The first 200 lines.
Neredeydin sen? Geç kaldın.
Neredeydin...
Ne oldu? Sen iyi misin?
Marcus!
POLİS
KEŞMEKEŞ
14 GÜN SONRA
Ne oldu abim?
Yiyecek bir şey yok.
Peki ya geçen günkü yiyecekler?
Şimdiden bitmiş olamaz.
Pilav ve diğer yemekler?
Markete gidip bize yiyecek bir şeyler alayım, tamam mı?
Eve geldiğimde
duşunu almış yatmaya hazır olacaksın.
Tamamdır.
Marcus, sen misin?
Tatlım, dinle beni...
Çok iyi hissetmiyorum.
Bana bir yirmilik borç verebilir misin?
- Birkaç ilaç almam lazım. - Bende yok.
Yemek yedin mi?
Gidip pizza alacağım, eğer istersen.
Korku.
Genç, siyahi ve mahalledenseniz
korku, asla göstermemeniz gereken şeylerden biridir.
"Seni zayıflatır." dediler.
"Seni hedef yapar."
Peki başka ne yapabilirsiniz?
Onu saklamayı öğrenir,
öfke veya saldırganlık gibi sahte tavırlarla
onu gizlersiniz.
Böylece kimse korktuğunuzu anlayamaz.
Ve derinlerde bir yerde hâlâ zorla ve hızlıca
büyümeye zorlanan korkmuş çocuksunuz.
İstediğiniz için değil, hayatta kalmak adına
mecbur olduğunuz için.
Biliyor musunuz? Çoğu yabancı bunu anlamaz bile.
Buralarda yaşayış şeklimizi,
bakış açımızı,
tarzımızı, elmas kaplı zincirlerimizi.
Beş paramız yokken veya kira vakti geldiğinde
baştan aşağı tasarımcı kıyafet giyişimizi.
Onlara çok garip gelir...
Dilimiz,
birbirimizle iletişim kurma şeklimiz,
gürültülü, neşeli,
bazen de agresif.
Ama açıklamaya çalışayım.
Çoğumuz iyi yerlerden gelmedik.
Yabancı topraklarda mücadele eden göçmenlerin çocuklarıyız.
Hiçbir yere uymadık, kültürler arasında karmaşık büyüdük ve yıprandık,
hiçbiri bizi gerçekten kabul etmedi.
Biz de kültürümüzü yarattık.
Bizi ilk başta asla kabul etmeyen topluma
"Siktir." diyen kapüşonlarımızı giyeriz.
Üniformamız gibi.
Bir nevi zihniyetimizi temsil ediyor.
Kelimelerimiz ve üslubumuz
içinde büyüdüğümüz çevreyi yansıtır.
Sert ve merhametsiz.
Tasarımcı ürünleri giyer,
ağzımızda altın dişler ve boynumuzda elmaslar,
bileklerimizde pahalı saatler. Sırf önemli hissetmek için,
bize sürekli önemsiz olduğumuzu
söyleyen toplumda değerli hissetmek için.
Anlaşılmayacak bir şey değil.
Basit bir sebep ve sonuç ilişkisi.
Dediğim gibi iyi yerlerden gelmedik.
Her dışarı adım atışımız ne kadar ilerlediğimizi kutlarken
daha ne kadar ilerlememiz gerektiğini hatırlatıyor.
O yüzden evet, başınızı dik tutun halkım.
Tanrı bizi korusun.
TANRI MAHALLEYİ KORUSUN
TANRI MAHALLEYİ KORUSUN
- Pis işlerini yapıyorum kanka. - Tamam.
El sıkışalım, delice.
Kanka, gözün iyi morarmış.
Kanka, ne oldu kardeşim? Berbat görünüyor.
Yakalandım kanka.
Kime?
Eski bir dost kanka.
Şaka olmalı bu.
Kanka, nelerle uğraşıyorsun?
Şaka gibi, bir şey hissetmiyorsun
Takıl bizimle Bu çete dünyası
Ciddi bir iş ve doludur silahı
Kanka, tek başımaydım
Her zaman silahlıyım Aramalıydın
Etrafımı sardılar Arayamadım
- Ne kötü şans - Kötüymüş kanka
Neyin peşinde çocuklar?
Paket gidene kadar herkes burada
Beni de say Kazanmam gerek biraz
Sürerim bir Coupe araba
Ne yaptığımızı bilmiyorsun
Ben onlar gibi değilim
- Ver hadi - Pekâlâ, al şu üç paketi
Param hazır olsun tekrar gördüğümde seni
Şimdi iyisin değil mi?
Bak, sana bakıyorum.
Bunun karşılıklı olduğunu unutma.
Bana borçlusun, tamam mı?
Ne olursa.
Anladın sen. Kardeşim. Anladın sen.
Bir şans vereceğiz, anladın mı?
Çık hemen. Markete gidiyoruz.
Hadi gel.
- Neden bahsediyorsun sen? - Hadi ama.
- En iyi yürüyüşe sahibim. - Peki.
Benimle yarışamazsın.
Ben en ciddi yüze sahibim.
Siktir! Bu manyak bir şey.
Bu senin değil.
Tabii ki de benim. Okuyamıyor musun?
"M" harfinin bir anlamı var.
Ne? Senin adın Jay, geri zekâlı.
Aptal, o benim kimlikteki adım.
- Takma adım "Money". - Hayır değil.
Saçmalıyorsun!
Hiç kimsenin sana böyle seslendiğini duymadım.
Şimdi karar verdim. Artık bana öyle sesleneceksin.
Sana Jay diyeceğim. Bu senin aptal adın,
ben de sana öyle sesleneceğim.
Ve bu zincir senin değil, yalan söyleme yalancı.
Tamam. Bu abimin.
Ama bana verecek.
Ben de takayım.
HOŞ GELDİNİZ
Hadi ya! Market kapalı.
Nereye gidiyorsun?
Maple Estate'in köşesindeki markete.
O her zaman açıktır.
Delirdin mi sen? O tarafa gidemeyiz. Orası kötü.
Korkuyor musun? Korkak. Hadi gel.
Bundan emin değilim, yalan söyleyemem.
AKSİYON
ZİNCİRLEME REAKSİYON
VEJETARYEN
Yeni bir malım var. İşi yükselteceğim. Anladın mı?
Hayır. Bu hiç iyi bir fikir değil.
Yeni bir modelim var. Geleceğin kendisi.
Sana ne dediğimi hatırlıyor musun?
- Altın. - Altın tozu, evet.
Altın tozu.
Muhteşem olacak.
Hey, bekle.
Burada duran koca adamları görmüyor musun?
Nereye gittiğini sanıyordun?
Markete.
Siz buralı değilsiniz.
Evet, buralıyız.
- Hangi bölge? - Gafton Yolu.
Hayır. O bloktan herkesi tanıyorum.
Sizi daha önce hiç görmedim.
Stacks, dinle...
Sence vergi keseyim mi?
Neden olmasın, burası vergiden muaf değil, biliyorsun.
Bekle. Bu da ne? M, bu senin.
Dur, bekle.
Bu zinciri nereden buldun?
Bu zinciri nereden buldun lan?
Bu zinciri nereden buldun?
Dalga geçiyor. Bir hafta önce bu zincir için soyuldum.
Shorty'nin, abisinin. Abisinden aldı.
Ne, Shorty'den mi?
Shorty düşman zaten.
Eski çete üyesi değil mi?
Gel buraya şişko!
Hey, gel buraya, gel.
Marcus!
Sonunda. Bakalım ne getirdin.
Marcus, hadi ama! Vejetaryen mı? Bunu kim yiyor ki?
Cidden.
Ete ihtiyacım var benim. Et ziyafetine falan ne oldu?
Marcus! Sebzeler yetişkinler içindir.
Marcus.
Mutfağa git. Geliyorum.
Git dedim!
11 AY
VE 2 HAFTA SONRA
Hey, koca kafa. Uyan hadi, okulun var.
Koca kafa.
Neden sabahın köründe çayla bisküvi yiyorsun?
Çünkü açım. Yiyecek başka bir şey yok.
Ne? Henüz dışarı çıkmadı mı?
Sanırım hâlâ yatakta.
İş arama nasıl gidiyor? Hâlâ bir iş bulamadın mı?
Seni ilgilendirmez. Oldu mu?
Bu hayır demek.
Merak etme. İş imparatorluğum başladığında sana bir iş bulacağım.
- Tamam. - Ofis temizleyicisi veya şef belki.
Tam bir soytarısın.
Baksana, bu bisküvileri bırak.
Siktiğimin işe yaramazları.
İkiniz birlikte bir kahvaltı hazırlayamadınız değil mi?
Bir parça tost falan da mı yok?
Sikeyim böyle işi!
Gel abim, seni okula götüreyim.
Gidip düzgün yiyecek alalım.
No comments yet. Be the first to leave one.