The first 200 lines.
Mesele Winky's Cantina'ysa benim alakam yok.
Mesele o değil.
Ballı çöreği severim ama onun için gözünü çıkaracak değilim.
- Bunu yazacak mısın? - Bir şey yazmayacağım.
EYALET HAPİSHANESİ
Sakız ister misin?
Neli var?
Bubblicious karpuzlu sakız. Ne dersin?
Zaten en güzeli o.
Karpuzlu bile olsa Bubblicious için adam gammazlayacağımı sanıyorsan
çok yanılıyorsun.
"Courtland Gentry. Doğum yılı 1980.
Tutuklanma 1995.
Şartlı tahliye 2031."
Yolun uzun evlat.
Tuvalete yakın yatmanın avantajları da var.
Anladım. Konuşkansın. Sadede geleceğim.
Adım Donald Fitzroy. Cezanı hafifletmeye geldim.
Cezamı hafifleteceksin.
- Evet. - Öyle kolay mı?
Bu hapishaneden çıktığımda sen de benimle geleceksin.
Koruyucu meleğim falan mısın?
- Kusura bakma, seni farklı hayal etmiştim. - Olabilirim.
- Karşılığında? - Bize çalışacaksın.
- "Biz" dediğin kim? - CIA.
Kötüleri öldürmen için eğiteceğiz.
Zaten birini öldürdüğün için çok zor olmayacaktır.
- Yine yapmak istediğimi nereden çıkardın? - Öyle birine benziyorsun.
Elit bir ekibe katılacaksın. Sierra programı.
- Gri alanda olacaksın. - Harcanabilir mi?
Dosyanı inceledim. Onu neden öldürdüğünü biliyorum.
Ben de olsam öldürürdüm.
Kayıp değer yerine katma değer olmanı sağlamaya geldim.
Seni buraya getiren acıyı ya da her neyse onu al
ve işe yarar bir şeye çevir.
Size ne kadar çalışacağım?
Sınırsız süreyle işimize yarayacaksın diyelim.
ON SEKİZ YIL SONRA
Bir şey ister misin?
Hayır. Gerek yok.
- Güzel takım. - Ne derlerse onu giyiyorum.
Zekice.
Sen de dikkat çekicisin.
- Ruhsatım yok. - Bu öyle bir parti değil.
Duyuyor musun Altı?
Altı?
Altı duyuyor.
Ona ulaştım efendim.
CIA TAKTİKSEL OPERASYON MERKEZİ
Altı, ben merkez amirin Denny Carmichael.
"Yemekli Vagon" kod adlı hedefimiz
ulusal güvenliği riske atacak bilgiler satıyor.
Alışveriş tamamlanmadan onu saf dışı etmeliyiz, anlaşıldı mı?
Anlaşıldı.
Niye güvendiğimiz birileri yerine bir Sierra ajanıyla konuşuyorum?
Bizimkilerden birini yollamaya vakit yok.
Altı bölgedeydi ve bu tip işlerde çok başarılıdır.
Hedef yaklaşıyor.
Yemekli Vagon'u gördüm.
Hedef yakında.
- Bilginiz olsun, yalnız değil. - Yemekli Vagon'un güvenliği var.
Planı uygula.
Sana geliyor Altı.
Neredeyse yanında.
Dostum. Geldin demek.
- Bu insanlar kim? - Gelecekteki dostlar, eski eşler.
Onlardan kurtul.
Sakin ol. Böylesi daha güvenli.
Bana "Sakin ol" deme. Paramı istiyorum. Parayı aktar ve işi bitir.
Buraya gelerek aldığım riski anlıyor musun?
Ne gibi adamlarla muhatap olacağını bilmiyorsun
ve bunun için gelecekler.
- Hedef belirlendi. - Öldür.
Hiçbir şey onları durduramaz. Herkese, her yere ulaşabilirler.
Neden hiçbir şey duymuyorum Altı?
İkincil kişiler var.
Hedefin yakınında bir çocuk var.
İkincil için onay verildi. Ateş et.
Getirdin mi?
Fiyat konuşalım.
Çok kötü bir adamı haklamak için çok kısıtlı vaktimiz var.
Ateş et Altı.
On, dokuz, sekiz,
yedi, altı, beş,
dört, üç, iki, bir.
- Bekle. - Bekleme.
Tutukluk yaptı.
Sıçayım.
Çıkalım.
Sen mi yaptın Altı?
Nereye?
Anlaşma bozuldu.
Altı?
Kim olduğunu biliyorum.
Sierra Altı'sın.
- Kim olduğumu söylemediler, değil mi? - Hiç söylemezler.
Ben Sierra Dört'üm.
Seni sizden birini öldürmeye yolladılar.
Bu yüzden vazgeçmeyeceksin, değil mi?
Muhtemelen hayır.
Sierra'ysan seni işe kim aldı?
Fitzroy.
Senin gibi.
- Nerede eğitim aldın? - Gizli tesiste. Tel Aviv'de.
Senin gibi.
Tüm cevapları biliyorum çünkü doğru söylüyorum.
Onlar yalancı.
Denny Carmichael boktan herifin teki.
Burada kendi kanımın içinde oturmamın sebebi o.
Muhtemelen sıradaki sensin.
Baksana.
Bunu al ve piçin ayağını kaydır.
- İstemiyorum. - Carmichael'a güveniyor musun?
Al.
- Lütfen. - Tamam, peki.
İşte oldu. Aldım, tamam mı?
Canlarına oku Altı.
- Amma tedbirliymişsin. - Daha temiz olur sanmıştım.
Olmadı.
- Biz Romeo timiyiz. - Sierra olduğunu söyledi.
- Görev dosyasında yoktu bu. - Kim olduğumu biliyordu.
- Belki çalıntı bilgilere erişimi vardı. - Ben Sierra'yım. Bilgi yok.
Gerisini bize bırak ajan.
Ajan.
Seni duydum.
Kale almamayı tercih ettim.
- Bir kol saati. - Kol saati.
- Sağ cep, telefon. - Sağ cep, telefon.
- Para klipsi, çakmak, kalem. - Sol cep, para klipsi, kalem, çakmak.
Tarama tamam.
Ben Dawson. Carmichael'ı istiyorum.
Burada değil. Tekrar ediyorum, burada değil.
Sierra'nın sonlanmasını bu yüzden istedim. Eski rejimden bir şey kalmasın diye.
Bu işler zaman alır. Siyasi meseleler var.
- Çık dışarı. - Ne?
Çık dışarı.
- Altı. - Ne olduğunu açıklar mısın?
- Silah tutukluk yaptı. - Bu, açıklama olmuyor.
Güvenli hatta yaparım.
Durum raporu istiyorum. Güvensiz hattan.
- Hedef sana bir şey dedi mi? - Ölmüştü.
O yüzden hayır.
Peki ya cepleri? Üzerinden bir şey aldın mı?
Üzerinde bir şey var mıydı Altı?
Şu anda sende olan, bana vereceğin bir şey?
- Kimdi o? - Kötü bir adam.
- Üzerinde ne vardı? - Kötü şeyler.
Son şansın Altı.
Anlaşıldı.
Baksana.
42 beden misin?
Hey, ateş et. Ateş et.
ŞİFREYİ GİRİN ÜÇ HAKKINIZ KALDI
Efendim?
Beş dakikaya kalkıyoruz. Carmichael seni arıyordu.
Konuştuk.
- Bensiz gitmelisiniz. - Bundan emin misin?
Hedefle neler oldu Altı?
Bana bilmediklerimi söyle.
Sorun da bu, değil mi?
Baksana dostum.
Takas edelim mi?
BAKÜ AZERBAYCAN
- Max'in Şömine ve Mangal Dükkânı. - Max sen misin?
Max diye biri yok.
- Yani "maksimum seviye" mi? - Evet.
Bunu neden en baştan söylemedin?
Bir terslik olursa Max'i suçlayabilmek için.
- Nasılsın Fitz? - Sesini duymak güzel evlat.
Emeklilik nasıl gidiyor?
Cenazeye gidiyorum. Bir arkadaşım öldü. Artık o yaşlarım geldi.
- Çalışıyor musun? - Evet.
- İşler mi karıştı? - Karıştı. Çok tuhaflaştı da.
- Seni işten çıkaran adam var ya? - Evet, Carmichael.
- Sıkı dur ama o köstebek olabilir. - Aman ne şaşırdım. İçgüdülerin ne diyor?
Bundan sonra benim cenazeme gideceğini.
Tahliye ekibi bulmam için bir saat ver. Hazırlan, kolay olmayabilir.
Bir şey soracağım. Dört'ün çenesinin sağında yara izi var mı?
Evet.
- Az önce bana onu öldürttüler. - Sebep?
Yabancı operasyon saçmalığı. Bilgi vermiyorlar.
- Bana çok istedikleri bir şey verdi. - Üzerinde mi?
- Hayır. Güvenli bir yerde. - Aferin oğluma.
Biraz araştırırım. Hâlâ üst düzey arkadaşlarım var.
- Neredesin? - Bangkok'tayım.
Chiang Mai yakınlarında bir havaalanı var. Oraya git. Arkanı kolla.
Sen de.
Baksana Fitz...
Benim için sayfiye yerinde emeklilik planı olmadığını biliyorum.
Ama en azından bir çıkış stratejiniz olduğunu söyle.
Hiç o noktaya gelemedik evlat. O yüzden şimdi de yok.
- Anladım. - Üzgünüm.
- Görüşürüz. - Parmaklıkların diğer tarafından iyidir.
- Neden hep son kabin? - Al Capone Kabini. Her şeyi görebiliyorum.
- Tahliyesinden kaçtı. - Hay anasını...
- Ele geçirdi. - Emin olamayız.
Eminim.
O ahmak beni telefonda sorguya çekti. Kesin biliyor.
Yani...
Fitzroy'un adamlarına dokunmamalıydık. Onların hepsi suçlu.
No comments yet. Be the first to leave one.