The first 200 lines.
R.J. Decker'da daha önce ...
Beni mi görmek istedin?
Bir hafta kalıp gidebilirsin.
Tepemde dolaşan özenti bir dedektif istemiyorum,
hele bir de havuz evime yerleşmişse hiç.
Şartlı tahliyedesin, hatırlatayım mı?
Arabaya girerken yakalanırsan seni tekrar hapse yollarlar.
- Bu civardaydım... - Bir şey istiyorsun.
Şu ucuz dedektifler olmasa FLPD ne yapardı?
Bir de ben beleşe çalışıyorum.
Komşular bir şey görmemiş mi?
Gecenin ikisi. Alarm erimeden önce uyandırmış, şanslısınız.
Molly geçen Noel kapı zili kamerası almak istemişti.
İyi bir fikir olabilirdi.
Ne olduğuna dair bir fikriniz var mı?
SAKLANAMAZSIN
Üzgünüm, hiçbir fikrimiz yok.
Eviniz obruğa yuvarlandı ne demek?
Memur Penmar, tam olarak bunu kastediyorum. Evdeydim.
Çarkıfelek nasıl bir şey merak ettiysen, acıtıyor.
O zaman "Şartlı tahliyede adres değişikliği sebebi" için
"Tanrı'nın takdiri" yazarız.
Şimdilik yeni adresim.
- Burası eski karının evi, değil mi? - Onun ve karısının.
- "FLPD'den Dedektif Mel Abreu." Polis mi? - Evet.
- On bir yaşındaki Sofia da... - Mel'in kızı.
Family Feud'a çıkmalısınız.
Tamam. Yarın akşam benimle tanışmak için heyecanlılar mı?
Sonuçta kim şartlı tahliye memuruyla tanışmak istemez?
Florida'da adı "şartlı tahliye görevlisi"dir.
- Evet. - Adreslerini değiştirmeye
- karar veren sendin. - Doğru.
Ev ziyareti prosedürdür.
Hey sen! Yunustan in!
Burası golf sahası, orman spor salonu değil!
Yani burası...
Artık senin mi?
Evet. Boşanma bir hafta önce sonuçlandı.
O tekneyi aldı, bana da bu baş ağrısı kaldı.
E, ek işin nasıl gidiyor?
Decker Dedektiflik ek iş değil.
İnternet sitem bile var.
Bir bak.
"Gizli takip, mal kurtarma" ve "haksız ölüm soruşturmaları."
Sana şunu hatırlatayım,
suçlularla temastan kaçınman gerekiyor.
Belaya bulaşıp temiz kalmazsan Apalachee'ye dönersin.
Fort Laud'un en temiziyim, söz.
Sana burada bir iş versem daha kolay olmaz mı?
İstersen benim dondurmacım olabilirsin.
Çok cazip.
Aslında 30 dakika içinde iş görüşmelerim var,
- yani işimiz bittiyse... - Evet.
Teşekkürler.
- R.J.! - Evet...
Uslu dur.
SAKLANAMAZSIN
Bryce, Molly, beni affedin ama "kimden saklanamazsınız?"
Goose'dan. Goose olduğundan eminiz.
Birkaç yıl önce birkaç kez çıktığım biri.
Gerçek adı Jared Tapp.
Top Gun'ı çok sevdiği için herkes ona Goose derdi.
Bir de meth düşkünüdür.
Ama uzun zaman önceydi. Senin suçun değil.
Evet, Goose sürekli hapiste ve tedavide.
Birkaç yılda bir bir şey isteyip ortaya çıkıyor.
Geçen gece polisler gittikten sonra evde bunu buldum.
"Geçmişin seni rahat bırakmayacak.
Yarın öğlene kadar Loggerhead Park'ta, yeşil bankın altında 10 bin dolar.
Yoksa bir dahakine evini yakarım."
Bunu polise götürmek istemediniz, çünkü...
Goose'un polis bir kuzeni var.
Daha önce de Goose için bir şeyleri halletti.
Söylersek olacaklardan korktuk.
Evet, tamam, anlıyorum. Anlıyorum.
Sanırım ne yapacağımı biliyorum.
Öğlene kadar 10 bini ayarlayabilir misin?
Evet ama sana gelmemizin tek sebebi...
Hayır, ödeme yapmanızı önermem. Öneriyorum ama geçici olarak.
Parayı bankın altına koyacağım
ve o almaya gelene kadar uzaktan izleyeceğim.
Polis için fotoğraflar çekeceğim.
Fotoğraflı kanıt varsa Goose'un kuzeninin kim olduğu fark etmez.
İyi bir plana benziyor mu?
Bu, Noel Baba gerçeğini öğrenmek gibi.
- Gerçekten yıkıcı. - Neden bahsediyorsun?
İşinin bu kadar sıkıcı olduğunu öğrenmek koydu.
Seni davet etmedim, gelmek isteyen sendin.
Evet, çünkü pusu kurmak harika olur sandım,
uyku ilacı falan almak gibi değil.
Şartlı tahliye görevlisi nasıldı?
Hâlâ dedektiflik işine pek sıcak değil.
Yanında çalışmamı teklif etti.
Yan haklar...
Şu an yaptığımızdan daha heyecanlı olmadığını söyle.
Hadi.
- Hedefi görüyor musun? - Evet, Goose olabilir.
Direkt paraya gidiyor.
- Şu komik şapkalı adam mı? - Evet.
Elinde bandaj mı var?
Evet, bahsettiğin alev makinesinden olmuş olabilir.
Hey, bekle. Nereye gidiyorsun?
Yüzünü çekemedim. Daha yakından bakmam gerek.
Burada kal, arabaya bak.
Dondurma
Kahretsin.
Olamaz!
Dostum, senin derdin ne?
Sorun yok Memur bey. İyiyim.
Yana dön, bileğini göster.
Ciddi misin?
Hadi. Gidelim.
Kahretsin.
Sağ ol. Hoşça kal.
"Asla" de.
- Asla. - "Bir daha."
Asla.
- Hayır aptal. "Bir daha asla" de. - Tamam.
Bir daha asla.
Burası birini bıçaklamak için berbat bir yer, değil mi?
Önce iyi haberi mi vereyim kötü mü?
Sanırım
iyi haber, sosisli satıcısı şikâyetçi olmayacak.
Kötü haber, yeni bir tezgâh alıp döktüğün sosislileri ödeyeceksin.
Oldu bil. Ve sağ ol.
Baktığın oysa iartlı tahliye görevlisinden cevapsız arama yok.
Tutuklama değil, olay raporu olarak sisteme girdi.
- Ona haber verilmedi. - Teşekkürler.
Ama yarın akşam yemekte anlatacak
ilginç bir hikâye olur, değil mi?
Ama anlatmazsan sana 100 sosisli yazarım.
- Çık dışarı. - Tamam.
Peki ya bu? Daha mı az bulanık?
Bilmiyorum. Goose'sa bu aralar biraz kilo almış.
Gerçi kilosu hep bir aşağı bir yukarı oynaktı.
Paraya yoksa, daha az metamfetamin, daha çok karbonhidrat.
Elinde bir şey mi var, yoksa leke mi?
Hayır, yara bandı. Ayırt edebildiğim tek şey bu.
Üzgünüm. Ama istersen hâlâ polise götürebiliriz.
- Şüphelerini paylaşabiliriz. - Hayır, sorun değil.
Goose'u tanıyorsam bu iş artık bitti.
Bryce'ı daha fazla yormak istemiyorum.
Dün Goose'la aranızda o kadar ciddi bir şey yokmuş gibi konuştun.
Evet, insanlara bu izlenimi vermeye çalışıyorum,
özellikle de kocamın önünde.
- Gerçek bir geçmişiniz var, değil mi? - Bir yıldan fazla.
Azılı suçlu olmadan önceydi.
Ama Bryce bunun ciddi olduğunu bilmiyor, bahsetmezsen...
Mesele şu ki kaybettiğin paradan kendimi sorumlu hissediyorum.
İzin verirsen geri almaya çalışmak istiyorum.
- Nasıl? - Evini biliyor musun?
Görüştüğü eski bir arkadaşı...
Bir yerlerde birkaç eski numara olabilir.
Birkaç arkadaşı, teyzesi ve amcası.
Ama hâlâ onlarla konuşuyorsa şaşırırım.
Bana gönder. İzini sürebilir miyim bakayım.
- Ne? - Ben dersimi aldım.
Uzun zaman önce büyük bir hata yaptığımı bir kez daha hatırlamama gerek yoktu.
Hiç, geri almak için her şeyi yapacağın beş dakikan oldu mu?
Nasıl olduğunu çok iyi bilirim.
Evet Bayan Picquand. Yeğeninizin arabasına çarptım.
Bu Nissan Z'yi çekiyordum...
Önemli değil. Bir köpek vardı, değil mi?
Birden direksiyonu kırdım ve...
Hayır hanımefendi.
Hayır, ona çek vermeden içim rahat etmeyecek.
- 1.400 dolar. - Hey. Bir tane daha... Öyle mi?
Tamam, 40 ya da 50'yle yetin lütfen. Teşekkürler.
Genelde öğleden sonra orada oluyor, değil mi? Pekâlâ.
Evet hanımefendi. Sevgilerinizi iletirim. Kesinlikle.
Bu, Remy Tremblay'di.
D Blok'taki koca herif, öğlen pudingimi alırdı.
Neden bahsediyorsun? Müvekkilimin eski sevgilisinin teyzesiydi.
Hayır, taklit ettiği ses.
Remy. Wish...
- Keşke bana o pudingi versen. - Tüylerim ürperdi.
- Evet. - Teyze, Goose'un yerini söyledi mi?
Evet, Las Olas'taki karavan parkında kalıyor.
Bu saatte çoktan birkaç bira içmiştir.
Pekâlâ. Plan ne?
Gidip kibarca 10 bin dolar mı isteyeceksin?
Kibarca da olur, olmayabilir de. Sarhoşluğuna bağlı.
İşte orada. Tam zamanında gelmişim.
Seni tanıyor muyum?
Evet, ben geleceğin bira hayaletiyim. 2034'ten geldim.
Hayır... Beni bu sabahtan tanımadın mı?
Sosisliler, kovalamaca.
Unut gitsin. Altılık bira barış teklifi.
Sen bana on bin dolar ver, ben de sana birayı. Kimse polisi aramasın.
- İkimiz de eve mutlu döneceğiz. Ne dersin? - On bin mi?
Evet Goose, on bin. Ya bana verirsin ya da polise.
- Sana kalmış. - Biliyor musun?
Onun yerine seni pataklasam nasıl olur?
Protez ayak mı kullanıyorsun?
- Evet. - Ne zamandan beri?
Bilmiyorum, bir yıl oldu.
Punta Gorda'dayken ATV'mi devirdim.
Dövüşecek miyiz yoksa...
Hayır. Bu sabah koşuda beni yenmediğin belli.
- Benimle dalga mı geçiyorsun? - Hayır, dalga geçmiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.