The first 200 lines.
Kadere de yazgıya da alın yazısına da hiçbir zaman inanmadım.
Adına ne derseniz deyin.
Çocukken bile ne Noel Baba'ya ne de sihre inandım.
Doğaüstü şeylermiş...
Tanrı'ymış, cennetmiş, cehennemmiş...
Hiçbirine.
İnandığım hiçbir şey yoktu.
Sonra karşıma Floyd çıktı.
İstersen biraz bunu konuşalım Sam.
Bu bölüm...
Evet, kitaptaki üçüncü bölüm.
Floyd'la tanıştığım geceyi pek hatırlamıyorum.
Kendimden geçtiğimi
ve öğlen saat 13.30'dan beri kendimde olmadığımı hatırlıyorum.
Kahretsin!
Yine kiramı ödeyemediğimi hatırlıyorum,
ve beş aydır da ödememiştim.
Her yere sıçradı!
Bundan bir sene önce...
BEN
...Kathleen'in beni terk ettiğini,
iki yıl önce de annemin öldüğünü...
...ve her geçen günün daha kötüye gittiğini hatırlıyorum.
Lanet olsun!
Akıl sağlığımı kısaca gözden geçirip
geleceğe olan umutsuzluğum
ve tüm kaybolmuşluğumla
şu muhteşem sonuca vardım.
ALTIN KALPLİLER SAMUEL LISTON
Gitme zamanıydı.
GELEN OTOBÜSLER VE EMANET
- CONTINENTAL - İSTASYON VE YAKIN ÇEVRE
Kahretsin!
Siktir!
Sıçayım!
Lanet olsun!
Tamam, sakin. Hey.
Tamam. Bana bak.
Evlat.
Kazaydı ama bir şeyin yok.
Lanet olsun!
Sıçayım!
Ölme sakın! Siktir!
Ölme sakın!
Tanrım!
Tanrım!
Tanrım!
BÜYÜK ALTIN TUĞLA
SONRAKİ SOL
PETE AMCA'NIN DONDURULMUŞ MUHALLEBİSİ
Çocuğun yaşıyor olması tam anlamıyla mucizeydi.
Mucize kelimesi bunu açıklayabilecek tek şey.
Tabii eli ve kırık kaburgaları dışında.
Bu arada sağ akciğerin sönmesi
ve mesane tümörünün alındığını ekleyeyim.
Gerçi mesanesi gayet iyi çalışıyor.
Daimi olarak bebek bezi gibi şeylere ihtiyacı olmayacak mı?
Olmayacak.
Burada sigara mı içiyorsunuz?
Maalesef siz içemezsiniz.
Dün gece yaklaşık 21.15'te komadan çıktı.
Kaza gününe dair hatırladığı tek şey
o gün şehirde olduğu.
Bilinci yerinde, konuşabiliyor. Birazcık umutsuzluğu var.
Bu da anlaşılabilir bir şey.
İyileşecek.
Ama yakın vadede sıkıntılar olacağını söylemeliyim.
Ne gibi sıkıntılar?
Ruh hâli değişimleri, gerginlik veya kafa karışıklıkları yaşayabilir.
Ama zamanla kaybolacaktır.
Beyin.
Beyin harika bir enstrümandır Floyd.
Harikulade işler yapar.
Ama tüm bu ihtişamına rağmen
inanılmaz derecede narin ve hassastır.
Mucizeleri bir yana bırakırsak Samuel'in yaşadığı travma nedeniyle
akli dengesinin geri gelmesi epey zaman alabilir.
Gerçeği söylemek gerekirse bir daha asla aynı Samuel olmayabilir.
Nasıl gidiyor?
Sen...
...o herif misin?
Adım Floyd.
Merhaba.
Şunları suya koysam iyi olur.
İnsanlar, bir erkeğe çiçek veren
başka bir erkeği yadırgayabilir
ama bunu dert etmene gerek yok. Çünkü erkeklerden hoşlanmıyorum.
Ben evli barklı adamım.
Kesinlikle kadınların hastası olduğumu belirtmeden geçemem.
Velhasıl,
-Sammy, çiçekleri kabul et lütfen... -Bana öyle seslenme.
-Nasıl seslenmeyeyim? -Sammy.
Bana Sammy deme.
Sammy, tarihteki en güzel lakaplardan. Tartışmaya gerek yok.
Kimse bana öyle seslenmedi. Samuel'i veya...
...Sam'i tercih ederim.
Sam diyelim o hâlde.
Teşekkürler.
-Gerçekten Sammy'yi beğenmedin mi? -Beğenmedim!
Dert değil, Sam diyeceğim.
Kazadan beri yanına geliyorum.
Sana çarptığım için özür dilerim.
Aniden oldu.
Ne olduğunu tam...
Nasıl olduğunu...
Ne olduğunu...
Sana çarptığım için çok özür dilerim.
Önemli değil, bir şeyim yok.
Yaşıyorum.
Üstelik bunu hatırlamıyorum bile. Daha kötüsü de olabilirdi.
Evet, daha kötüsü de olabilirdi.
Duyduğum kadarıyla baban ziyaretine gelmiyormuş.
O konuyu açma.
Pekâlâ, anlıyorum.
Dr. Eik, yazar olduğundan bahsetti.
-Evet. -Acaba diyorum...
Biyografimi yazmak ister miydin?
Yani...
Gerçekten...
Beni düşündüğün için teşekkürler.
Çoğunlukla kısa öyküler bazen deneme ve birkaç şiir yazarım.
Biyografiyse...
Yapamayacağını mı düşünüyorsun?
Yapamayacağımdan değil. Elbette yaparım. Yetenekliyim.
Sadece...
Benim tarzım değil Floyd.
Tabii, anlıyorum. Sanatçısın. Saygım sonsuz.
İçindekini görüp hissedebiliyorum ama sana meydan okuyorum.
En azından seni bir kereliğine
farklı bir şey yapmak için meydan okumaya çağırıyorum.
Çünkü fırsat ayağına geldiğinde istememezlik yapmazsın.
-Tuhaf bir şapka giyse bile. -Ne?
Beni dinle. Dr. Eik'la konuştum.
Bana şehirdeki ev sahibinle olan meseleyi anlattı.
Bunu neden anlatıyor ki?
Bunda utanılacak bir şey yok.
Kirasını vermeyen çok kişi var.
Bunda bir şey yok.
Dışarı çıktığında kendi ayakların üzerinde durana kadar
benim yanımda kalmanı
ve ailemle birlikte yaşamanı teklif ediyorum.
Sana cep harçlığı verebilirim.
Ya da bu konuda profesyonelleşirsen maaş verebilirim.
Dikkat etmen gereken tek şey iyileşmen.
İyileş işte.
İstediğin sürede yaz. Teslim tarihin yok.
Nasıl istersen öyle yaz.
Kaç paradan bahsediyoruz?
Ne kadar istiyorsun?
500.
-500, anlaştık. -Haftalık.
Dolar mı?
-Ne dedim sandın? -Demek istediğini anladım.
Garip gelebilir
ama içimde acayip bir his var...
Bir an duraksadı, düşündü,
kafasında tarttı ve kabul etti.
Böyle olması gerekiyormuş.
Bu cümleyi kafamda döndürüp durdum.
"Böyle olması gerekiyormuş.
"Böyle olması gerekiyormuş.
"Böyle olması gerekiyormuş."
Ve bir an için
haklı olma ihtimalinin olup olmadığını düşündüm.
Burası.
Çok güzel evin var Floyd.
Öyle, değil mi?
Gel hadi. Bizimkilerle tanış.
İyi misin evlat?
Evet.
Hadi, eşyalarını alayım.
Aloha , biz geldik!
Kapıyı ben kapatırım. Oraya bırakabilirsin.
Karşılama komitesi nerede? Jackie?
Geliyorum.
Jacqueline, Floyd'un ikinci eşi. Floyd'tan en az çeyrek asır küçük.
Başarılı bir avukattı.
Hutchinson, Zimmer, Wallerstein Wallerstein
Cohen ve Clemmons'la ortaklık yolundaydı.
Şehri sever, evle iş arasındaki mesafeden nefret ederdi.
Trafiğe kalmamak için
geç saatlere kadar çalıştığını söylerdi.
-Benim oğlan Eddie. -Edward.
Bana kendimi hatırlattı.
Aziz Gerard Akademisi'nde birinci sınıftı. Sınıfın en küçüğüydü.
Sonu olmayan bir durulmazlığın ve içine işlemiş karamsarlığın
tehlikeli bir karışımıydı.
Yaramazlık tutkusu
Floyd ile Jacqueline arasında
henüz bir mesele hâline gelmemişti.
Çok fazla arkadaşı olmamasına rağmen
bu durumdan epey memnun bir şekilde,
"İnsanlar benden korkuyor, bu hoşuma gidiyor." demişti.
Lily, zahmet edip aşağı iner misin lütfen?
Lily, Floyd'un ilk evliliğinden doğan kızıydı.
Fairgate'deki müzik okulundan mezun olduktan sonra,
bir kemancı olarak
ciddi bir kariyer peşinde koşarken büyük zorluklar yaşadı.
Giderek artan üzüntüsü, onu ara sıra içki içmekten
her gün kokain kullanımına sürükledi.
No comments yet. Be the first to leave one.