Freefall: A Reckoning for Boeing

Freefall: A Reckoning for Boeing

Download Turkish Subtitle

Release info

Freefall A Reckoning for Boeing 2026 NF WEB h264-EDITH
A Commentary by tedi
Retail NF | 1:35:15

Tags

webdl
Published on: 2026-08-19
Downloads: 2
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Boeing gibi büyük bir şirkete karşı gelmek her gün olan bir şey değildir.

Sağ elinizi kaldırın.

Vereceğiniz ifadenin tamamen doğru olduğuna

yemin eder misiniz?

Ederim.

Boeing sizinle sonuna dek savaşır.

Suçlanıp ceza alma ihtimali olduğu hâlde

insanlara kurallara ve düzenlemelere uymamalarını söylüyordu.

Halkı tehlikeye atıyor olabiliriz.

İfadesinde ima ettiği şeylerin ciddiyeti

bir an duraksamama yol açtı.

John'un konuşması cesurca bir şeydi

ama benim şahsi düşüncem

bu yüzden öldürülebileceğiydi.

Planımız John'un ifadesine

ertesi sabah devam edilmesi yönündeydi.

Ne var ki saat 10.00 olduğunda John hâlâ ortada yoktu.

Ben de oteli arayıp

odasına bağlanmak istedim.

Telefon çalıp duruyordu.

Uyuyup uyumadığına bakmaları için birinin kontrol etmesini istedim.

"Odasında yok" dediler.

"Kamyoneti dışarıda mı?" diye sordum.

Müdür kontrol etmeye gitti ve döndüğünde dedi ki

kamyonete gidip bakmış ve onu yolcu tarafında görmüş.

Sonra da 911'i aramış.

Boeing uçmaktan korkmak için yeni bir sebep daha verdi.

Şirketin yeni Dreamliner'larından birkaçı alev aldı.

Boeing 777 motorlarından biri kalkıştan dakikalar sonra arızalandı.

Havada patlayan 777 motoru yüzünden ailemin evi bu hâle geldi.

Yüz yirmi dokuz yolcu tahliye edildi. Beş kişi yaralandı.

…uçuş sırasında kontrolü kaybedince 50 kişi yaralandı.

Bir yolcu patlamada hayatını kaybetti.

Sürekli inanılmaz tehlikeli şeyler oluyor.

Haber üstüne haber ve olay üstüne olay olunca

Boeing hâlâ nasıl uçuyor merak ediyorsunuz.

SERBEST DÜŞÜŞ: BOEING İÇİN HESAP GÜNÜ

Hâlâ uçak sesi duyunca gökyüzüne bakan o çocuğum.

Bakıp heyecanlanırım. Evet.

Havacılığı hep sevdim.

Babam bir F-14'le çalışıyordu

ve hep kapılara gidip uçakların kalkışını izlerdim.

Seattle'da büyüdüğümden

hep Boeing'de çalışacağımı düşünürdüm.

Mezun olur olmaz Boeing'e girince çok sevinmiştim.

Boeing harika bir şirketti.

Boeing tişörtü giydiğinizde

insanlar gelip sizinle konuşurdu.

Gurur vericiydi.

Ateşleme yapıldı.

Kalkış gerçekleşti.

Uzun süre roket bilimciydim ama yeni hedefim uçaklardı

ve dünyanın en iyi uçak üreticisinde çalışmak istiyordum.

Boeing bir asır boyunca dünyada seyahati değiştirdi.

…dünyanın en büyük havacılık ve uzay şirketi.

Boeing'de çalışmaktan gurur duydum. Hâlâ da gurur duyuyorum.

Boeing hayatımı değiştirdi.

Çok fakir bir aileden geliyordum

ve mali durumum tamamen değişmişti.

Boeing'de çalışmak

ve orada bir iş sahibi olmak gerçek bir onurdu.

Burası Boeing.

Burada uçak yapıyorlar

ve hep aynı fikir hâkim.

Her şeyi olması gerekenden biraz daha iyi yap.

Boeing eşsiz bir şirketti çünkü bir anlaşmazlık olduğunda

yapılan çalışmayla ilgili son kararı

kalite departmanı verirdi.

-Devam edebiliyor muyuz? -Evet.

Doğru yapıldığından emin olmak için

her iş iki veya üç kişiyle kontrol edilirdi.

Bence bu işe yaramayacak. Ciddiyim.

O zamanlar sistemin freni kaliteydi.

Sorun varsa kalite müdürleri hattı durdururdu.

Yönetim arkanızdaydı.

-Hazır olmamızı beklesinler. -Tamam.

Sonra birden o atmosfer tamamen değişti.

CEO olarak nasıl bir başlangıç yaptınız?

Boeing'e gelince ne gördünüz?

En baştan başlamak gerekiyordu,

kültür baştan sona tartışılmalıydı.

Boeing'in gerilemesi.

Gerileme büyük ölçüde Jim McNerney'nin CEO oluşuyla başladı.

Görünürde mükemmel bir adaydı.

Lisansını Yale'de,

yüksek lisansını Harvard'da yapmıştı.

Jim McNerney dizilerden fırlamış bir ABD senatörü gibiydi.

JIM MCNERNEY BOEING CEO'SU

BOEING YÖNETİMİ

Jim McNerney uzun bir süre General Electric'te yöneticilik yaptı

ve 20. yüzyılın en etkili CEO'su sayılan Jack Welch'in de

öğrencisi konumundaydı.

Ben de birçok kişi gibi Amerikan rüyasının bir parçasıyım.

Jack Welch maksimum kâr için her şeyi göze alan

ilk büyük Amerikan şirketi CEO'suydu.

Hızlıca dış kaynak kullanımına,

denizaşırı üretime, toplu çıkarmalara başladı.

Bir çalışan en alttaki %10'daysa

ona yapabileceğiniz en iyi şey bunu hemen söylemektir.

Jack Welch her yıl GE'de en altta yer alan %10'u kovardı.

Herkes işini kaybetmekten korkuyordu.

Jack Welch bütün bu stratejiler sayesinde

GE'yi dünyanın en değerli şirketi yaptı.

Neredeyse diğer tüm Amerikan şirketleri

GE'ye hayrandı.

Boeing yönetim kurulu da farklı değildi.

Bir şey yönetmek istiyordum. Ne olduğunu bilmiyordum.

McNerney'nin gelişiyle

Jack Welch'in "Kâr her şeyden önce gelir" tarzı

Boeing'i ele geçirdi.

Yeni bir uçak geliştirmesi de istenmişti.

Yeni 787 henüz yapılmasa da

Boeing konforlu olacağına öyle emin ki

ona Dreamliner adını verdi.

787'nin tasarım ve yapım maliyeti

yaklaşık 10 milyar dolar olacaktı

ama Boeing yönetimi bunu fazla buldu.

Bana içeriden gelen belgelere göre Boeing'in planı

uçağı beş milyar dolara yapmaktı.

Yani normal maliyetinin yarısına.

BOEING, 787 ÜRETİMİNDE TARZ DEĞİŞTİRİYOR

Boeing mühendisliği ve üretimi hep kendi içinde yapmakla ünlüydü

ama 787 ile birlikte büyük bir değişim yaşandı.

Maliyeti düşürebilmek amacıyla

uçağın büyük kısmı yurt dışında üretilecekti.

Gövdenin ortası İtalya'da yapıldı.

Kanatlar ve aküler Japonya'dandı.

Kanat uçları ve arka gövde parçaları Güney Kore yapımıydı.

Uçağın tamamına yakını dışarıda üretildi.

Bu da güvenliği ve kaliteyi doğrudan etkileyecekti.

O parçaların güvenlik kontrolü artık bizden çıkmıştı.

Gönderilenleri kabul edip uçağa takmak zorundaydık.

BOEING MONTAJ FABRİKASI

Parçalar tedarikçilerden gelmeye başladı…

…ve plana göre uçak üç günde birleştirilecekti.

Boeing gövdenin iki yarısını ilk kez birleştirdiğinde

biri bana bir fotoğraf yolladı.

Parçalar arasında koca bir boşluk vardı.

BOEING, 787 PARÇALARININ UYMADIĞINI GÖRDÜ

Sorun bu şirketlerin bazılarının

Boeing'in istediği işi yapamamasıydı.

İstenen parçaları üretemiyorlardı.

Çok kötüydü.

Uçağın çok büyük kısmı

dışarıya yaptırıldı.

KANADIN GÖVDEYE BAĞLANTISINDA YAPISAL SORUN

Parçalar uymuyordu.

DREAMLINER ÜRETİMİ KÂBUSA DÖNDÜ

Gecikmeler peş peşe geliyordu.

DREAMLINER GECİKTİ

Bu yüzden Boeing ikinci bir 787 montaj hattıyla

üretimi hızlandırmak istedi.

Boeing Seattle'da kurulmuştu

ve başka yerde uçak üretmemişti.

Boeing'in burada sahip olduğu uçak üretim iş gücü

belki de dünyanın en iyisiydi.

Ama çalışanlar büyük oranda sendikalıydı.

McNerney de sendikalardan nefret ederdi.

Boeing'e masraf çıkarıyorlardı.

2009'da da dedi ki

"İkinci 787 hattımızı Güney Karolina'da kuracağız."

Şunu gururla söyleyebilirim ki Güney Karolina'da sendikalar yok

çünkü burada sendikalara ihtiyacımız yok.

Boeing yönetiminin bu kararı

yine güvenlik adına değil

tasarruf ve kurumsal kâr adına alınmıştı.

Bildiğimiz eski Boeing'i geri getirip

yeniden inşa etmek konusunda

mühendisleriniz neler söyledi?

Eski Boeing'e dönmeyeceğiz.

Beş, dört, üç,

iki, bir.

Kesin!

Boeing fabrika kurduğu sırada

Güney Karolina'da havacılık sektörü yoktu.

O yüzden tecrübeli işçileri de yoktu.

Sürekli Seattle'dan uzman gönderiyorlardı.

John Barnett de onlardan biriydi.

Boeing'de işe başladığım dönemde

bir grup insan bir araya gelmiş memleket muhabbeti yapıyorduk.

Ben de Louisiana'dan olduğumu söyledim.

Arkadaşlarımdan biri birden

"Demek Louisiana'lı bir bataklık kurdusun" dedi.

O günden sonra adım "Swampy" oldu.

Seattle'da 15 yıl kalite müdürüydüm.

Yeni Dreamliner fabrikası için Charleston'a gelen

ilk kalite müdürlerinden biriydim.

Kalite müdürü olarak işim uçağın düzgün yapılmasını sağlamaktı.

John düzgün ve kaliteli biriydi, uçak uzmanıydı.

İkimiz de kalite müdürüydük. İyi arkadaştık.

Louisana'lı olduğu için John'dan kiloyla timsah kuyruğu alırdım.

Güneyli olduğum için

Güney Karolina'da aileme yakın olacaktım.

Asla sözünü sakınmayan biriydi.

Odaya girdiği sesinden anlaşılırdı.

Evet, Bataklık Kurdu.

Charleston'a taşınıp John Barnett'le tanıştığımda

aynı hamurdan yoğrulduğumuzu gördüm.

İkimiz için de kalite her şeyden önce geliyordu.

İşe alım gezilerimizde John'la iyice samimi olduk.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left