The first 200 lines.
Çevirmen- Melis Şahin İyi seyirler
Kanser.
Tam burada bir tümör var ve görünüşe göre büyüyor.
Büyümeyi kontrol altına almak için
acil ameliyat ve radyasyon öneriyorum.
6 ay sonra tümörün ne durumda olduğunu görebilir
ve durumu tekrar değerlendirebiliriz.
Bu ciddi bir durum ve eğer tedavi edilmezse,
ölümcül olabilir.
Tatlım, çok üzgünüm.
Çok üzgünüm.
Her şey yoluna girecek.
Şimdi endişelenme.
Emin ellerde olduğumuzu biliyorum.
Emin ellerdeyiz, canım...
Ne yapacağız Maggie?
Bunun üstesinden geleceğiz. Her zaman geliriz.
O daha bir çocuk.
Bu adil değil.
Bunu hak etmiyor.
Hayır tabi ki. Kimse etmez.
O bir kadın Frank.
İnanmalıyız ki,
bu şeyler... Bir sebepten dolayı insanın başına gelirler.
Ama neden o?
Ona bulabildiğimiz en iyi
tedaviyi sağlayacağız.
Ve bunu yenebilemek için ihtiyacı olan
tüm desteği de.
Ve bunu birlikte, bir takım olarak yapacağız.
En iyi takım.
Sadece senin... senin...
Bunun, onun yolculuğunun bir parçası olduğu
gerçeğini kabullenmen gerekiyor.
Evet.
Sanırım hayat bazen böyledir değil mi?
Biz kendi planlarımızı yaparken Tanrı güler.
Bunu değiştiremezsin.
Deneyebilirim.
Bir şişe şarap daha?
Hayır hayır teşekkürler.
Sanırım bu kadar yeter, Sandy.
Hadi. Artık eve gidelim.
Biraz şarapta buradakilere bırak.
- Hesabı alalım. - Tabii.
Buyurun. İyi geceler.
Buna ihtiyacımız vardı.
Tüm bu olan biten.
Sanırım içimden bir ses bana
her şeyin yoluna gireceğini söylüyor.
Hmm.
Seni çok seviyorum. Ben de seni seviyorum.
Frank!
Bir yıl sonra
Her zaman ki gibi tam zamanında Jenny.
Hey, annene söyle hala
Mississippi bölgesindeki en iyi
barbeküyü o yapıyor.
Teşekkürler, söylerim.
Oh al. Bu senin için.
- Çok teşekkür ederim. - Rica ederim.
- Keyifle ye. - Yiyeceğim.
Teşekkürler.
İşte burda, eyleme hazır.
Selam, Jerry.
Bunu yaptığın için minnetarım Frank.
Son zamanlarda arka depoda bazı hırsızlıklar yaşadım
ve bakır tel çalmaya devam ediyorlar.
Metamfetamin için kullanıyorlar.
Oh, o sikikler kasabamızı bu zehirle mahvediyorlar.
Gelmeye devam edecekler.
Kameralarını tamir ettirmelisin.
Ah, sen daha ucuza geliyorsun.
Şaka yapıyorum.
Sana etrafı göstereyim.
Dinlenme odasında kahve var.
- Tamam. - Atıştırmalıklar falan.
Mağazadan ne almak istersen
sana %10 indirimli vereceğim,
sadece şuraya yaz.
Tamam.
Oh.
Neredeyse unutuyordum. Sana bir şey aldım.
- Rehin verdiler. - Mm-hmm.
Bunu hoşgeldin hediyesi olarak düşün.
Teşekkür ederim.
Bana bir iyilik yap. Onları içerde içme.
Koku yüzünden bana bir hafta söylendiler.
Erken kapatacağım.
Yapacak bazı işlerim var.
- Sabah görüşürüz. - Tamamdır.
- Peki. - İyi geceler.
Salı
Çarşamba
Perşembe
Seni çok seviyorum.
Ben de seni seviyorum.
Frank!
Cuma
Neredeyse yakaladım.
Kaçmasına izin verme.
Hiç şansı yok!
Yanına geliyorum.
Yaklaşık 36 metre gerideyim.
Ayağa kalk!
Lütfen yapma.
Kapa çeneni! Seni hain piç!
Ne... Ne... Ben...
Luke'la kendi yerinizi açacağınızı
öğrenmeyeceğiz mi sandın?
Müşterilerimizi çalıyorsun ve klübe borcumuzu ödeyemiyoruz.
Bunun bizim için ne demek olduğunu biliyor musun Leon?
- Bu... - Çeneni kapat dedim!
Bu ben ve Jake için ölüm
cezası demek.
Senin için 2 yıl çalıştım
ve elimde ne var?
Siktir git!
Masada yerimi istiyorum.
Oh, masada yerini alacaksın Leon.
Hem de İsa'nın yanında, seni lanet Judas!
Eğer ben olmasaydım dağıtımın
yarısını kaybederdin.
Bana ihtiyacın var bunu biliyorsun!
İnsanlar bana güveniyor, Virgil.
Ama artık ben güvenmiyorum.
Bana pek seçme şansı bırakmıyorsun.
Bunu anlıyorsun değil mi?
Lütfen, yapma.
Bir daha böyle bir şey denemeyecek.
Hayır. Bekle, bekle, bekle, bekle.
Leon'un silahı var!
Silahı var.
Kıpırdama.
Sen de kimsin?
Sen aynasız değilsin. Bunu yapmana gerek yoktu.
Seni gözlerimle gördüm.
- Nefsi müdafaaydı. - Adam dizlerinin üstündeydi.
İşte. Bunu al ve git buradan.
Yoksa bu senin için iyi sonuçlanmayacak.
Silahını at.
Hemen!
Tamam.
Git yakala.
Yere yat.
Yüzüstü.
Ben Frank Richards.
187 durumu var.
PeeWee'nin rehinci dükkanında.
Destek gönderin.
Kıpırdama.
Siktir.
Starbucks'a 45 dk kaldı.
Evet, biraz gözlerden uzak olmayı seviyor.
Burada büyümek güzel olmalı.
Evet.
Geri dönmek güzel.
Hm.
Annemin cenazesinin üzerinden 1 yıl geçtiğine
inanamıyorum.
Babam aile iznini kullanabilir.
Evet tabi ki kullanabilir.
İkiniz için de iyi olacak.
- Benimle geldiğin için teşekkür ederim Tam. - Mm-hmm.
Tüm bu süre boyunca bana karşı
çok iyi davrandın.
Lana'nın şarkısında dediği gibi...
Her ne olursa olsun yanındayım sürtük
- Hmm. - Oh, vay canına.
Evet öylesin.
Hmm.
Vay be.
Ne oldu?
Şaka yapmıyormuşsun.
Gerçekten kötü bir taşra kızıymışsın.
Sonunda neden büyük bir siyah kamyon kullandığını anladım.
Ne diyebilirim ki?
- Araba arabadır. - Doğru.
Ve babam sadece büyük siyah kamyonları kullanır.
Yani emin misin?
Kesinlikle emin misin?
Benimde gelmemi sorun etmeyeceğine?
- Oh, Tanrım. - Sadece senin geleceğini sanıyor.
- Bir gün önceden geldik. - Hmm.
Süprizlerden hoşlanmadığını söyledin.
Hadi ama.
Bence onu arayıp
- haber vermeliyiz. - Hmm.
Biyorsun benimle daha tanışmadı bile.
Aynen şöyle olacak,
"Merhaba, bay Richards, beni tanımıyorsunuz
ama önümüzdeki bir kaç hafta evinizde kalacağım."
Hadi ama eğlenceli olacak.
Eğlenceli olacak.
- Ayrıca sen benim manevi desteğimsin. - Hmm.
Anlayışla karşılayacaktır.
Eğer karşılamazsa
kanser olmanın iyi tarafı da
insanlar sana uzun süre kızgın kalamıyor.
Merhaba bayım.
No comments yet. Be the first to leave one.