The first 200 lines.
Nasıl bu hâle geldi?
KEŞMEKEŞ
Her şey berbat hâle geldikten sonra sorarız kendimize.
Her şey o kadar berbattır ki tek çare, tek çözüm
sadece bir yere kaçmak, yeniden başlamak,
ve her şeyi
geride bırakmak gibi görünür.
Ama gerçek şu ki bizi ilk başta bu felakete sürükleyen
tek, belirli bir eylem veya bir seçim değildir.
Hayır.
Aslında bizi her seferinde biraz daha dibe iten,
çıkmaza götüren şey
kötü olaylar, yanlış seçimler
ve kötü kararlardır.
Dibe batarız,
batıyoruz,
battık.
BATARIZ. BATIYORUZ. BATTIK.
SON GÜN
Hiç uyumadın mı?
Hayır, çok değil. Belki yarım saat falan.
Neredeyiz?
Surreyston'da.
İşlerin bu kadar kötüleştiğine inanamıyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Bak, bunu yeni bir başlangıç olarak görmeye çalışıyorum.
Olumlu bir şeye dönüştürmek istiyorum, yapmak zorundayız.
Çünkü artık burada kalamayız, anlıyor musun?
Peki ya annem?
Abim, kız kardeşlerim?
Onları göremeyecek miyim?
Bebeğimizin doğumunda bile olmayacaklar.
Değdi mi?
Tüm bunlar?
Değdi mi Gogo?
Bebeğim, bak...
Ne diyeceğimi bile bilmiyorum.
Biliyorum, yine yaptım.
Evet, sıçtım.
Evet, yine sıçtım.
Biliyorum.
Biliyorum, senin için ideal bir erkek
veya mükemmel bir sevgili değilim.
Kesinlikle daha iyisini hak ediyorsun.
Bu çok net.
Yani, bana bak.
İçine sıçtım.
Hiçbir şey söylemene gerek yok.
İkimiz de biliyoruz.
Siktir, tüm ailen bile biliyor...
Ama çabalıyorum.
Gerçekten çabalıyorum.
Yeni bir başlangıç olarak görmeye çalışıyorum Jess.
Tamam mı? Artık entrika veya hırsızlık yok, hiçbir şey yok.
Bak, artık Gogo olarak karar vermeye çalışmıyorum.
Artık değil Jess.
Artık Hugo olarak karar vermeye çalışıyorum.
Bebeğim dinle, bu konuda bana güvenmeni istiyorum.
Bana bu iyiliği yapmanı istiyorum.
Bunu sensiz yapamam.
Yanımda olmana ihtiyacım var, lütfen.
Sen ve ben beraber, tamam mı?
Söz veriyorum bunu atlatacağız.
Tamam mı? Sen ve ben.
Siktir!
Kolyem.
Siktir!
Bebeğim, onu bulmalıyım!
Onu kaybedemem bebeğim.
- Bak, gitmem gerek. - Ama onlarca yıldır ailemde.
En son dairede takıyordum. Çok önemli.
Bebeğim, dinle.
Uber aracım burada. Geç kalmayacağım, tamam mı?
Sadece pasaportu almam gerekiyor.
- Kolye... - Ben döner dönmez bakarız.
Söz veriyorum.
Bebeğim, onu bulmam gerek. Lütfen geç kalma.
Çok önemli.
Olabildiğince hızlı olacağım.
Seni seviyorum.
Ben de seni.
Bu önemli.
GERÇEK DOST
KARA GÜNDE BELLİ OLUR
Kapalıyız.
Bana da mı kapalı?
Ne! Gogo!
Prens geri döndü.
Prens bensem o zaman kral kim kanka?
Doğru.
Uzun zaman oldu çocuk.
Evet, uzun zaman oldu.
Sen iyi misin?
Evet, ben iyiyim.
Yaşıyorum.
Yaşıyor musun?
Geçen gün benden pasaport istemiştin.
Neyin var senin?
Ne yaptın sen?
Bana söylemediğin bir şey var.
Benim için her zaman bir abiydin
Hakkını ödeyemem senin
Aştığımda çizgiyi Uyardın beni
Minnettarım bunun için
Zor zamanlarda Değişmezsin asla
Bulması zor gerçek dostlar
Bir çocuğum olacak yakında Vaktimi harcayamam şu anda
Sevgilim ve bebeğimle gidiyoruz
En yakın zamanda uçakla
Çok yanlış bir şey yaptım
Biliyorum geri dönüşü olmaz
Suçlarım artmakta
- Ter içinde uyanıyorum geceleri - Ne oldu?
Adam oluşumu izledin
- Bu çok zaman aldı - Dur!
Yavaşla Nefes almayı unutma
Çıkageldin yanıma Var bir sorunun
Kaçma, saklanma Yetişkin olduğunu unutma
Daha akıllıyım Ve daha yetişkinim
Omzumda tüm dünyanın ağırlığı
- Hayatım alt... - Sen bir askersin
Daha zor zamanlar gelecek Söylemiştim gençken sen
Evet, bir asker olmalıyım ben
Çocuğumu burada yetiştiremem Berbat her şey
Ne olacak büyüdüğünde?
Hayatımı değiştirmem gerek Adım adım
Çabuk vazgeçiyorum Bıktım
Seni hasta eden aynı ortamda İyileşemezsin
Planın nedir? Söyle sebebini
Nereye? Madem kayboluyorsun
Memlekete Gitmeyi umuyordum
Jessica'nın karnı büyüyordu
Bebek hızla yaklaşıyordu
Bahsetmiştin Nasıl hissediyorsun?
Doğrusu çok stresliyim
Şimdi bu keşmekeşin içindeyim
Ölümden korkuyorum bu sıralar Bir sonraki ben olabilirim
Hayat bir satranç oyunudur derler
Terk et En iyi seçenek
Tek dileğim Tutmak ailemi güvende
Paranı biriktir, yap yatırımını
Yok mazeret Tembellik etme
- Biraz beceri - Biliyorum
Hayat çok acayip Nereden tutsan elinde kalır
Hayat bir nimettir
Dersini almazsan Pişman olursun
Nimetlerime değer veririm
Ama sanki Hayatım lanetlenmiş gibi
Hayat mükemmel değildir
Ayrılmak üzücü ama Girmek istemiyorum mezara
Hemen şimdi mi gidiyorsun?
Evet.
Gidip Jess'i alacağım, biliyorsun.
Sonra doğrudan havaalanına.
Peki, tamam. Beni takip et.
Seni özleyeceğim.
Ben de seni.
Otur kardeşim.
Sana bir hikâye anlatayım.
Hikâyeden ziyade gerçek hayat.
Geçenlerde bir belgesel izliyordum.
Kalahari Çölü'ndeki avcıları anlatıyordu.
Maymunları nasıl avladıklarını.
Aslında maymun değildi, babundu.
Ağaçta bir delik açıyorlar, tamam mı?
Şu büyüklükte.
İçine de kavun çekirdeği koyuyorlar.
Bu maymunlar...
Yani bu babunlar, kavun çekirdeğini seviyor.
Bu avcı kavun çekirdeğini deliğe yerleştiriyor,
babunun da bunu görmesini sağlıyor.
Sonra geri çekiliyor.
Saklanıyor.
Oturup bekliyor.
Babunlar doğası gereği meraklıdır.
Bahsettiğim bu babun,
bu adamın deliğe bir şey koyduğunu gördü
ve bakmaya gidiyor.
Bakıyor, tehlike yok.
Sonra ağaca çıkıyor.
Elini sokuyor,
kokusunu alıyor.
İyi bir şey olduğunu anlıyor.
Emin, onu tutuyor.
Elinde.
Arzuladığı, istediği her şey.
Artık onun.
Çıkarmaya çalışıyor.
Ama yapamıyor.
Çekiyor.
Çıkarmak istiyor ama yapamıyor.
Sıkışmış.
Bak şimdi, avcı,
çok zeki.
Sadece boş bir elin girip çıkabildiği bir delik
tasarlamış.
Babun,
çığlık atıyor, çırpınıyor.
Deliriyor.
Tuzağa düşürüldüğünü hissediyor.
No comments yet. Be the first to leave one.