The first 200 lines.
FALLOUT'TA DAHA ÖNCE
Robert House'u tanıyor musun?
Amerika'nın en zengin adamını izlememi mi istiyorsun?
İzlemeni değil.
Yardım edin!
Bu kıyafetleri giyenler kurtarılmayı hak etmiyor.
Bırak onu!
Stimpak'ı ver.
-Sadece bir tane var. -Yardım et!
Bana ver.
Lütfen.
Vermeseydim ölürdü.
Altın kural, şerefsiz.
Ben senin gibi değilim.
Seni evine götüreceğim.
Kardeşlik'in güç dengesi değişti.
Vay canına.
Bunlardan kaç tane yapabilirsin?
Tüm insanlık tarihinin tüketebileceğinden daha fazla.
Ortakulus'u temsilen buradayım.
İç savaştan bahsedildiğini duydum.
Bilin ki ben iyi biriyim.
YAYINDA
Hayır.
Thaddeus… Sanırım hortlak olmuşsun.
Hayır.
Evet.
Aferin Lois. Böyle çalışmaya devam.
Sağ ol patron.
Bobby, hey!
Gözlerin kapanıyor.
İşte uyuduğunda ne olur?
İyi olmaz, orası kesin.
Evet.
Hadi çocuklar, vardiya başlayalı 12 saat oldu,
daha on saat var.
Perry, bir şey diyeceğim. Eldivensiz dene.
Avucunla daha iyi kavrarsın.
Öyle yap.
Biraz acıtacak ama…
Yaptım!
Böyle gidersen büyük, iğrenç, nasırlı ellerin olur.
Tamam efendim.
Trudy, neden benim için para kazanmıyorsun?
Lois bana kötü bir isim taktı.
Lois, bu doğru mu?
Hortlağa benziyormuşum.
Hortlak olmakta yanlış bir şey yok, değilsin zaten.
Ben hortlağım.
İşte Perry, o da bir hortlak.
İğrenç!
Herkes için iyi bir hatırlatma olabilir.
Hey! Beni dinleyin.
Kısa bir mola millet.
Tamam.
Hatırlatayım, burada olduğumuz için hepimiz çok şanslıyız.
İnanın bana, dışarıda çok boktan şeyler gördüm.
Ama burada keyfimiz gıcır.
Başımızı sokacak bir çatımız var,
çok iyi korunan bir sınır ve…
Peki ya su?
Gazozunu iç işte.
Buranın en iyi yanını söyleyeyim.
Kimse sabah size şınav çektirmez
veya sürekli büyük bir çanta taşımanızı söylemez.
Hepsini toparlarsak hayat oldukça iyi gidiyor.
Hep ne diyoruz?
-"Çoğu çocuk bu yaşta ölmüş olur!" -"Çoğu çocuk bu yaşta ölmüş olur!"
Tamam, herkes işinin başına. Hadi!
Yürü!
Hayır!
Yürü!
Lejyonerini kaybettin.
Lütfen…
LEJYON
Düşman ordusu, topçularını kuzeye doğru kaydırıyor.
Bu yüzden, dengelemek için bizim de kaydırmamız gerekiyor.
Evet.
Ave, müsrif.
Evet.
Merhaba efendim.
Yüce Kaisar'a nasıl öyle hitap edersin?
Kaisar mı? Şey…
Sezar mı demek istediniz?
Kayzerler Alman diye biliyorum ama siz
daha çok Romalı gibisiniz…
Bence doğrusu Sezar.
İşte bu…
Efendim, lütfen.
Görüyorum ki…
…bu bir çalışma kampı ve izin verirseniz ben oldukça…
Prima noctis hakların için pazarlık yapıyoruz.
Kesinlikle!
Prima noctis mi?
Peki. Öncelikle hepinize yazıklar olsun.
Bu korkunç.
İkincisi prima noctis Roma geleneği bile değil.
Orta Çağ'dan.
Bazı pislikler Latince bir ifade kullanmış.
Geleneklerinize saygı duymak istesem de
her şeyin bir sınırı var ve bence o sınırdayız.
Bakire bile olmadığımı bilmelisiniz.
Kuzen meselesine girmiyorum bile.
Onlar da bir iki sayfa tutar.
Yani çok fazla seçeneğimiz yok gibi.
Kusura bakmayın da
yolunuzu kaybetmiş gibisiniz.
Senin gibi bir müsrif anlamaz.
Savaştayız.
Kiminle?
Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti.
Hanlar. Kardeşlik.
Ama önce Kaisar Lejyonu'nun asilerini dize getirmeliyiz.
Şurada.
İki Sezar mı var?
Bu imparatorluğun büyük kurucusu öldü.
O günden beri taht kavgası hiç dinmedi.
Halefinin adını yazıp cebine koymuş.
BEN
Ama ne zaman almaya çalışsak sahte Kaisar ve müritleri
bize ateş ediyorlar.
Çıkmaza girdik.
Yardım edebilirim.
Aile danışmanlığı deneyimim var.
Bazen
sorunların çözümü düşündüğünden kolaydır.
Tanrım.
Pardon. Burası Roma değil, tamam mı? Burası Amerika.
Öyle mi?
Evet, öyle. En azından tüm haritalar öyle diyor.
Ölülerin çizdiği haritalar.
Amerika'dan geriye kalan tek şey
başarısızlığının sugötürmez kanıtı.
Şimdi izin verirsen kazanmamız gereken bir savaş var.
15'ten fazla film izlemiş biri olarak konuşuyorum,
diğer herkesi kötü adam sanıyorsan muhtemelen kötü adam sensindir.
Ama tarihte iyi diye bir şeyin hükmü yoktur.
Sadece güç vardır.
MAKUL AL'İN İNDİRİMLİ HASTANESİ
ÖLÜ - ÖLÜ - ÖLÜ
Pekâlâ…
Artık aynı tekne olmayan bir tekne. Anladın mı?
Anladın tabii ki.
Bir tahta değişse de…
…tekne aynı tekne.
Alt tarafı bir deliği var, hepsi bu.
Ama bir sürü tahtayı değiştirirsen
birden kendine sorarsın.
"Bu baktığım şey de ne?
"Tekne falan değil.
"Sadece bir tahta yığını. Sadece…"
Siktir. "Tahta yığını."
Bunları neden anlattığımı bilmiyorum.
Hepsini biliyorsun zaten.
Uzun zamandır
doğru düzgün sohbet edecek birini bulamamıştım.
Hepsi bu.
HATIRA EŞYASI
İyi misin?
Evet, şey…
Janey'nin oyuncağını Hatıra Eşyası Kutusu'na koyamıyorum.
Sığınak için.
Geride bir şey bırakmayı sevmiyorum.
Bırakmamız gerekmeyebilir, değil mi?
Charlie'nin şu şeyine gitmem gerek.
Tamam.
ABD SAVAŞ GAZİLERİ
AMERİKAN GAZİLERİ EĞLENDİRME BİRLİĞİ YILLIK BAĞIŞ ETKİNLİĞİ
Robert House'u biliyor musun?
Tek duyduğum Vegas'ta bir silah sistemi inşa ettiğiydi.
İstihbaratımıza göre, Barb'ın bahsettiği şeyle bağlantılı.
İstihbaratınız mı?
Taslaklar ve bir yığın telefon dökümü.
Başka ne diyebilirim ki?
Sanırım istihbarat.
Patronun ona ne yapmamı istiyor, biliyor musun?
Bilmiyordum.
Yardım etmek isterim.
Elimden geleni yaparım ama başka bir yolu olmalı.
Bak neredeyiz Coop.
Buradakilerin yarısı insan öldürdü.
Belki de yanlış kişileri.
Robert House sadece bir kişi.
Adım Diane Welch.
Glendale Bölgesi kongre üyesiyim.
Beni hiç duymadıysanız
muhtemelen bu yönetimde şirket bağışlarını reddeden
tek kongre üyesi olduğum içindir.
Yani, televizyon reklamlarına ve reklam panolarına para ayıramasam da
Amerika'nın Washington'da daha fazla kurumsal etkiyi kaldıracak gücü kalmadı.
Sadede gel.
Tamam.
Bugün konu ben değilim,
konu sizsiniz, bu büyük ulus için yaptıklarınız.
Silahlı kuvvetlerdeki kardeşlerimizin bir dostu olarak
bu ödülü…
Bir saniye… Kartımı bulayım.
Bugünün ilk onur konuğunun hikâyesi…
Tuvalete gidiyorum.
…gerçekten harika. Notlarımı bulsam…
No comments yet. Be the first to leave one.