The first 200 lines.
10 Ağustos 2017
Gazeteci Kim Wall,
amatör yapım denizaltısı UC3 Nautilus ile gezisinde
mucit Peter Madsen'a katılmıştı.
Sabah ortada yoklardı.
Nautilus, pozisyonunuz nedir?
Nautilus FPET bir sıfır yedi, pozisyonunuz nedir?
Kopenhag tarafından gelen tüm gemilerin dikkatine,
özel yapım bir denizaltıyı arıyoruz. Nautilus, siyah, 18 metre uzunluğunda.
Bilgisi olan gemiler Deniz Kurtarma'yı arasın.
KOPENHAG HAVAALANI KURTARMA
Son habere göre Kopenhag'ı çevreleyen denizde
perşembe gecesinden beri kayıp olan özel yapım denizaltı için
arama yapılmakta.
Gemide bir gazeteciyle denizaltının sahibi,
gönüllülerin finanse ettiği ve bizzat çalıştığı
kendi roket yapım programıyla tanınan Danimarkalı mucit Peter Madsen vardı.
Anlaşılan Peter dün gece bir gazeteciyle birlikte
denizaltına binmiş.
Çok endişeliyiz.
-Demek gelmedi. -Evet, ne olup bittiğinden emin değiliz.
Bilginiz olsun, sahil güvenlik de ilgileniyor.
Evet, tek ilgilenen biz değiliz.
-Hâlâ onları sağ bulma umudumuz var. -Tamam.
24 belki de 30 saat yetecek hava var.
Gazeteci kim? Bilen var mı?
-Hayır. -Kimdi, saat kaçtı bilmiyorum.
Çok şeyi değiştirebilirdi. Kesinlikle.
Size bir şey söylemiş miydi?
Hayır. Denize açılacağından habersizdim.
Randevu değil iş gezisi olduğu kesin mi?
Peter'ın dalaverelerine benziyor ama anlaşılan değil.
Yeni duydum, biri denizaltını Amager'ın yanında görmüş.
-Bulmuşlar mı? -Hayır. Kontrol için helikopter gidiyor.
İsveç'e giden köprü civarı biri bir şey görmüş.
İleride bir şey var. Gördüm. Nautilus.
Onu buldular!
Nerede, ne? Durma, koş.
Birkaç saate gelirler. Refshaleøen'a doğru yoldalar.
Ya…
Henüz pek bilgimiz yok. Sadece bulunduğunu öğrendik.
İnsan böyle mi uyanır?
İnsanın aklına
su altında kapana kısıldıkları, birkaç saatlerinin kaldığı geliyor.
İyiymiş, içim rahatladı.
İki buçuk saat.
Peki. Gelmesine iki buçuk saat var.
Batmış.
-Üzgünüm, İngilizce söylenmediği için. -Biri az önce bunu paylaşmış.
"Kurtarma helikopterinden öğrendiğimize göre, denizaltı batmış.
Peter kulede duruyordu."
-Demek sahiden batmış. -Battı.
Şunu bir netleştirelim.
Tek bildiğimiz,
UC3 Nautilus'un bir sebepten battığı ama niye, bilmiyoruz.
Sebebini tek bilen gemide bulunan gazeteci ve Peter.
Özetlersek durum bu.
Ama ikisi de iyi, ikisi de sağ ki…
…en önemlisi bu.
Tamam, görüşürüz.
Sorun şu ki
kurtarma aracında sadece Peter var.
Anlaşılan gazeteci dün gece bir ara kıyıya bırakılmış
ama sevgilisi ve ailesi ondan haber almamış.
Çok garip, yolcudan kimsenin haberi yok.
Hem dün gece kıyıya bırakıldıysa
sevgilisini ve ailesini niye aramadı?
-Hikâyede örtüşmeyen bir şey var. -Acaba nerede?
Peter!
İyi misin?
İyiyim. Biraz üzgünüm, o kadar.
-Üzgün müsün? -Malum.
Nautilus'u batarken görmek üzücüydü.
Bu, şu an mı? Canlı mı?
Test sürüşü yapıyordum, birkaç şeyi kurcalıyordum.
Sonra balast tankında bir arıza oldu.
Ben onarmaya çalışana dek o kadar ciddi değildi.
Sonra durum ciddileşti.
Nautilus 30 saniyede battı. Ambar kapağını kapatamadım bile.
Ama olsun yoksa şimdi suyun altındaydım.
Ya yolcuna ne oldu?
Gemide benden başkası yoktu.
O nerede? Niye hâlâ ortalarda yok?
-Kim? -Gazeteci.
Tek bildiğim, Peter'ın anlattıkları.
Şu an hikâyesini polise mi anlatıyor?
Evet. Umarım onu bulurlar gerçekten.
…kıyıya bırakılmış. Şu an kayıp.
Bu arada Madsen tutuklanarak polis nezaretine alındı.
Pekâlâ, internette araştırıyordum
ve Peter Madsen adlı birinin TED Talk konuşmasına denk geldim.
O, üç denizaltı inşa etmiş Danimarkalı meşhur biri.
Son hedefi, ev yapımı bir roketle kendini uzaya fırlatmak.
Bunu çok az bir fon, birkaç bağış ve konferanslardan aldığı parayla yapıyor.
İnanılmaz, tüm dünyadan insanlar yardım için ta Danimarka'ya gelmiş.
Ben de ona yazıp roket macerası hakkında
bir belgesel çekmeyi önerdim.
O da bana bunu gönderdi.
"Emma, tam anlamıyla bir yılan çukuruna dalmak üzeresin.
Şu an sana yazarken mekanik bir balinanın içinde,
balistik füze denizaltısı Nautilus'tayım.
Bu gece evim burası.
Burada kendimi çok güvende hissediyorum.
Ancak bizim RML dediğimiz laboratuvarda Nautilus'tan çok daha fazlası var.
Pozitif anlamda bir takım çalışması,
çok yüksek hırslar,
uzay laboratuvarının yörüngesine giren insanların gösterdiği
bağlılık ve cesareti anlatan delice bir hikâye.
En iyi dileklerimle Peter Madsen."
-Pekâlâ. -Evet.
Selam, nasılsın?
Bu bir dünya prömiyeri,
uzay laboratuvarı tarihinde bir ilk.
Artık İmparatorluk Yıldız Destroyer'ini sizlere takdim edebilirim.
Bizzat şahsımı stratosferden yükseğe,
daha ilerisine, uzaya taşıyacak.
İşte yaptığımız şey bu.
Bu, yapım aşamasında olan
kıtalar arası balistik füzemiz ve yolcu gemimiz.
Gördün mü?
İyi görünüyor.
Muhteşem ötesi.
-RML'nin nihai hedefi ne? -Hayalleri gerçekleştirmek.
Eski, harabe bir tersanede oynayarak…
…tüm çılgınca kavramları gerçeğe dönüştürmek.
Karşınızda müthiş bir çalışma var.
720 üçgen.
Bu bir uzay istasyonu olacak.
Burası ayrıca stajyer ve gönüllülerin de oyun alanı.
Hiçbirine ücret ödemiyorum
ama burada devasa bir şeyin parçası olabiliyorlar.
Tarihe ya en büyük kahramanlar ya da en büyük suçlular olarak geçeceğiz.
Ben suçlular diyorum.
Burada amaç uzaya insan göndermek.
2017 yaz mevsiminde
Baltık Okyanusu'ndan tam üç roket fırlatacağız.
Yani artık çok uzak bir hayal değil.
İşte bu.
Hayır, otursana.
Evet, oturuyorum. Sakinim. Sen de sakin misin?
Hiç değilim.
Millet, burası merkez.
Alevleri görüyoruz, saha da güvenli ve açık.
-Güzel. -Mükemmel. Hey, Meyer!
Önce tokuştur.
Hayır.
Yapmak istediklerim listesinde yıllardır çok istediğim bir şey vardı,
denizaltıyla dalmak.
Eşimin bana Noel hediyesi,
Peter'ın denizaltısıyla dalma fırsatıydı.
Bilim ve mühendislik konusunda aynı tutkuyu taşıyan birini bulmuştum.
Sanırım 2007 yılındaydı.
İlişkimiz ve arkadaşlığımız asıl o zaman başladı.
10 yılı geçti.
Dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyoruz, bir çekirdek grup toplayabilirsek
bunu gerçeğe dönüştürecek bir takım oluşturabiliriz.
İlk başlarda penceremden dışarı, laboratuvara baktığımda
öyle bir görünüyordu ki ekipmanlar her yere dağılmış hâldeydi.
"Bu da ne?" olmuştum.
O ise "Bir uzay laboratuvarı" dedi.
O an şaşkınlıktan ağzım açık kaldı.
"Uzay laboratuvarı mı?" dedim.
Uzay roketleri?
Sen benimle kafa mı buluyorsun?
Bu yaptığın şeyin bir parçası olmalıyım.
Tarih yazıyoruz.
Peter'da öyle bir şey var ki o tanıyabileceğiniz…
Ve işte Peter Madsen.
…en ama en masalsı insandır.
Bir sanatçıdır.
Bir sanatçı kişiliğine sahip.
Bana hep "Benim gibisin, kendini rüzgâra, dürtülerine bırakmışsın" der.
Bu yüzden böyle uyumluyuz
çünkü karşılıklı duygularımızı ve tutkularımızı anlıyoruz.
Hem kendimi değersiz hissettiğim zamanlarda
beni toparlamayı iyi biliyor.
Böyle harika olduğumu nasıl söyleyeceğini de biliyor.
Brifinge hazırlanalım.
Bugün yapacağımız şey,
astronot pilotumuzu yüksek hıza maruz bırakmak.
Bu amaçla onu dışarıda inşa ettiğimiz bu santrifüjun içinde döndüreceğiz.
Stajyerlik için başvurmamın sebebi
aslında Peter'dı.
Çünkü onda çok özel,
farklı bir şey var gibiydi. Hep onunla tanışmak istemiştim.
YouTube'da müthiş videoları vardı, televizyona da çıkıyordu.
Kaçıkmışım, canımdan olacakmışım
ama sonunda onlar da ölecek,
böyle bir şeyin vereceği hazdan mahrum olarak.
Gerçekten bu adam gibi olmak istiyordum.
Denizaltının içine hiç girdin mi? Çok hoş.
İşlerin nasıl yürüdüğü konusunda Peter'ın kendine has bir fikri var.
Hem delilik hem yepyeni bir şey yapmakla ilgili.
Telsiz kontrol, sektör bir.
Sektör bir, açık.
Sektör iki?
Sektör iki, açık.
Sen olsan o rokete biner miydin?
Tanrım, gerçek oluyor.
O yüzden buradayım.
No comments yet. Be the first to leave one.