The first 200 lines.
Tempoyu koruyalım hanımlar. Devam.
Ne? Hayır.
Auguste!
Auguste, ne yapıyorsun? Psikopat karı!
Biraz duyarlı ol Luna. Psikopat demiyoruz artık.
Eşyalarımı pencereden atıyorsun yahu! Psikopatlığın tanımı bu resmen!
Uyurken videomu çektin!
Ne biçim horladığını gör diye. Uyku apnen var resmen!
Kapaksız çöp kutumuza kanlı pedlerini atmandan kötü olamaz.
Bütün oda İtalyan sandviçi gibi kokuyor!
Auguste!
Hayır, fritözü atma bari!
Benden çok kullanıyorsun. Üstelik izin almadan!
Dur!
Steve'in Chipotle siparişini getirdim.
Hanımlar! Hemen ofisime gelin.
ODA ARKADAŞLARI
- Tanrım. İğrençsin ya. - Sen de leşsin!
- Erkek düşkünü karı! - Odadan gitmesini istiyorum!
Yeter!
Hanımlar, yılın başında birlikte yaşamaya başladığınızda
ayrılmaz bir ikiliydiniz, unuttunuz mu?
İyi anlaşıyordunuz. Birlikte takılıp gülüyor, partiliyordunuz.
Sonradan berbat biri olduğunu anladım.
- Hiç iyi özelliğin yok! Lütfen. - Tanrım!
Arkadaşlar, ekim ayındayız. Okul yılı daha yeni başladı.
O minicik yurt odasında birlikte yaşamayı öğrenmezseniz
durum çok daha beter bir hâl alır.
- Beter derken? - Bundan beteri olamaz.
- Cehennemdeyim. - Gıcık ya. "Cehennemdeyim."
İkimiz de cehennemdeyiz!
Tanrım. İnanın bana.
- Gördüm. - Senden nefret ediyorum.
- Kapa çeneni. - Kapa çeneni.
Çok daha beter olabilir.
- Kapa çeneni! - Asıl sen kapa çeneni!
Her şey bir öğrenciyle başladı. Öyle biriydi ki…
Profesyonelliği elden bırakmadan nasıl tarif etsem?
Çalışkandı ama biraz ödlekti.
Dönem birincimiz Rebecca Anderson'ı alkışlayalım.
Bir dakika, o kız değil.
Bu kız.
Birinci olduğunu sanmadınız, değil mi?
Devon akıllıydı, insanlar onu görünce sevinirdi
ama yokluğunu da kimse fark etmezdi.
Benim için okul derslerden, futbol maçlarından öteydi.
Kimsenin sevmediği öğle yemeğinden de.
Taco bagel ne ya?
Kıçımı ye.
En çok hatırlayacağım şey burada edindiğim arkadaşlar.
Ömür boyu değer vereceğim arkadaşlar.
Çağımızın en büyük hatibinin sözlerini tekrarlayacak olursam…
"Veda etmeyi bu kadar zorlaştıran bir şeye sahip olduğum için ne şanslıyım."
Bu cümle
Winnie the Pooh'dan.
Geldi işte! Merhaba canım!
- En iyi sendin. - Merhaba.
- Birileriyle fotoğrafını çekelim mi? - Hayır, törenden önce çektirdik.
- Tamam. - Emin misin? Snapchat'in yalnız görünüyor.
- Bu güzelmiş. - Evet.
- Bu da. Sonuncu da… - Aynı gibi.
- Kapat. - Tamam.
Şu an çok güzel görünüyoruz.
Arkadaşlarım orada…
- Gidip merhaba diyelim. - Yok canım. Arabada buluşalım.
- Tamam. - Tamam, görüşürüz.
- Merhaba Bella, Ella, Emma, Ava. - Devon, gelsene.
Tabii.
Bir tane de Ana Dörtlü'yle çeksek olur mu?
Evet.
- Tabii, olur. - Sağ ol.
- Biraz acımasızdı. - Devon, dur.
Evet.
Beşinci fahri üyeyi resmen eklememiz lazım.
Senyör Michaels!
Amanın. İyi çıkan tarafımdan çekin.
Sen çeker misin?
Tabii, sorun değil.
Süper şuh olalım.
Çek. Bir tane de böyle. Popo.
Biraz yukarıdan çeker misin? Pardon, 40 yaşındayım da.
- Çay içer misin canım? - Evet, uyku çayı.
Selam. Ne oluyor?
Emma'nın partisi 22.00'de. Saat 21.45.
Evet. Gitmeyeceğim.
Saçını, makyajını yapmışsın. Gitmeye niyetin varmış.
Eşofmanımı giydim bir kere. Evden çıkmam imkânsız.
Evet, mantıklı.
Gerçekten mantıklı. Ne pişiriyoruz?
- Sana pişirmiyor. Çoktan yedin. - Biliyorum.
Sadece merak ettim.
Kızımızı partiden alıkoyacak kadar lezzetli olan ne?
Gitmek istemediğinden emin misin? Bence önemli bir gece.
Lise boşa gitti. Üniversitede arkadaş edinirim.
Evet ama lise arkadaşlarını seviyorsun. Ella, Emma, Enema, Anemik.
Adları bu değil.
Emma seni partisine çağırmadı mı?
Beni resmen tüm son sınıfların davetli olduğu partiye çağırdı.
Ama ondan sonra herkes
gerçek arkadaş grubuyla başka partilere gidecek.
Bella'larda kalınacak ama beni çağırmadılar.
Çünkü kutlama için ketamin ve at sakinleştiricisi alacaklar.
Senden çekiniyorlardır. Düzgün bir kızsın.
Partiye gitmiyorsun.
Bravo. Siktirip gitsinler.
Evet, götten siktirsinler.
İyi ki o aptal kancıkların adlarını ezberlememişim.
- Ne oluyorsun ya? - Baba!
Ne?
- Öyle deme! - Dediğin gibi…
- Biri babama ketamin versin. Delirdi. - Belki hepimiz almalıyız.
E, oryantasyon ne zamandı?
İki haftaya.
- Tamam. Az kaldı yani. - Evet.
Bir sorum var.
Amaç Walton'a alışmanızsa neden ormanda yapılıyor?
Okuldan ziyade kaynaşmak için herhâlde.
Doğada olmaya bayılırsın. Kesin harika olacak.
Yeni sayfa açmak güzel olacak.
Evet, aynen.
Okulda tonla arkadaş edinmeme gerek yok.
Sadece bir en iyi arkadaş istiyorum.
Dostum, en iyi arkadaşın benim.
Bu evin dışında demek istedim.
Kendine çok yüklenmemeye çalış.
İnsanlar aç olduğunu sezer.
Çok zavallıca değil mi?
Üniversiteye gideceğim ama hiç en iyi arkadaşım olmadı.
Esrar içiyormuş gibi yapmandan daha zavallıca değil.
Ne? Ben…
- İçiyorum. - Bilmiyorum.
- İçine çekmezsen kafan iyi olmaz. - Cidden, çekiyorum.
- İnan, kafam iyi oldu. - Tamam.
Bir şeyler oldu yani.
- Hadi ya. - Olmadı değil.
Güzel.
Herkese merhaba, ben Ellie. Oryantasyona hoş geldiniz.
Bu etkinlik eğlenmeniz ve tanışmanız için.
Bugün buradaki tek uzman macera rehberiniz Kaz.
N'aber millet? Sağ ol Ellie.
Ben Kaz.
Walton'a gitmedim, durumum yoktu. Burada çalışıyorum. Peki.
İplerdeyken içgüdüsel olarak metal çubuğu tutmak isteyeceksiniz.
Sakın. Metal çubuğa dokunmayın.
Şimdiden söylüyorum. Eliniz hayvan gibi kesilir.
Tamam mı? Son Durak'taki gibi olur.
Ayrıca kemeriniz var.
Ama bence kemer yokmuş gibi davranın
çünkü kemeriniz olsa bile düşmek hoş değil arkadaşlar.
Burada hiç ölüm olmadı.
Bir kadın bitkisel hayata girdi ama şu an morali yüksek.
Tütün ürünleri serbest. Kaz'la paylaştığınız sürece içki de.
- Kaz rahat. Soru var mı? - Pardon, geciktim.
Bu gruptan mısın?
- Evet. - Bütün talimatları kaçırdın kızım.
Bir şekilde çözerim.
Adın ne?
Kaz.
Çok komik.
Senin adın ne?
Celeste.
Çok komik!
Birinci sınıf öğrencileri bilir. Oryantasyonda arkadaş edinmeyen boku yer.
Devon en çok istediği şeyi bulmaya kararlıydı.
Üniversitedeki kankasını.
- Akşam parti falan var mı? - Bir kız Snap grubu kurdu.
- Seni eklerim. - Beni de ekleyin.
Ama Devon çabaladıkça…
Tabii.
Tamam, sizi sonra bulurum.
…daha da çaresiz görünüyordu.
Ödüm koptu ya.
Gün ilerledikçe
Devon lisede neyse o olacağına inanmaya başladı.
Arkadaşı olmayan bir kız.
Eyvah!
Şuna tutunmayı dene.
Tamam, teşekkürler.
Hey! Tanrım!
Ne yapıyorsunuz?
Oğlum, beynin yok mu senin?
Dövmelerin güzelmiş.
Siktir git lan!
Hayda.
Hadi!
N'aber patron? Korkuyor musun yoksa? Öyle gibi.
Sen de velayeti kaybetmiş gibisin.
Çok komik!
Eşim yok ki.
Daha yavaş gidilebiliyor mu?
Hayır. Ben tamam işaretini yapınca kendini bırakıp uçacaksın.
Şimdi yani.
- Hayır! - Ne yapmam gerekiyordu?
Tanrım! Nasıl…
Dikkat!
Mememe tekme attın!
Özür dilerim!
Bu kızın desteğe ihtiyacı var.
Tamam millet!
ÇAYLAK ORYANTASYONU
No comments yet. Be the first to leave one.