The first 200 lines.
Merhaba bayanlar ve baylar.
Sizi ölmekte olan bir türle tanıştırmak istiyoruz.
Ben Joseph "K.P." Simmons.
Joe olarak da bilinir.
Joe 1937 doğumlu ve 89 yaşında.
Nesli tükenmekte olan bir zenci türü olduğu söylenebilir.
Artık böylesi görünmüyor.
Aslına bakarsanız Joe bir zamanlar pezevenkti.
Çok tarz görünmüyor mu?
Neden mi pezevenk oldu?
Joe sadece üçüncü sınıfa kadar okudu
ve son derece sınırlı kelime dağarcığıyla Amazon'da çalışamazdı.
Mesela az sonra göreceğiniz üzere
yaklaşık 76 kere
"orospu çocuğu" diyor.
Veya kendi tarzıyla "orospu evladı" diyor.
Yaklaşık 24 kez "amcık" diyor.
Yaklaşık 74 kez de zenci diyor.
Araya da ek olarak sürtük" ve "kaşar" sıkıştırıyor.
Yani bu tür kelimelere hassassanız
daha usturuplu içeriklere geçmek isteyebilirsiniz
ama o kadar gülmezsiniz.
Evet bayanlar ve baylar, eski tarz bir zenci izlemeye hazırlanın.
Kadınların oy kullanamadığı,
erkekler tarafından nesneleştirildiği bir zamana
sıkışıp kalmış bir adam.
Etrafındaki dünyanın değiştiğinin hiç farkında olmayan bir adam.
Aklına gelen her şeyi ama her şeyi söyleyen bir adam.
Tanıdığınız birine benziyor mu?
Arkanıza yaslanın, rahatlayın
ve lütfen nesli tükenmekte olan bir türün tuhaflıklarına hazır olun.
- Steve, Brenda, nasılsınız? - Selam Brian.
- Sizi görmek güzel. - Seni de!
- Karen, Chad, sizi görmek güzel. - Nasıl gidiyor?
- Güzel. - İyi günler.
Evladım mezun oluyor Yakında evden ayrılıyor
Hadi.
- BJ? - Yani… Biliyorum.
BJ! Todd, Stewart. Geldiğinizi bilmiyordum.
- Nasılsınız? - Selam.
- Selam Bay Simmons. - Ne yapıyorsunuz?
- Şey… - Hiçbir şey.
BJ bir okuldan daha teklif aldı.
Bu harika!
Oraya okul demezdim. Çöp gibi bir yer.
- Morehouse. - Teşekkürler.
Dur, bekle.
Morehouse harika bir okul.
En iyi HBCU'lardan biri. Neden bahsediyorsun?
HBCU da ne?
HBCU. Tarihsel olarak siyahi üniversitesi.
Tamam baba.
Bekle. Neyi kaçırıyorum?
Sağ ol baba. Gerçekten, sorun yok.
Neyi kaçırıyorum?
Tamam, aslında biraz komik çünkü biz de bunu konuşuyorduk.
- Siyahi okullarına neden ihtiyaç var? - Evet.
Yani gerçekten ne anlamı var ki?
- Yani biraz ırkçı, değil mi? - Evet.
Irkçı mı?
Evet, biraz bize karşı gibi.
Yani etrafta hiç
tarihsel beyaz üniversitesi görmüyorsun, değil mi?
Görüyorsun.
Hepsi tarihsel olarak beyaz okulu. Ne diyorsunuz? Neler oluyor?
- Hadi baba. Cidden… - Bana şaka yapıyorsunuz.
Baba, bana bunları yediğini söyleme.
Bekle, Dr. Martin Luther King, Morehouse'a gitmişti.
Tamam, hadi diyelim söylediklerin doğru,
eminim bu tür kurumlar bir noktada önemliydi.
Hatta gerekliydi.
Ama artık dünya değişti.
Çok şey oldu. Hepimiz eşitiz.
Bu medeni haklar ve kölelik safsataları…
- Safsata mı? - Mağdurum!
Bir noktada bırakman gerek. Geçmişte kaldı.
Kesinlikle, kanun önünde hepimiz eşit değil miyiz?
Dinleyin, gelirken size söylemeyi unuttum.
Aileleriniz sizi çağırıyor.
Eve çağırıyorlar. BJ, konuşmamız gerek.
- Aramadılar. - Bu çok tuhaf.
- Hayır, iyiyim baba. - Konuşmamız gerek.
Hayır, gerek yok çünkü Pepperdine'a gitmeye karar verdim.
Evet, arkadaşlarımla.
Şunu dinle.
Haftaya birlikte kampüs ziyareti yapmaya gideceğiz.
- Yolculuk! Hadi! - Harika olacak! Kaliforniya!
- Oley! - Evet!
- Hadi şarj istasyonlarını planlayalım. - Haklısın.
- Bunu düşünmemiştim! Gidelim! - Evet!
Evet! Kaliforniya'ya gidiyoruz çocuklar!
- Kaliforniya! Kaliforniya'ya gidiyoruz. - Evet! Oley! Kaliforniya rüyası!
Evet! Oley!
Ne yaptım ben? Bu hiç iyi değil.
BJ, biz…
JOE'NUN ÜNİVERSİTE ZİYARETLERİ
Selam. Merhaba.
Merhaba, gelsene.
Lahana ister misin? İçeri gel.
Bu koku ondan mı geliyor? Hayır, ben almayayım. Nasılsın?
Eskiden işten gelince bu koku yemekten mi geliyor
yoksa yıkadığı şeyinden mi anlamazdım.
Joe, kes sesini.
Niye geldin? Şu hâline bak.
Madea, vay be. İyi görünüyorsun.
İyi görünmediğini biliyorsun.
Gelmiş görünüşünden bahsediyorsun. Hadi oradan.
Her zaman çok iyi görünüyorum.
Her zaman çok iyiyim.
Kapa çeneni. Teşekkürler Joe.
Tamam, anlat bakalım. Neler yapıyorsunuz?
Hiç, gelip ikinize selam vermek istedim.
Yok, bir şey olmuş.
Anca çocuklar bir şey yapınca geliyor.
Bu yaşta ağzından laf almakla uğraşamam. Söyle hadi.
İyi, BJ üniversiteye gidecek ve…
Eve girdim ve ilginç bir konuşmasına denk geldim.
Beyaz arkadaşlarıyla oturuyordu ve onlar…
Sorun da bu işte. Bütün arkadaşları soluk.
O da ne demek?
"Beyaz" demek istiyor.
Tamam, peki. Anladım, tamam.
Onu ırk ayrımı aşılamadan büyüttüm.
Bu herif yine saçmalıyor.
Ona ırk ayrımı aşılamamış olabilirsin ama polis ona bakınca
doğrudan bir zenci görecek.
- Lafımı bitireyim. - Zorunda mıyım?
Dediğim gibi yanlarına gittim, üniversiteler hakkında konuşuyorlardı.
Siyahi üniversitelerine gerek olmadığını söyledi.
- Ne dedi? - Malibu'daki Pepperdine'a gidecekmiş.
Siyahların köleliği aşması gerektiğini falan söyledi.
İnanılmaz. "Köleliği aşın" dedi.
Medeni hak hareketini küçümsedi.
"Bu çocuğun nesi var?" dedim.
Derdi ne, bilmiyorum.
Ne? Neden susuyorsunuz?
O çocuğu sadece solukların, beyazların olduğu bir okula sen gönderdin.
Georgia'da.
Anaokulundan beri oradaki tek siyahi oydu.
Sonra da "Niye böyle oldu?" diyorsun.
O soluklar onu siyahilikten soğutmuş.
Ama tüm beyazlar böyle düşünmüyor.
Onu o P Okulu'na göndermemeni söylemiştim.
Oradaki P ne anlama mı geliyor?
"Paralı" demek değil. "Pislik" demek. Pislik okulu.
Joe, kes sesini. Burada öyle konuşma.
O çocuğu öyle bir yetiştirdin ki tam bir yağcı oldu.
"Yağcı" dedi.
"Yağcı" dedi. Ne olduğunu biliyor musun? Böyle yağ… Boş ver.
Mabel anlamını iyi biliyor. Onda da bayağı yağ var.
O çocuğu özel okula göndermek için tüm paranı harcadın
ve zencilerle ilgili bütün kitapları kaldırdılar.
Değil mi Joe?
- Doğru. - Her şeyi
Sojourner Truthers'la ilgili bir şey yoktu.
Musa'yı, Mayola'yı, herkesi çıkardılar.
Maya Angelou'yu bile.
Ortada yok. Maya Angelou yok.
Orada değil. Bu çok yanlış. Hepsini çıkarmışlar.
Devlet okulunun nesi var? Ben bir devlet okulundan mezun…
Mezun olmadım ama oraya gittim.
Joe da devlet okuluna gitti. Hâlimize bak.
Tabii devlet okuluna gittim.
Hayatım boyunca devlet okuluna gittim.
Üçüncü sınıfta mezun oldum.
BJ sert bir çocuk değildi. Size benzemiyor.
Okulda zorbalığa uğramasını istemedim.
Öyle mi? Tebrikler.
Zorbalığa uğramasını engelledin. Çok tebrikler.
Siyahi olmasını da engelledin. Tebrikler.
Her harika siyahi baba gibi çocuğundan siyahi olduğunu gizledin.
Aferin evlat. Aferin.
Tamam, durun, çocuğumun zorbalığa uğramasını,
dövülmesini ya da "Çıkışa gel" denmesini istemememde bir sorun yok.
Bunda bir yanlış yok.
İyi bir okula gitsin istedim,
siyahi diye dezavantajlı hissetmesini istemedim.
Evlat, o dezavantajlı.
- Bunu biliyorsun. - Doğru.
Siyahi biri ne zaman eşit olmuş ki?
"Sporda" dersen o tencereyi alıp içinde pişen şeyle seni haşlarım.
Lahanamı bırak. Bitirmem lazım.
Onu lahanayla haşlayamazsın.
Lahanayı neden mi seviyor? Kokusunu gizlemek için.
Hayatın bazılarımız için adil olmadığını biliyorum.
"Bazılarımız" mı dedi?
Evet. Brian, bir şey sorayım.
Onunla hiç konuşmayı denedin mi?
Hayır, denemedim.
Ama saldırmadan önce bir dinleyin.
Siyahiler olarak yaşadıklarımızı çocuklara anlatmamız çok zor.
Yani…
Ona hemen anlatmak istemedim.
Biraz daha büyümesini beklemek istedim.
Böyle olacağını düşünmemiştim.
Tebrikler. Bir şey söylemedin.
Ama ona her şeyi tek seferde anlatmak zorunda değilsin.
Azar azar anlat.
Ama gençken başlasaydın kim olduğunu bilirdi.
Unutma, senin o okula gitmeni istemedi. "Kitapları bırak" dedi. Bundan utanıyordu.
No comments yet. Be the first to leave one.