The first 200 lines.
Baktığın her yerde
Her şey bembeyaz
Dışarısı soğuk Ama içerisi sıcak
Şöminede ateş yanıyor
Kış geldi
Arabalar şehirde yavaşça ilerliyor
Sokaklar insan dolu ama ben
Pencereme gidiyor ve diliyorum
Karın içinde seni bir an olsun görebilmeyi
Sen geliyorsun ve ben Seninle buluşmak için hemen fırlıyorum
Hatırlamanı istediğim
Bir sürü söz var
Şimdi bu Noel'de
Yıllardır hayalini kurduğum
Hediyem sensin
Beraber çalalım mı?
Ben birinci keman olayım mı?
Çok iyi çalıyorsun.
Benden rica etmiş olsaydın seni bu işten kurtarırdım.
Şimdi rica etsem?
Biraz geç kaldın.
Kestik!
Bu sefer sorun ne?
Yine bana dokundu.
Kusura bakma, özür dilerim.
-Sana yine dokundu? -Evet.
Tanrım. Tamam, hadi, değiştiriyoruz.
-Hazır mısın? -Evet.
Onu aynadan görüyorsun, aniden dönüyorsun....
Sen geliyorsun, silahı karnına dayıyorsun,
kafasını kavrıyorsun
ve başını yavaşça eğiyorsun,
böylece niyetin onu öldürmek mi yoksa öpmek mi...
...bilemeyeceğiz.
Tamam mı?
Silahı göğüslerinin arasına sokabilir miyim?
Hayır. Sokamazsın.
-Korkuyorsun, ağlamak üzeresin. -Tamam.
-Baştan alalım. -Tamam.
Hazır!
Ve... motor!
Rica etmiş olsaydın
-seni bu işten... -Kestik!
Ne... Delirdin mi sen?
Sen mi "kestik" diyeceksin?
Bize izin verir misin?
-Tamam. -Sağ ol.
Paul, adamın ağzı kokuyor.
Bana yaklaşmasını istemiyorum.
Ne?
Ağzı kokuyor.
Tanrım.
-Ben bir hava alayım. -Hayır, kal lütfen.
Akşam görüşürüz.
Ben gelmiyorum.
Bu akşam sekizde.
Bugünün özel konuğu...
Teşekkürler.
...Romanya'nın en yetenekli ve gelecek vadeden kemancılarından biri
Sebastian Mihailov.
Noel için planın var mı?
-Ne zaman? -Bu akşamı demiyorum, Noel Arifesi'nde.
Önümüzdeki günlerde.
Evdeyim, bir planım yok.
Kiminle?
Yani şu anda hayatında özel biri yok mu?
Saint-Exupéry'nin çok sevdiğim bir sözü vardır.
Sesini açabilir misin?
-Tabii. -Sağ ol.
"Aşk iki insanın birbirine bakması değil,
birlikte aynı yöne bakmasıdır."
Dinleyicilerimize ne söylemek istersin?
Mutlu Noeller dilerim
ve umarım birlikte aynı geleceğe bakabilecekleri birini bulabilirler.
BEDEN DIŞI DENEYİM
Evet Paul.
Lütfen, yine başlama.
Lütfen, ısrar etme.
Evet, ben "hayır" deyip duran inatçı bir küçük kızım.
Evet, kibarca "hayır" diyorum.
Paul, annen ve seninle bir gece daha geçirirsem...
Tamam, kusura bakma.
Artık fark etmez zaten.
Tamam, kıyafetlerimi almak için uğrarım.
Çok özür dilerim.
-Merak etmeyin, yerine koyarız. -Özür dilerim.
Özür dilerim.
Kafasını unuttunuz.
Çok özür dilerim.
Üzülme, olur böyle şeyler.
Merhaba.
Bunlar senin.
Oyuncu musun?
Evet.
Aç bence, adam ısrarla arıyor.
Annen sana Noel zamanı birini terk etmenin kabalık olduğunu öğretmedi mi?
Adamı yaralayacaksın.
Annen başkalarını dinlemenin kabalık olduğunu öğretmedi mi?
Seni konserime davet etsem tuhaf mı olur?
Paganini'nin kaprislerini çalıyorum.
Tabii ki tuhaf olur.
Gizemli havanı kaybedersin.
Açma.
Benimle gel.
Seninle nereye geleceğim?
Nereye olursa.
Köpeğin nerede? Dışarıda soğukta mı bıraktın?
Evet ama benim köpeğim değil.
Kemancının köpeğiydi.
Çay içelim mi?
Olabilir.
Nerede?
Benim evimde.
Gülmesene!
Seni dünyanın en iyi çayını demleyen yere davet ettim.
Dur bir saniye.
Ayrıldığımı duydun ve beş dakika geçmeden
beni evine çaya mı davet ediyorsun?
Evet. Ve bence geleceksin.
Öyle mi? Nedenmiş?
Çünkü gelmezsen
hayatın boyunca "Gitse miydim?" diye düşünüp durursun.
Ağzın iyi laf yapıyor ama ikna olmadım.
İyi yemek de yaparım.
Öyle mi?
-Aslında karnım çok aç. -Ne olursa.
Ben Sebastian.
Aprilia.
Aprilia...
Beş dakika daha bekleyelim.
PAUL CEVAPSIZ ARAMA
Şimdi rica etsem?
Durdursana.
Mihai, tekrar çekim yapmamız gerekecek.
Kadın başrolü değiştirmek istiyorum.
BİR YIL SONRA
Hadi çirkin şey.
Hadi, uyan.
Yedi Cüceler seni sorup duruyordu.
Hadi.
Pamuk Prenses prens onu öptükten sonra uyanır.
Onu hallederiz.
Hayır!
Önce Pamuk Prenses'in aylarca uyuması gerek.
Ve herkes onu rahat bırakır.
Cüceler, prens ve de...
...herkes işte.
Hiç halim yok. Uyumak istiyorum.
Suyunu ısıttım. Hadi, kalk artık.
Sana çay yapayım, olur mu?
Üç dakikaya uyanmış ol. Hadi.
Aprilia, suyun soğuyacak.
Duydun mu?
Ne dedim?
"Aprilia, suyun soğuyacak. Duydun mu?"
Ne zaman kalkmayı planlıyorsun Aprilia?
Nisanda.
Baharda.
Artık soğuk istemiyorum, yeter!
Ah be.
Ne oldu acaba?
Biliyorum!
Biri kız arkadaşımı kaçırmış!
Ve şımarık bir çocukla değiştirmiş. Bir bakalım!
Bakalım!
Yapma, ayağım üşüdü!
Hayır!
Bunlar onun ayakları.
Bunlar neye yarar ki?
Peki ya...
...bu koca göbek?
Bu ne işe yarar?
Bu ne işe yarar? Neye yarar?
Yapma!
Yapma!
Neye yarar?
Söyle bana!
Yapma!
Demek sağır, dilsiz
ve kör olsak bile beni tanıyabileceksin.
Peki ya gözler? Burun? Ağız?
Çift olarak sosyalleşmek için.
Peki ya saçların?
Sana saçımın tellerinden kazak örebileyim diye.
-Saat on var. -İnanamıyorum!
Ne istiyorsun?
Babamla kalmayı.
Arabanızın üstündeki karları temizleyeyim mi?
Dışarı çıktığınızda uğraşmamış olursunuz.
Hoşça kal, gidiyorum. Seni seviyorum.
-Ben de seni. -Tabii seviyorsun.
Önce yanlış gördüm sandım.
Hatta kocama "O mu acaba?" dedim.
Sizi konserde dinledim, çok güzeldi.
Kemanla harikalar yaratıyorsunuz.
Teşekkür ederim.
Oturma odamın camını açınca çalmanızı duyabiliyorum.
Ya da ders verirken.
-Umarım rahatsız etmiyorumdur. -Hayır, hiç de bile.
Kocamla ben müzikten pek anlamayız
No comments yet. Be the first to leave one.