Ama bana güvenebilirsiniz.
Çünkü ben herhangi bir elf değilm, Elrond Yarı-elf'im.
Elflerde, kendilerinde göremedikleri bir şey görürüm.
O yüzden şu an tek başıma karşınızdayım...
Size yalvarıyorum.
Halkımı kurtarmanız için.
Lütfen soylu Kral. Yardım edin.
Oğlumla konuşacağım.
Cevabın ne olacak baba?
Derler ki Aulë, halkımızı yarattığında
bizleri iki elementten işlemiş.
Ateş ve taş.
İçimizde yaşayan taş sonsuza özlem duyar,
zamanın akışına direnir.
Ateşse hakikati kucaklar.
Her şeyin bir gün sonunun geleceği
- ve küle dönüşeceği hakikatini... - Baba.
Biz desteği olmayan yeri kazmayız.
Karanlığın ötesindeki derinliklere inmeyiz.
Dağın altına bizi gömecek maden, kaya ve gölgeyi kışkırtmayız.
Elfler ölümden sıyrılsın diye
cücelerin canını tehlikeye atmam.
Ölümden sıyrılmak mı?
Baba!
Arkadaşım boğuluyor,
onu kıyıya çekmem için elini uzatıyor.
Sırf taş düşmesinden korkuyorsun diye
elini itmemi mi bekliyorsun?
Elflerin kaderi çağlar önce belirlendi.
Daha irfan sahibi kişilerce,
Bizden daha ileri görüşlüler tarafında.
Karşı gelirsen, bu krallık yok olabilir.
Hatta bütün Orta Dünya.
Üzgünüm oğlum.
Ama vakitleri geldi.
Bitli sakallı, umursamaz, yaşlı ahmak!
Ya haklıysa?
Buna göz yummayı aklının ucundan bile geçirme!
Başka seçeneğimiz var mı?
Diğer cüce lordlarının bu teklife açık olduklarını söyledin.
Madenleri kendimiz yeniden açarsak,
mithril'i çıkarmanın güvenli olduğunu kanıtlarsak
onun duymasını sağlayabilirler.
Belki de babanı buna mecbur bırakırız.
O sadece babam değil Disa.
O bizim kralımız.
Çocuklarıma, bir kralın iradesinin
rüzgara karışacak bir cüruf olduğunu
öğretirsem, nasıl bir baba olurum?
Peki, tamam.
Sakalında bit olduğunu söylememeliydim.
- Ahmak da dememeliydim. - Evet.
Hayır.
Hayır, sen anneme saydırdığında sinir oluyorum.
Annenin durumunda, gerçekten bitleri...
Şakaydı. Şakaydı.
Yemeğe kalman için seni ikna edemem herhâlde?
Gil-galad'a haber vermeliyim.
Yakında kral olmayacak, zira Lindon'dan eser kalmayacak.
Bu bir veda mı o zaman?
Biz elveda demeyiz...
- Biz Namá... - Namárië dersiniz.
Basit bir "elveda" dan daha fazlasıdır.
"İyiliğe doğru git." demektir.
Elrond!
Bunu neden yaptılar?
Burayı yurtları yapmak için.
Gölge Diyarları.
Ellerinden geri alıp onları püskürtelim.
Hem kötü durumdayız hem de desteğimiz yok.
Bu topraklar öldü.
Yaşayana gitmeliyiz.
Ya da gırtlaklarını kesmeliyiz!
Bu iş bitti.
Benim için değil. İzin vermem!
Mecburuz!
Mecburuz.
Neden bu kadar üzgünsün? Senin suçun değil.
Hayır, benim suçum.
Devam edin. İşte böyle...
Şuradakilere yardım edin.
Isildur?
- Kraliçe! - Hayatta.
No comments yet. Be the first to leave one.