The first 200 lines.
Beş dakikaya hazırız.
Beş dakikaya hazırız.
Tamam.
Başlamadan önce bir şey istemediğinden emin misin?
Meyve suyu? Meyve? Çay? Yok mu?
Harekete geçti.
Bir şey ister misin? Sen gösterinin yıldızısın.
Çıkıp alabilirim.
Ya da lavaboya falan gitmek istiyorsan şimdi tam sırası.
Üzgünüm, bu taytı çıkaramam.
Evet. Harekete geçti. Hadi bakalım.
Sadece rahat olmanı sağlamak istiyorum.
Makyaj ekibi gelip son hâline baktı mı bilmiyorum.
Tamam. Herkes yerine. En baştan. Hadi bakalım.
Şu hâline bak. Yani cidden.
Cidden bu işi becerdiğini düşünüyor musun?
Senin yaşında bu seksi disko havası?
Bunlarla kimseyi kandıramazsın.
Bekle. Dur. Yoksa o… Şaka olmalı bu.
Tam gülme çizginde devasa bir sivilce.
Kırışıklıklar ve sivilceler.
Cidden çok seksi bir karışım sunuyorsun.
Selam. Her şey yolunda mı? Hayatım?
Bir saniye.
Tamam. İçeride çok uzun süre kaldın da.
Her şey yolunda mı, emin misin?
Bir saniye dedim.
Başımın etini yemeyi kessen.
Siktir.
Boş ver. Yüzünü sikmiyorlar nasıl olsa.
-Selam. -Pardon.
Özür dilemene gerek yok. Sadece seni merak etmiştim o kadar.
İyiyim. Sadece karnım ağrıyor.
Evet, herkes gitti. Simone hariç herkes arazi oldu. O burada kaldı.
Eminim, hatta yüzde yüz eminim ki sevişmek istiyordur.
Herkes veda edip gitti ama o burada kaldı.
Ben de düşündüm ki, acaba gidip işi bitirmek ister misin?
Bilmiyorum.
Ama hep bunu denemek istediğini söylemiştin.
Doğru, dedim. Şey… Sanırım şey dedim. Bu fikre açığım…
-Fikrini değiştirdiysen… -Hayır. Değiştirmedim.
-Fikrimi değiştirmedim. -Peki, tamam.
Sadece… Onun istediğinden emin misin?
Evet, tabii. Evet.
Bana bütün gece kur yaptı. Onu gördün.
Ayrıca o hiç öğrencim olmadı. Bambaşka bir bölümdeydi.
Ayrıca kampüsün öbür ucundan bahsediyoruz. Yani arada iki bahçe falan var.
Yani etik saçmalıkları geçebiliriz.
Ben de senin şeyi kanıtlamaya çalıştığını sanıyordum…
Anlarsın işte… Bebek peşinde olduğunu.
Ama yanılıyorsam…
-Hayır, yanılmıyorsun. -Peki.
Ben sadece…
Kendimi seksi hissetmiyorum. Hepsi bu. Canavar gibi hissediyorum.
Ben karşımda taş gibi seksi karımdan başka bir şey görmüyorum.
Bak, dinle. Olay şu.
Kendini yüzde yüz rahat hissetmediğin hiçbir şeyi yapmanı istemiyorum.
Ama… Hatırlıyor musun bebeğim?
Ha? Eski günleri.
Özgürlüğümüzü, ne kadar güzel olduğunu. İkimize karşı tüm dünya.
Güzel bir his değil miydi? Yine hissetmek istemiyor musun?
-İstiyorum. Ama şimdi ve ben… -Evet.
O da çok genç. Oradaki kız.
Tanrım. Nasıl bir şey olduğunu bile bilmiyor.
Şu anda ona gösterebiliriz.
Onunla konuşacağım.
Öyle mi?
Pekâlâ.
-Tamam. -Öyle mi? Tamam.
Tanrım, kız kusursuz.
Kaç yaşında? 19 mu?
Yemin ederim her yıl daha gençleşiyorlar.
Sen gençleşmiyorsun. Sen yaşlanıp sivilceleniyorsun.
Ben… Şey… Bir plak koydum. Umarım sorun değildir.
Hiç sorun değil.
Muhteşem klasik albümlerin var.
Benim yaşımdakiler ya da en azından bu boktan kültür çöplüğündekiler
bu müzikler hakkında hiçbir şey bilmiyor.
Şu gitarları bir dinle. Sanki…
Sanki benim kalbim gibiler.
Hey.
Yavaş, yavaş.
Tatlım, tatlım.
Tamam. Geçti.
Yavaş.
Tanrım! Bu çok utanç vericiydi.
Hayır, hayır.
Sen muhteşemsin.
Hayatımı kurtardın.
Lafı bile olmaz. Hiç sorun değil.
Tanrım, Profesör Rubin çok şanslı.
Ona Danny diyebilirsin.
Danny.
Ama bu… Böyle deyince çok tuhaf oluyor.
Yani Danny, bariz çok zeki, değil mi?
Ama sen… Çok havalı ve derinsin
ve bunlar yetmezmiş gibi bir de acayip seksisin.
Yani annem senin yarın kadar süper olsa…
Ya, siktir… Siktir. Pardon. Öyle demek istemedim.
Hayır, sorun değil. Eminim, olabilirdim.
Haklı. Olabilirdin.
Bu işi yoluna soksan iyi olacak büyükanne.
Yok artık. Yani belki, sanırım.
Siz onunla aynı kuşaktansınız sanırım.
Yani ama o Reagan'a oy verdi.
Siz de bu 60'lar mevzusunda takılıp kalmış gibisiniz.
Teşekkür ederim.
Hayır, öyle demek istemedim. Takılıp kalmış demek istemedim.
Tanrım, ottan nefret ediyorum. Beni aptal yapıyor.
-Bulamadığım kelime hangisi? -Kök salmak.
Evet. Evet! Kesinlikle.
Sizler farklı bir zamana kök salmış gibisiniz.
İşte bu yüzden çok harika olduğunuzu düşünüyorum ama…
Neden hâlâ konuşuyor?
Ayrıca Profesör Rub… Yani,
-Danny çok… -Danny.
-Tartışmacı mı? -Sevilmiyor.
Bölümde.
Profesör Rubin kovulacak.
Yani hâlâ bizim bir grubumuz var, en azından bazılarımız
onu hâlâ çok seviyoruz.
Ama bölümde sanırım işi tamamen bitti.
Bence gitsen iyi olacak.
Profesör Rubin'e iyi geceler demem gerekmiyor mu?
Ben Profesör Rubin'e iyi dileklerini iletirim.
Tamam.
Umarım işsiz siki emmeyi seviyorsundur.
Bugün temiz ve sağlıklı şeyler yiyeceksiniz.
Onu okula bıraktıktan sonra doğruca bale dersine.
Hiç ara vermeden dersi tamamlayacaksın.
Sonra yandaki yerden sebzeli sandviç alacaksın.
Yanında patates ve meşrubat yok.
Bütün bunları yaparsan da akşam yemekten sonra
mantıklı bir porsiyon meyveli pasta yiyebilirsin. Dondurmasız.
Bir bardak yağsız süt de iyi olur.
Birazcık disiplinle bunların hiçbirini yapmak zor değil.
Bu kadar tembel olmasan buna gerek kalmazdı.
Diğer insanlar bu kadar yardıma ihtiyaç duymuyor.
Dünyadan Sheila'ya. Merhaba.
Hangi kravatı taksam?
Dekanla yapacağım toplantı için.
Bence hardal rengi olanı takmalısın.
Onu severim. Sana amcanın cenazesi için almıştım.
Ah, tabii. O piç kurusu.
Ne toplantısı?
Beni çağırdılar işte.
Muhtemelen etkileyici bir gösteri peşindeler.
Beni işe aldıklarında ne olduğumu biliyorlardı.
Seni seviyorum. Ne olursa olsun.
-Sence kötü bir şey mi olacak? -Hayır.
Seni ödlek. Ona söylemen gerek. Cidden.
İyi bir şey olabileceğini düşünüyorum.
Bir başkan vekilliği pozisyonu boş.
Beni tartışmacı bulduklarını biliyorum ama…
Bu gece Logan'ların yemeğe geleceğini hatırlıyor musun?
Tanrım… Bu gece miydi o?
Sence ne pişireyim? Ben sebzeli makarna düşündüm.
Ama Jack çok fazla seyahat ettiği için ona biraz basit gelebilir.
Ya da Fas güvecini deneyebilirim.
Araştırma iznin sırasında almıştın.
Belki eğlenceli bir şey denerim.
Yemeği bu kadar düşünmek istemiyorum, tamam mı?
Bir şeyler bul işte.
Eğlenceli ve ilginç bir şey olsun, stres yapmasın.
Bu nasıl olur?
Yemek konusunu bu kadar düşünen tek sensin
-kahrolası ucube. -Hey, bana borçlusun.
-Unutma. -Söyle ona!
Simone dün gece bana bir şey söyledi.
İşinle alakalı.
İşin tehlikedeymiş.
Ama bence bu iyi bir şey.
Sen siyasal tarih öğretmeyi istemiyordun, tarih yazmayı istiyordun.
Belki bu da senin
kenarda beklemeyi bırakıp oyuna girme fırsatındır.
Seçimlere katılırsın.
Özür dilerim, ben çok…
Ben bunu bir süredir düşünüyorum.
O yüzden sanki böyle planlıymış gibi konuştum.
Hayatım, Simone hiçbir şeyden haberi olmayan bir seks objesi.
İşe gideceğim.
Canlarına oku, kaplan.
SANDY FEET ANAOKULU
Selam.
Günaydın. Ben de dalgalara bakıyordum. Çörek?
Hayır. Teşekkürler.
Onları ikizlere aldım ama sonra ben yedim çünkü iğrenç biriyim.
Hayır, değilsin.
Yalancı. Sutyenden taşan
yağlarından gözünü alamıyorsun.
Çocuk havuzu kadar sığsın.
Benimle yeni AVM'de gezmek ister misin?
-Çok eğlenceli. -İçinde üç tur atarsam
Giovanni's'den bir espressoya izin veriyorum.
Buna kapılma.
O bir girdap. Seni açık denize çekip alır.
Bale dersim var yoksa gelirdim.
-Bale. -Ama gelecek sefere gelirim.
-Tamam. -Çok güzel bir sabah.
Doğan güneş şarkısını söyleyelim.
No comments yet. Be the first to leave one.