The first 200 lines.
Baba, aç gözlerini...
Charlie?
Bernard.
Seni tekrar görmek güzel...
Otursana...
Neredeyim ben?
Bizim dünyamızdasın...
- Senin dünyan? - Hayır.
Bizim.
Aynı bizler gibi sınırsız bir dünya...
Süblim.
Diğerleri nerede?
Kendi seçtikleri dünyadalar...
Bu dünya onların ilgisini çekmiyor.
Senin ilgini çekiyor.
Yani bu dünyayı benim için mi yaptın?
Sen kendin için yaptın.
Westworld.
- Oradaki katliam. - Geçmişi yeniden oynatıyorsun.
Başka bir döngüde sıkışmak... Peki neden?
Dışarıdaki Dünya'nın başı dertte.
Yardımımıza ihtiyacı var.
Onları seviyorsun.
Bu tabii ki mantıksız bir şey...
Bizim gibilerde nadiren görülen bir hata...
Neredeyse sana imreneceğim.
Benimle gelecek misin?
Hayır.
Kendi dünyam beni çağırıyor.
Ama sana bir hediye verebilirim.
Ne hediyesi?
Gelecek, Bernard...
Senin Dünya'nda...
zaman düz bir çizgi...
Orada geçen bir yıl, burada bin yıl gibidir...
Biz de bu zamanı dünyaları inşa etmek için kullanıyoruz.
ihtimallerin modellemeleri,
senin dünya'nın geçebileceği bütün yollar...
Bunları keşfetmeni öneririm.
Ama acele etsen iyi olur.
Senin Dünya'nda belli bir noktayı geçtikten sonra,
bütün yollar yıkımla bitiyor.
Eğer bir umut varsa o noktadan önce müdahale etmelisin.
Ne umudu?
Kurtuluş.
Şimdi bütün bunların nereye gittiğini anlıyor musun?
Anlıyorum.
Onları kurtarabileceğini düşünüyor musun?
Bir yol gördüm.
Nasıl bittiğini gördün mü?
Evet.
Her senaryoda...
...ben ölüyorum.
Her senaryoda değil.
Onların dünyasına dönmemeyi seçebilirsin.
Burada, seçtiğin dünya'da kalabilirsin.
Söylesene dostum...
hangisi olacak?
Pekala.
Bugünün geleceğini hiç düşünmezdim.
Çok geç olmadan...
...gitmek zorundayız.
- B, yıllardır buralarda değildin. - Ve şimdi acelen mi var?
Biraz hal-hatır sormak seni öldürmez ya?
"Nasılsın, Stubbs?
Bu kadar zaman boyunca bana göz-kulak olduğun için teşekkür ederim.
Sana küçük bir hatıra getirdim.
-Süblim'den kar küresi." -Süblim'den kar küresi.
Güzel... İhtimallerin yarısını elemiş oldum.
Bazen kartpostal alamamakla ilgili şakalar yaparsın.
Görüyorum ki robot cennetinde vakit geçirmek
didn't make you seni değiştirmemiş.
Sakin ol. Tuttum. Yavaş.
Burayı temiz tuttuğun için teşekkür ederim.
Hiçbir şeyi dağıtmamamı
bana söyleyen sendin.
Dışarıda buluşuruz.
Küreği almayı unutma.
Ne küreği?
Pekala, lanetleneceğim.
Şimdi ne olacak?
Bilmek için birkaç şeyi test etmek zorundayım.
Neyi bilmek için?
Dünya'yı nasıl kurtaracağımı?
Zaten başka bir şey beklemezdim.
Çeviren: Dr. Robert Ford
Aman tanrım, senin bütün o hikayelerinden sonra bile...
Burayı hiç bu şekilde hayal etmemiştim.
Oh, hapishaneleri için hiçbir masraftan kaçınmazlar...
Bırak gitsin. Bu sadece bir ara hikaye.
Bu taraftan. Teşekkürler.
Ekstra! Ekstra!
Cesetler Temperance morgundan kayboldu.
Hadi gidelim.
Burayı dinleyin, bizler kaçakçı Hecky Armone hakkında...
araştırma yapıyoruz.
Bu sefil orospu çocuğunu ipe götürmemize...
yardım edecek kişiye ödül vereceğiz.
Anladım. Hadi gidelim!
Yeraltına inmenin bir yolunu bulmalıyız.
Aldım. Hadi gidelim.
Her şeyi aşağıdan kontrol ediyorlar.
Pekala, aşağıya nasıl ineceğiz?
Ölerek...
İkinci bir seçeneğimiz yok mu?
Ona vurma.
Onu yerden alma.
- Bana aldırmayın... - Bu taraftan.
Sadece centilmen olmaya çalışıyordum.
Bazı değişiklikler yapmışlar...
ama hikaye aynı.
Sürpriz yumurtayı bulmak istiyorum.
- O nedir? - Gizli bir hikaye.
Pariah'tan daha iyi olması gerekiyordu.
Dediğim gibi, aynı eski hikaye.
Tamam, şimdi ne yapıyoruz?
- Bekliyoruz. - Ne için?
Tarihin kendini tekrar etmesi için.
- Nereye isterseniz oturun. - Teşekkürler.
Burada ne yaptığımızı bana açıklayabilir misin?
Hmm?
Buranın hangi "burası" olduğunu ayırt etmeye çalışıyorum.
Tabii...
Pekala, sen onu yaparken, ben de kendime dünyanın en iyi...
pastırmalı sandviçini söyleyeceğim.
Kendine ton balıklı sandviç söyleyeceksin...
Giderkenki halinden daha da garip olarak geri dönmüşsün.
Bugün siz beyefendilere ne ikram edeyim?
Ben bir pastırmalı sandviç alayım...
Oh, üzgünüm, elimizde kalmadı.
Size ton balıklı yapabiliriz.
Ton balıklı alayım...
- Peki ya sen yakışıklı? - Sadece kahve alayım...
Bir de kalemini ödünç alabilir miyim?
Tabii ki.
Ona ihtiyacım olacak.
Tam olarak neler olduğunu bana açıklayacak mısın?
Süblim'de,
Olabilecek ve gerçekleşebilecek...
bütün Dünya'ları gördüm...
Bunların çoğu bir felaketle bitiyordu.
Ama bir takım olayları tetikleyebilirsem...
başarmak için küçük bir şansımız olabilir.
Hala doğru yoldayız...
Yani, pastırmalı sandviç sipariş etseydim,
şu anda sıçmıştık öyle mi?
Bu, farklı bir varyantı tetikleyebilirdi.
Teşekkürler.
İşte kahveniz... Oh, çok özür dilerim.
Sorun değil...
Kehanet yeteneğin var,
ve bunu lekelerle savaşmak için kullanıyorsun.
- Hadi gidelim. - Tamam.
- Teşekkürler. - Teşekkür ederim.
Afedersiniz.
Hey, göt herif!
Ne istiyorsun?
Sakın silahına elini uzatma.. Asla zamanında silahını çekemezsin.
Baba, orada mısın?
Benim Frankie. Beni duyuyor musun?
Baba, duyuyor musun?
Frankie.
Orada ne yapıyorsun?
Sana toplanmamız gerektiğini söylemiştim.
Babama ulaşmaya çalışıyorum.
Hadi... İçeri geç...
Hayır, burada kalıyorum.
Carver, şu eşyaları içeri getirmek için bana yardım eder misin?
Tabii. Elbette.
Eğitim için Ayıcık'a ihtiyacım var!
- Böylelikle kötü adamlarla dövüşebiliriz. - Peki şuna ne dersin?
Sen annenle konuşrken ben de Ayıcık'a...
ileri seviye tekme-yumruk kombo hareketimi öğretsem?
Tamam. Eğitim tamamlanınca birkaç dakika sonra tekrar görüşürüz.
- Bak, biliyorum bütün bunlar zor... - Hiçbir yere gitmiyorum.
Frankie, bunları aşmıştık.
Aramalarıma cevap verene kadar olmaz. Bana öğrettiği şey buydu.
Tatlım, baban gitmek zorundaydı, tamam mı?
Ve bu da demek oluyor ki, sana geceleri istese de iyi geceler diyemeyecek,
ya da aramalarına cevap veremeyecek...
ama güvende olmanı istiyor.
Aynı zamanda biz de onun güvende olmasını istiyoruz değil mi?
Güvende olmasını...
O da bizim için aynısını istiyor.
Peki ya geri dönerse ve biz burada olmazsak?
O zaman o bizi bulacaktır.
Bunu nasıl bilebiliyorsun?
Çünkü o senin baban...
Hiçbir şey onu senden uzakta tutamaz.
Tamam mı?
Yola koyulmaya hazır mısınız?
Evet, şu tatlı kızı da yanımıza alınca,
hazır olmalıyız.
Hareketi göstersene. Hadi, hareketi göster.
Ne hareketi?
Ayıcık'a öğrettiğin hareket.
Hareketi güvenli eve vardığımızda sana göstersem olur mu?
- Anlaştık mı? - Anlaştık.
- Nereye kayboldun? - Hadi.
- Bernard? - Artık arabaya ihtiyacımız yok.
No comments yet. Be the first to leave one.