The first 200 lines.
Bu hikâyenin sonu hoşunuza gitmeyecek.
Ama bence hikâyeyi seveceksiniz.
Derdin ne senin? Beni çıplaklar plajına mı getirdin?
- Tanrım. - Bilmiyordum. En yakın plajı arattım.
- Travmalar art arda geliyor. - Bunu kimseye söyleme.
Ölürüm daha iyi.
Baba!
Beni Gönderme
KALİFORNİYA
BİRKAÇ HAFTA ÖNCE
Merhaba, ben Tessa. Yine bir makyaj videosunda birlikteyiz.
Tamamen aydınlatıcıya odaklanan bir videom olmadığını fark ettim.
Bunlardan bir sürü yaptım.
Makyajımın çoğunu yaptım.
Saçımı arkadan topladım. Ben... Bilmiyorum.
İşe giderken seni bırakayım mı?
- Hazır olman gerek. - Üç dakika.
- Ne oluyor? - Talih konturluların yüzüne güler.
Dediğinden bir şey anlamadım.
İki dakika. Hadi Wally.
Geçmeliydin.
- Kırmızı yanıyordu. - Sayılmaz.
Böyle yaparsan ehliyet almana izin vermem.
Bugün işten birkaç saat erken çıkabilirim sanırım.
Baba-kız plaja gidelim diyordum.
- Futbol maçı var. - Ne zamandan beri oynuyorsun?
- Arkadaşları izleyeceğiz. - Glenn'i mi yani?
Olabilir.
Yeşil "geç" demek baba. Arabayı aldığında farklıydı galiba.
Zengin arkadaşlarının aileleri gibi Tesla almamı istediğini biliyorum.
Ama Geri gayet sağlam.
Baba, Geri'nin soyadı ne?
- Alay etme. - Atrik.
- Sakın. - Geri-atrik.
- Tek ben akşamdan kalma değilim galiba. - Gene başım ağrıyor.
Sigortacılık herkesin başını ağrıtır.
Maxwell, ben Guy. Sıkıcı buluşma sayfasında adın yok.
Bu saçmalığa geliyor musun? Ara beni.
annie selam. akşam ne yapıyorsun?
4'te doktor randevum var ama sonra boşum
annie bana gelsene
Yakala.
Ne? Çocuk Yahudi yaz kampında. İyi bir sevgili olmaya çalışıyorum.
- Bir şey demedim. - Glenn'le birbirinize hiç yollamadınız mı?
İşi resmiyete dökmedik.
Arada meme fotoğrafı yollasan dökülürdü belki.
- Testisi burkulmuş gibi. - Hadi kalk.
Dondurma yemeye mi gitsek?
Damian iyi mi?
Sözde bileğini burkmuş. Abartıyor.
- Fenaymış. - Evet, fena.
Biriniz kaleci olsanız da maçı bitirsek olur mu? Wally?
Hayır. Bunu yapmamı istemezsin.
Sürekli gol yerim, kaybedersiniz ve ebediyen pişman olursun.
Karşılığını veririm.
İşte böyle.
İyiydi.
Hiç pişman değilim.
Wally? Adın ne?
- Adını söyledin. - Duyuyor mu?
- Wally. - Tamam. Tam adın.
- Wallis Diana Park. - Tamam, iyisin.
- İyi misin? Ne oldu? Çok acayipti. - Sanırım susuz kaldım.
Sayende maçı aldık. Kutlama yapmalıyız.
Bize gelsene. Annemler yok. Arkadaşlar geliyor.
- Tabii, olur. - Görüşürüz o zaman.
- Seni öptü ve resmen bayıldın. - Kes sesini.
Babam beni hayatta yollamaz.
Sizde kalsam ve birlikte gitsek?
Kuzenime gideceğim ama istersen seni bırakırım.
Babana bizde kalacağını söylersin.
Yapma. Kes şunu.
wally sandra'da kalabilir miyim?
ailesi evde olacak mı?
wally istersen onları ara.
sana güveniyorum. iyi eğlenceler
Hâline üzülüyorum Zac. Bu oyunda iyiyim, demiştin.
Şu hareketlere bak. Ayak uyduramıyorsun.
İşte şimdi mega... Dostum, çabalamıyorsun bile.
Sana soran olmadı.
Olursa çükümü ağzından çıkarırım.
Annene de aynısını dedim.
"Annen" esprileri çoktan bayatladı.
- Onlar zamansız. - Annem öldüyse?
Ölüler iyi oral yapıyor demektir.
Berbatsın dostum.
- Neyse. Sen daha komiksin. - Sağ ol bebeğim.
- Selam. - Merhaba.
- Sıkıldın mı? - Hayır, iyiyim.
Tuvalete gideceğim.
Selam. Odamda ne yapıyorsun?
- Pardon. Niyetim... - Sorun değil. İçerisi sıkıcı.
Sorun yok.
- Memelerin güzel. - Sağ ol.
Kondom var.
Bence...
- Glenn, dur. - Güven bana.
- Sorun ne bebeğim? - Çok sarhoşsun.
Tamam.
- Ben gideyim. - Gerçekten mi?
Geç oldu.
- Seni bırakayım. - Kendim giderim.
Sana Uber çağırayım.
Babam yabancıların arabasına binme, diyor.
Baban berbat.
Fransız edebiyatı ödevlerine bakmaktan çok daha iyi.
Sahi mi?
Sana ne puan kazandırır, biliyor musun?
- Şarap getirmen. - Tabii. Mutfakta mı?
Hayır, sokağın ilerisinde. Şu an içmek için değil.
Ama şarap bitti ve almaya üşeniyorum.
Gidip şarap almamı mı istiyorsun?
- Evet, birkaç şişe. - Tamam. Cabernet mi?
Dişlerim lekelensin diye mi? Daha neler. Chardonnay olsun.
Çocukken kapılarla dişleri aynı şeyden yapılma sanırdım.
Öldüğümde bulutların arasında
dişten yapılma devasa kapılar göreceğimi.
Bazen çok tatlısın.
Bu ne demek?
"Şarap almayacaksın, değil mi?" demek.
- Kesinlikle hayır. - Senin için soyunduğuma inanamıyorum.
Öteki kadın mı?
Bana bağlanmıyorsun, değil mi Annie?
Telefonumda Seks Max diye kayıtlısın.
Merhaba. Tami, ne oldu?
- Ne oldu? İyi misin? - Evet, iyiyim.
Glenn ve arkadaşları erkek erkeğe takılacakmış.
Aradığım için kusura bakma. Sandra'yı aradım ama açmadı.
O ablamda.
Meşgul değildim, inan bana. Oje sürüyordum.
- Teşekkürler. - Bir şey değil. Bin hadi.
Benden nefret edeceksin ama babanı aradım.
- Seni eve götürmemi istiyor. - Onu aradın mı?
Üzgünüm. Ebeveynlik kuralları.
Daha iyi hissedeceksen
Sandra seni gammazladığım için kuduracak.
- İçtin mi? - Cihaza üfleyeyim mi?
Böyle tavırlı konuşma. Niye yalan söyledin Wally?
- Gitmeme izin vermezsin diye. - Aynen öyle.
"Glenn'lerde partiye gidiyorum, anne babası olmayacak" desen...
- Parti değildi, birkaç kişiydik. - Seni kötü etkiliyor.
Ondan önce böyle değildin.
Sarhoş birinin arabasına binmeyip Tami'yi aramam iyi değil mi?
- Hani içmemiştin? - Ben içmedim.
Oğlanlar içti mi? Daha da kötü.
O yüzden çıktım baba. Orada olmak istemedim.
Ama bir dahaki sefere sorumlu davranmaya çalışmam.
Tamam.
Glenn'le görüşemezsin, demeyeceğim.
Ama cezalısın. Üç hafta.
- Ama yaz tatili bitecek. - Tami'yi aramasan daha uzun olurdu.
Keşke beni arasaydın.
DR. FELICIA WOOD NÖROLOJİ
Kordom deniyor. Kafatasının dibindeki kemik tümörü.
Yavaş büyüyor ama habis. Muhtemelen yıllardır var.
Tanrım.
Üzgünüm Max.
Ayağa kalkacağım. Kalkabilir miyim? Evet.
Aslında sanırım oturacağım.
Ne yapacağız?
Tek tedavi ameliyat ve ışın terapisi.
Başka bir versiyonu olsa
endoskopik endonazal prosedür uygulayabilirdik.
Ama tümörün hepsini almak için kranyotomi yapmamız gerek.
Tümörün ebadı ve yeri ameliyatı karmaşık hâle getiriyor.
Beyin köküne yaklaşmamız gerekecek
ve bunu söylemek hiç hoşuma gitmese de
ameliyattan sağ çıkmama ihtimalin yüksek.
Ne...
- Ne kadar yüksek? - Her hasta farklıdır.
Yüzde elli mi...
Yüzde 20.
Tümörü beyin köküne zarar vermeden
ya da ölüme sebep olmadan alma ihtimalimiz yaklaşık yüzde 20.
Ameliyat olmazsam?
Yaklaşık
bir yıl.
Pardon, bir kızım var da... Yani... Ondan yani.
"Üzgünüm bebeğim, çok sarhoştum. Bana kızgın mısın?" diye mesaj attı.
- Sen ne dedin? - Hayır.
- Ama kızgın mısın? - Bilmiyorum. Pek değilim sanırım.
Tanrım. Yüzünü görmeyi çok isterdim.
Glenn beni ellerken mi? Sapıksın. Bir dakika.
- Babam geldi. Kapatmam lazım. - Dur Wally...
Geç geldin.
Beyazlarla mavi tişört atabilir miyim?
Gerçekten benimle konuşmuyor musun?
- Kızgınsın, biliyorum... - Değilim.
- Ters psikoloji mi yapıyorsun? - Hayır, ben...
Başım ağrıyor.
Sonra siyahları yıkayacağım.
Tişörtü bırak, ben hallederim.
- Bugün doktora gittim. - E?
Bana iyi davranırsan başım ağrımazmış.
Başka doktorla görüşecek misin? Ya doktor yanılıyorsa?
Bu şey üzerine kitap yazmış.
Daha kötü bir doktor bul. Belki bir şey bulamaz.
Pardon, rahatsız olunca espri yaparım.
Biliyorum.
- Ne zaman ameliyat olacaksın? - Olmayacağım.
No comments yet. Be the first to leave one.