Jungle

Jungle

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Jungle 2022 S01E06 1080p WEB H264-CAKES-TR
A Commentary by panzehir57

Tags

web
1080
Published on: 2022-09-30
Downloads: 11
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Hatırlayabildiğim kadarıyla geriye dönüp baktığımda

sanırım kendimi hiç sevmedim.

Neredeyse hiç. Olması gerektiği gibi sevmedim.

Bu bana hiç öğretilmedi.

Onun yerine parayı ve aldığı tüm parlak şeyleri sevmeyi öğrendim.

Arabalar, saatler, mücevherler, süslü kıyafetler.

Bana beni özel biri gibi hissettiren her şey.

Gerçekten değerli görünmemi sağladı.

Ancak gerçekte, tüm o gösterişli şeylerin altında

kendimi değersiz,

güvensiz hissettim.

Ve para?

Para her şeyi örtbas etmeye yardım etti.

Ama bu dünyadaki her şey gibi, hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.

Ve o para da gittiğinde...

Bir insanın çırılçıplak olması, sahip olduğu

tüm parlak şeylerden özgür olmasının

tuhaf bir güzelliği var.

Parası ve serveti dahil.

Bu gerçekleştiğinde

insan kendine iyice bir bakmak zorunda kalıyor.

Onu gerçekte neyin tanımladığını, itibarını oluşturan şeyi görür.

Ve bu durum ortaya çıktığında,

aynada kendimize iyice bakmaya zorlandığımızda

aynada bize bakan kişiden hoşlanmamaya başlarız.

Bazen kendimizi ondan nefret ederken buluruz.

Ondan yani kendimizden nefret ederiz.

Ve böyle devam eder,

trafik ışıklarında tam karşımızda duran adamdan,

köşedeki markete giderken yanı başımızdan geçen kişiden

nefret ederiz.

Bu yabancılarda

sebepsiz yere kendimizden bir parça görürüz.

Onlar, kendimize karşı nefretin bir yansıması olur.

İşte sorun burada yatıyor.

Kulağa ne kadar bayağı gelse de

birbirimizden nefret etmeyi bırakmayı öğrendiğimiz zaman

kendimizi, gerçek kendimizi sevmeyi öğreniriz.

Gerçek bu.

Birbirimize duyduğumuz nefret kendimizi sevmemizi engelliyor.

Bizi insan olarak büyümekten, birleşmekten alıkoyuyor.

Kulağa tuhaf geliyor ama...

Bir iskambil kule hayal et.

Tek başına her kart sıradan bir karttır

ama her birini bir araya getirdiğinizde büyük ve hatta daha iyi

bir şeyler inşa etmeye başlarsınız.

Böyle olmalıyız.

Her birimizin bir arada çalıştığı, birbirini azar azar,

parça parça desteklediği bir iskambil kule gibi.

Sevgi güçlü bir kelimedir,

birbirimizi sevmek zorunda değiliz.

Bu zamanla olacaktır. Ama nefret durmalı.

Nefret artık durmalı çünkü bizi öldürüyor.

Her geçen gün daha fazla.

Yani, evet. Bir iskambil kule gibi olmalıyız.

Siktiğimin iskambil kulesi.

Çünkü biri düşerse hepsi düşer. Hepimiz düşeriz.

HEPİMİZ DÜŞERİZ

Geri zekâlı, ne işin var burada?

Neden okulda değilsin?

Öğle yemeğinden döndük. Hemen dönecektim.

Ne demek biz? Sence bu bir oyun falan mı?

Onlar okula bile gitmiyor.

Onlar gibi mi olmak istiyorsun? İşe yaramazlar!

Beni dinle. Bisikletini al, sıska kıçını kaldır ve okula dön.

Ve seni bir daha burada yakalamayayım. Yoksa seni mahvederim.

Aptal.

Abin tam bir işe yaramaz kanka.

Marcus n'aber?

Arabaların altına saklanıyor musun?

Yalan söyledin kanka. Beni bıraktın.

Ne diyorsun sen? Seni bırakmadım.

İki kez bloğu dolandım, geri geldim ve sen yoktun kanka.

- Onu kullandım. - Ne?

Ne demek onu kullandın kanka?

Kime kullandın, nerede kullandın?

- Beni bıraktığında. - Neden bahsediyorsun sen?

Dün. Beni buldular. Yine kovaladılar.

Beni orada tek başıma bıraktın.

Kendi başıma oradaydım. Bunu bana nasıl yaptın?

Beni aramadın. Geri dönmedin!

Neredeyse hayatımı kaybediyordum, yine!

Ne demek yine? Ayrıca, bekle...

Peki kimi vurdun? Tabancamı ateşledin,

silahımı kullandın, sanki ucuzmuş gibi.

Kimi vurdun kanka?

Tek başımaydım. Bihaberdim. Orada değildiniz.

Kimi vurdun?

Bir şey yapmak zorundaydım.

- Kimi vurdun? - Kardeşim, ne dediğini duymadın mı?

Kimi vurduğunu sordu.

Beni kovalıyorlardı. Ne diyorsun?

Gökyüzüne sıkmak zorunda kaldım!

Şaka gibi.

Bekle. Yani buraya geliyorsun.

Gaza gelmişsin, zor nefes alıyorsun, sanki kötü bir şey yapmışsın

ama aslında gökyüzüne sıkmışsın moruk.

Muhtemelen bir kuş vurmuşsundur oğlum.

Orada değildin kanka.

Aramadın. Tek yapman gereken beni aramaktı.

Anlattıkların sikimde mi sence?

Sence tüm bu saçmalığı umursuyor muyum? Buraya bebek gibi ağlayarak geliyorsun.

Ne, benimle bir sorunun mu var kanka? Var mı?

Çünkü eğer varsa buraya geri dönemezsin.

Anlıyor musun?

Duydun mu beni?

Ne sen, ne de uyuşturucu bağımlısı annen. Hiçbiriniz.

Burası benim çöplüğüm. Buraları ben yönetiyorum, tamam mı?

İstediğim an biletini kesebilirim.

Tek yapmam gereken emri vermek.

Doğru.

Ayrıca bunu küçük kardeşine bile yaptırabilirim.

Beğenmedin mi?

Kardeşimi buna karıştırma.

Kes sesini! Küçük kardeşin artık çeteyle birlikte çalışıyor, tamam mı?

Onu rahat bırak.

- O sadece küçük bir çocuk. - O çocuk değil.

Senden daha fazla şey yapıyor. Anlıyor musun?

Moruk, sen salak mısın?

Az önce söyledim, küçük kardeşin takımın bir parçası.

Çetede, anladın mı?

Biliyor musun? Ben çıkıyorum.

Çıkmakta çok iyi edersin kanka!

Kovuldun!

Çünkü ben öyle dedim!

Korkak herif. Sik kafalı.

Moruk, siz zencilerin sevgilisi olmuyor. Bunu konuşmaya ne dersin?

Bu adam hep bir şey alma hakkında konuşuyor. Ne alıyorsun?

Geçen hafta beni o fıstıkla görmedin mi?

Sana yalan bile söyleyemem, seni görmüyordu bile.

Siktir git. Orospular buraya gelirse

bir şey elde edemeyiz çünkü bok gibi görünüyorsunuz.

Şu küçük zencinin bisikletine bak.

Kim bu külüstür görünümlü,

Dünya Kupası kaybettiğimiz siktiğimin 86'sının bisikletine biner?

Ne bu kanka?

Siktir et. Sen böyle iyi iş çıkarmaya devam et,

ben de seni giydiririm. Sana bisikletlerin kralını alırım.

Hayır. Stacks korkağın teki. Artık onunla takılmayacağım bile.

Bu konuyla ilgilenmiyor, o adam beni umursamıyor.

Hiç böyle bir demet gördün mü kanka?

Ailende hiç bundan gördün mü? Bunun kim olduğunu biliyor musun?

Hayır.

Bu dünyanın gördüğü en zengin adam kanka.

Siyah adam. Afrikalı adam.

- Mansa Musa. - Kapa çeneni.

Mansa Musa hiç altın tozu satmadı, değil mi?

Her zenci bir yerden başlar moruk.

Daha iyisini yapmalıyım, anlıyor musun?

Bu sefer gerçekten bir şey yapmak istiyorum. Arabayı durdur!

Ve benim için o sadece altın tozu.

Siktir, bu küçük zenci nereye gidiyor?

Kim bu?

Nereye gitti?

Nereye gitti dedim?

Bilmiyorum. Takılıyoruz.

Nereye gitti dedim? Sizi öyle pataklarım ki aptallaşırsınız!

- Bilmiyorum, sadece dinleniyorduk. - Ne demek dinleniyordunuz?

O benim kardeşim! Hiçbirinizi ona yakın görmek istemiyorum.

Ne mahallede! Ne okulda! Hiçbir yerde!

Onu gördüğünüzde geçip gidin! Umursamayın!

Siktiğimin mankafaları! Uzak durun ondan!

Stacks'a beni böyle hırpaladığını söyleyeceğim pislik herif!

Hayvan, orospu çocuğu!

Seni hırpalamasına nasıl izin verirsin?

Olan oldu, tamam mı?

Her an gangster olamazsın.

İntikamımı alacağım.

Anne.

Marcus, tatlım. Sen misin? Sen iyi misin?

Evet, benim. İyiyim.

- Dan'in geldiğini duydun mu? - Evet.

Bekle, hayır, sanmıyorum.

Aslında hatırlayamıyorum. Bütün gün uyudum.

Tatlım, kendimi çok iyi hissetmiyorum, anlıyor musun?

Başım ağrıyor ve kendimi biraz zayıf hissediyorum.

Marcus, tatlım, bana bir...

Anne bak, gitmeliyim.

Danial ile ilgili. O...

Unut gitsin.

Anne! Bizi seviyor musun? Bizi gerçekten seviyor musun?

Sevdiğini sanmıyorum. Bence hiç sevmedin.

Ve anlıyorum! Bu artık benimle ilgili değil.

Ben atlattım, yemin ederim.

Ben bunu kabullendim, anlıyor musun? Atlattım ben.

Beni sevmemeni. Ama Danial!

Seni seviyor ve sana ihtiyacı var. Seni özlüyor!

Ama bunu asla kabul etmeyecek! Yemin ederim seni seviyor.

Bir anne gibi davranmanın zamanı geldi!

Daha iyi olmalısın. Daha iyisini yapmalısın!

O daha sekiz yaşında.

- Annesine ihtiyacı var! - Siktir!

Her zaman sizinle ilgiliydi değil mi?

Sence bu şekilde mutlu muyum?

Acı çekiyorum.

Bunu anlayamıyor musun? Göremiyor musun?

Acı çekiyorum.

Hayır, sadece bencilsin.

Sen busun. Ve ne görüyorum biliyor musun?

Jungle subtitles in other languages

More Turkish subtitles for Jungle

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left