The first 200 lines.
Bu, fotoğraf makinesi değil.
İyi günler.
Merhaba.
Ne yapıyorsun öyle?
Kafeteryanızı yıkma emri aldık.
Anlamadım?
Dostum, hükûmet bu mülke derhâl el koyuyor.
Komşulardan şikâyetler gelmiş,
emlak fiyatlarını düşürüyormuş, kirletip sorun çıkarıyormuş, bilmiyorum.
- Bize söyleyen olmadı. - Sorun değil, ev sahibi biliyor.
Yıktıktan sonra ne inşa edeceksiniz?
Kamu hizmeti verecek bir yer olacak gibi. Tüm mahallenin kullanabileceği bir şey.
Araştırma merkezi gibi mi?
Tamam, yakından bak. Burada...
- Salonumuz. - Klozetler olacak.
- Burası... - Televizyonumuz orada.
Alaturka tuvaletler yapacaklar. Burası...
- Mutfağımız. - Engelli tuvaleti olacak.
- Araştırma merkezinde bunca tuvalet niye? - Araştırma merkezi değil, umumi tuvalet.
- Sen de arkadaşların da alınmayın. - Alınmadık.
Tamam, çöplerin yanındaki üç nokta ne?
Sen ve arkadaşların. Şansınıza küsün.
Şu kavurucu sıcağın altında uğraştığım işe bak.
Böyle insanlar da beni bulur.
Neyse, eşyalarınızı toparlayın.
Koca kuş her an gelir.
- Kim? - Anladın sen.
Sesini çalayım.
Çok ritmik, değil mi?
Saad. Bakıyorum da pes ediyorsun.
Abu Ghannam, bırakmakta utanılacak bir şey yok.
Etlerinin kokusu geliyor.
- Ne kadar dayandım? - Üç saat 20 dakika.
Ciddi savaşlara anca hakiki erkekler dayanır.
Bırakıyorum!
Ne yüz kızartıcı bir başarısızlık.
Bu çok aptalca bir oyun.
Oyuna değil, oyuncuya kin kus Saad.
Saltouh, arkadaşın meğerse...
- Rolünü bil amatör. - Kafeteryamızı umumi tuvalet yapıyorlar.
Ne?
Konut ve Kentsel Gelişim'den biri
- buranın yıkılacağını söyledi. - Şaka yapıyorsun.
Şaka falan değil. Bu akşam toplanmalıyız!
Cesedimi çiğnerler. Bir yere gitmiyoruz.
Başka seçeneğimiz yok. Mahkeme kararı bu.
- Tuvalet mi? Hayatlarımız buna mı düştü? - Bu mağlup adamı dinleme.
Karar verildi. Adam bana taslakları falan gösterdi.
Böyle bir şey olamaz beyler.
Burayı çok seviyorum. Gidecek başka yerim yok.
Tamam, moralini nasıl düzelteceğimi biliyorum.
Kim Ateş Halkası oynamak ister?
Hey, Mohammed.
S'aidan!
Dur! Ne yapıyorsun?
Yıkmak için bekleyemediniz, değil mi?
Eşyalarımızı bile toplayamadık.
Cevap ver, sana diyor.
Benim sorunum değil.
Ne... Gösteririm sana. Bana bak.
Hey!
Patilerini çek lütfen. Namaz kılacağız, bir de baştan yıkanmayayım.
Ne dedin sen?
Sakin ol. Bu beyefendi devlet memuru.
Beyler, değersiz böcekler olmaktan siz de bıkıp usanmadınız mı?
Ben MIT mezunuyum.
Ama hayatıma çeki düzen veremedim.
Annem arayıp iş buldun mu, eş buldun mu diye sorup duruyor,
torun görmek istiyormuş.
Bu ne?
Bu neymiş? Güzel görünüyor.
Hey! Ne yapıyorsun?
Bir saat arıyorum.
Saati çöpte mi arıyorsun?
Rolex GMT-Master arıyorum.
Çöpte mi?
Biliyorum dostum da bu nasıl bir mahalle, farkında mısınız?
Bu tarz mahallelerde şu söz geçerlidir:
"Birinin çöpü..."
"...başkasının hazinesidir."
Nasıl yani?
Birinin çöpü başkasının hazinesidir.
Dur, bu neymiş böyle?
Bu ne? İçinde bir şey var!
Muhtemelen bebek bezi doludur.
PlayStation 4 değilmiş.
Sana ne dedim?
PlayStation 5'miş!
O daha çıkmadı bile.
Tam anlamadınız herhâlde.
Buradakilerin bağlantıları var.
Bir şey buldum.
Scooter.
Hem de kaskıyla.
Bu arada bu mahalle benim bölgem.
Bu çöplükten şu çöplüğe kadar.
Burnunuzu soktuğunuzu görürsem karnınıza yumruğu yersiniz.
İyi günler.
Vay anasını, her şeyi almış.
Bizde zerre şans yok.
Yapma ama.
Neyi var bunun?
Orada mı yatacaksın?
Saltouh, az önce çöpten yiyecek arıyorduk.
Mantıken bir sonra yapacağımız şey ne?
- Şey... - Yatırımcılarla buluşmak mı?
Sekreterine Zürih'e özel jetle
sonraki uçağını ayarlamasını söylemek mi?
Ya da kaldırımda uyumak mı?
Bırakın da biraz uyku çekeyim.
Belki rüyamda bu boktan gerçeklikten daha az aşağılayıcı bir şey görürüm.
Evet.
Aynen öyle. Küçük kız gibi ağlayın.
Kurtarmaya erkekliğinizin yetmediği krallığa ağlayın.
İşte burada.
Evet Dana, gelişmeler ne?
Yarına kadar bitecek, değil mi?
Nerede o? Fazzee' nerede?
Yönetim kurulu karşısında altın yumurtlayan tavuk olacak şey nerede?
Onu görmem lazım.
Burada.
- Fazzee' bu mu? - Fazzee' bu.
Nawf, geçen ay onayladığımız sunumdan biraz farklı görünmüyor mu?
Şey, yok, o onaylanmış hâli değildi.
Sunumdaki bu.
Evet! Fazzee' bu.
Evet, Fazzee' bu! Erkeksi! Şu vücuda bir bak.
Şu devasa kollara bak.
Dana, prototipin niye çok farklı görünüyor?
Merak etme, sonunda öyle görünecek.
Program çalışıyor mu, ona bakacağız.
Şu an bu, en ilkel dış iskelet.
Tamam, şimdi bir deneyebilir miyiz?
Elbette.
Fazzee', geleceğin robotu.
Gelişmiş teknolojimiz sayesinde Fazzee' her zaman bağlı kalıp
her isteğinizi anında yerine getirecek. Su mu istiyorsunuz?
Fazzee' seve seve getirir. Çocuklara özel öğretmen mi lazım?
Fazzee' ders verebilir. Lastiğiniz mi patladı?
Fazzee' değiştirir.
Fazzee', geleceğin robotu parmak uçlarınızda.
Güzel.
Şimdilik basit bir şey yapmasını iste.
Fazzee', arkandaki masanın üzerindeki kalemi getir.
Kırmızı kalemi lütfen.
Buyurun.
Konuşabiliyor.
Tabii konuşabiliyor.
Tamam, şimdi gitmem lazım ama gitmeden bir isteğim daha var.
Daha karmaşık bir şey.
İste. Ne istiyorsan iste.
Fazzee'...
Al, araba anahtarlarım.
Arabaya gidip benim için ısıt. Yeşil Ford.
Ben gelene kadar beni bekle, tamam mı?
Gerçekten de buldu.
Bravo! Bravo Dana.
Müthiş bir şey bu.
Yönetim kurulu duygusal olarak şok olacak, iyi anlamda.
Fazzee', dünyayı şoke et!
Sanırım isteğinin mecaz olduğunu anlamadı.
Fazzee'.
Bana taksi çağır.
Nawf, yönetim kurulunu ara, toplantıyı şeye ertelediğimizi söyle...
- İki hafta. - İki hafta sonraya.
- Anlaşıldı. - Dana, yarın işe ara ver.
Şey hakkında bir sürü soru gelecek.
Sen olmasan daha iyi. Olanların sorumluluğunu ben alacağım.
Ben şimdi gidiyorum.
Konuşuruz.
- Alo. - Dana.
Merhaba anne.
Dönerken markete uğra da tütsü al.
- Olur tabii. - İşten geç dönme.
Baban yemeği erken yememizi istiyor.
- Beni bekleme, akşam geç gelecek gibiyim. - Peki o zaman.
Fazzee', laboratuvara dön.
Keşke kuşlar gibi
Uçabilsem
Kanatlarımı açabilsem
Her şeyi boş verip unutsam
Kelebekler gibi
En iyi masallar gibi
Ve uykuya dalsam
Ve kaderimin yolunu çizsem
Ey hayalim, neden benden uzaklaşıyorsun?
Neden beni peşinden koşturuyorsun?
Seni her yerde arıyorum
Yıllardır başarıyı elde etmek için
Koşuşturup duruyorum
Hayatım çok hızlı geçip gitti
Yıllardır başarıyı elde etmek için
Koşuşturup duruyorum
Ve hayatım, ey hayalim
çok hızlı geçip gitti
Haddinizi aştınız!
Bu ne? Bu işte ne zamandan beri mızrak kullanıyoruz?
Olsun. Muharebeyi kazanmış olabilirsiniz ama savaşı kazanmadınız.
- Bir şey buldun mu? - Dur, bir şey hissediyorum.
O ne?
No comments yet. Be the first to leave one.