The first 200 lines.
ALL THE SAME...
Ne haber Carol?
-Ne haber Josias? Nasılsın? -Ne haber?
-Özür dilerim. -Sorun değil.
OR NOT
Carol Selam, neredesin?
Beta - Geç kaldım Fırında buluşuruz
Aşklar & Meyveler
Her şey yolunda mı?
-Instagram'daki hâlin çok tatlı. -Evet, harikayım.
Bu fotoğraf.
-Bakın, kimler gelmiş! -Selam!
Hiç zahmet etme Beth. Her zamankinden.
-Hatırlıyorum. -Kapuçinomu özledim.
Amerika'da lezzetli şeyler yapıyorlar da.
Kahvecileri dünya çapında ünlüdür.
Hayır. Senin eline su dökemezler Beth.
Senin kapuçinoların başka bir seviyede.
Yapmayın canım!
Siparişleriniz ikram zaten. Beni pohpohlamanıza gerek yok.
Gezini anlatacak mısın?
Carolina tek kelime etmedi, inanır mısın?
İnanılmazdı, cidden. Bir sürü şey yaptık. Zaman yetmedi.
Bruno'nun teyzesi acayip sıkıydı. Hiçbir şeyimize karışmadı.
Keşke senin yaşında sevgilimle seyahat edebilseydim.
Şöyle baş başa.
Kıyameti koparırdım.
-Chico bebek nasıl? -Sadece ağlıyor. İnanabiliyor musun?
Yeni geldim ve şimdiden gitmek istiyorum.
Hayır, sakin ol. İnan, bu bir dönem. Geçecek.
-Umarım. Umarım Beth. -Bakalım, hatırlıyor muyum.
Badem sütlü bir kapuçino, biraz tarçın ve bir tutam tuz.
-Üstüne yok. -Peki, sana Bruno?
-Portakal suyu yeter. -Harika. Hemen dönerim.
-Sonra fotoğraflara bakalım. -Tabii.
Tamamdır.
WR SAÇ TASARIMCISI
Selam!
-Yarım saatte altı kilometre. -Vay.
Flamengo Parkı'ndaki koşularımdan birine katılsanız ya.
Başka bir hayatta olabilir.
Ben giderim ama izlemeye.
Patlamış mısırlar benden.
Gerçekten anne, mükemmel elemanı bulmuşsun.
Vay. Acayip gururum okşandı.
Bu bir iltifat mıydı bilemiyorum Liz.
Tamam.
Durun.
Sizin burada ne işiniz var? Yarın gelmiyor muydunuz?
Hayır, aslında dün geldik.
Dur! Kirli ve terliyim!
Sarılmayı atlasak? Ama ben de seni gördüğüme çok sevindim.
Her şeyi anlatmaya başlayın. Oturun.
Dur çünkü önce, bu sana!
Dönmenize çok sevindim. Sizi özlemiştim.
Ben de. Çok zaman oldu.
-Sağ ol Liz. -Rica ederim.
Sağ ol.
Kızım ben sana bir şey getirmedim.
Kapuçino var ya. Dünyanın en iyisi.
Buldum.
En çok önümüzdeki yıl öğrenim göreceğiniz
sinema okulunu sevdiniz, değil mi?
Tahmin bile edemezsin! Baksana.
Çok zaman oldu. Gerçekten.
Katılmıyorum. Hayatımda böyle gerilmedim.
Abartıyorsun.
Onca insanın önünde ilanıaşk eden sen değildin, değil mi?
Tatlı şey.
Burada oynaşmak yok. Burası saygın bir müessese.
Konusu açılmışken, siz ikiniz…
Yalancı!
Kızım, yalan söylüyorsun. Sana inanmıyorum.
Durun. Siz neyi konuşuyorsunuz?
Okulun fotoğrafını gördü ve şoke oldu.
Evet. Mekân devasaymış.
Evet. Evet, orası…
Bir sürü seçmeli ders var. Gün boyu ders oluyor.
İstediği olursa günde 12 saat dersi olacak.
Evet, hiç şüphem yok.
Yine de New York'tan bahsediyoruz. Ben Broadway'den çıkmazdım.
Peki ya hediyen? Açsana.
Arkadaşım, eşin benzerin yok, ciddiyim.
Bir bakalım, değil mi?
-Bayıldım. -Beğendin mi cidden? Tam senlik.
Siz çok tatlısınız! Vay. Bayıldım, gerçekten. Sağ ol.
-Merhaba. -Selam.
-Lezzetliye benziyor. -Öyle, değil mi?
Asıl lezzetli görünen bu!
Anne! Burası iş yeri.
Sağlık müfettişinin gelip çalışanlarına un fırlattığını
gördüğünü düşünebiliyor musun?
Refleksti o. Pis seni!
Vay, buna inanmıyorum. Şunu temizleyelim.
Trix'in hediyesini gördün mü?
-Bakayım. Neymiş? -Bak. Puanlama günlüğü.
Bir şeylere kaç puan verdiğimi yazabilirim,
okuduğum kitaplara, fikirlerimi.
Çok güzel. Her ay bir günlük verecek mi?
-Vay. Abartıyorsun. -Abartmak…
Çok okuyorsun. Seninle gurur duyuyorum tatlım.
Muhteşem. Bu akşam havanda olur musun sence?
Ne? Ben ne zaman havamda değilim ki?
Harika espri. Kısa, tatlı ve komik, değil mi?
Hayır, ciddiyim tatlım. Bu akşam benim için çok önemli ve Tomás…
Olamaz! Yine o çocuktan bahsetmeye başladık.
-Neden onunla tanışmak zorundayım? -Yine mi?
Çünkü sevgilimin oğlu. Çünkü benim için önemli.
Tanrım, Carolina, neden hep tatlı bir kız olamıyorsun?
Ne zaman olmuyorum?
Carlos ya da Tomás'tan bahsettiğimde, sizi bir araya getirmeye çalıştığımda.
Anne o senin sevgilin, benim değil. Adama yaranmaya çalışmak zorunda değilim.
"Yaranmak" mı? İstediğim bu değil.
Ondan her bahsedişimde içine kapanma diyorum.
Memnun oldum. Bu da Carolina.
-Carolina kes şunu. -Çok lezzetli. Tanrım.
Çık! Buraya sırf palyaçoluk etmeye…
Camı kirletmesene! Temizle şunu! Carolina!
Beta!
Ne haber? Kumsala gidiyor muyuz?
Nerelere kayboldun?
Annemin birkaç işiyle uğraştım.
Peki, her şey yolunda mı?
-Güzel. -Selam Beta.
Unutmadan, illüstrasyonların mükemmeldi.
Devam etmelisin ki
nihayet bu fırında düzgün bir menümüz olabilsin.
Bu sekreter altığından bıktım artık.
Ne diyeceğimi bilemiyorum. Teşekkür ederim Beth.
Ne demek. Ben teşekkür etmeliyim Beta. Çok yeteneklisin.
Bana bırak. Uzun sürmez, tamam mı? İllüstrasyonları tararım,
menü formatına getirip son hâllerini sana e-posta atarım.
Tamamdır.
-Carol, bu akşama gelince… -Kim gelmiş gördün mü?
Sence…
Olamaz!
Orada konu neydi?
-Nerede? -Beth'le tuhaf bir an oldu.
Amanda yazıyor.
Kumsalda buluşalım - Bir Meseleyi çözüyorum - Önemli
Ne dram kraliçesi bu ya! Tiyatro eğitimi alsa ya.
Nedir o çocuklar? Ne oldu?
Gardırobunu değiştiriyordur kesin. Son günlerde kaç Amanda gördük?
-Çok. -Binlerce.
Sohbet harikaydı ama gitmem gerek.
Neden?
Bir arkadaş Rio'ya dönüyor. Onunla buluşacağım.
Tamam. Sonra görüşür müyüz?
Elbette. Evde görüşürüz.
Arkadaşım? Şu gezi hakkında daha fazlasını ne zaman öğreneceğiz?
Arka tarafta annenle olanlar hakkında daha fazlasını öğrendiğimizde.
Tamam, yolda anlatırım. Gidelim mi?
-Tamam. -Harika.
Her şeyimizi alalım.
Rahatla Carol. Alt tarafı akşam yemeği. Sen kendin dedin, değil mi?
Adam buraya, ne? Ayda bir mi geliyor?
Her hafta gelse bile
her defasında oğlunu getirmiyor, değil mi?
Şu anda bununla uğraşmayı hiç istemiyorum.
Bu akşam sende kalabilir miyim?
Alex'te kalacağım.
Bende uyumak istemiyorsan keyfin bilir.
Gerçekten, Chico'nun 24 saat ağlaması dayanılır gibi değil.
Şöyle yapabiliriz. Ben senin yemeğe giderim, sen de bana gidersin.
-Berbat bir fikir Trix. -Hayır! Kardeşimi seviyorum tabii.
Uyumama izin vermediğinde biraz daha az seviyorum sadece.
Peki ya sen? Neden şu işi yapıp kurtulmuyorsun?
-Bir noktada olacak. -Seçim bana kalırsa olmayacak.
Tanış, selamlaş, vedalaş. Sandığından kolay olacak.
O oğlanla tanışmak istemiyorum. İstediğim en son şey bu.
Neden gelmek zorunda ki? São Paulo'da kalmalı.
Senin yerine gidebilir miyim yani?
Arkadaşım! Zaten muhteşemdin. Dahasına gerek var mıydı?
Yeni saç, yeni yaşam.
Yeni yaşam mı, yeni eğlencelik oğlan mı?
Her zamanki gibi, değil mi?
Seni gördüğüme sevindim arkadaşım! Ben de seni özledim!
Baksanıza. Kimden bahsediyordunuz?
Carol'un yeni oyuncak oğlanından.
Yeni oyuncak oğlan mı? Benim neden haberim yok?
Soytarılık edip beni kızdırmaya çalışıyor işte.
Yine de teknik olarak doğru.
Adam erkek, değil mi? Hem hayatının parçası oluyor.
Beni kim çağırdı? İyi günler hanımlar!
İyi günler Josias!
Buzlu çay isteyen var mı?
Sormana gere yok. Buraya bırak.
Üç limonlu, bir limonsuz geliyor!
İlki limonlu. Yoğun musun?
Her zaman. Bugün güneş kavuruyor, değil mi?
Hoş ve serin çocuklar!
-Güneş koruyucu sürdünüz mü? -Elbette.
İşte bu kadar. Sağ ol.
-Sağ olun çocuklar. -Sağ ol Josias. Kolay gelsin.
Çocuklar, baksanıza. Biri bana neler olduğunu anlatabilir mi?
Yok bir şey. Annemin sevgilisinin oğluyla tanışacağım işte.
Gerçekten mi? Ben de gelebilir miyim? Yaşıtımız mı?
-Amanda! -Denemem gerekti.
Yine de gelebilirsin, evet.
Gördünüz mü? Denemeseydim… Olay ne zaman?
No comments yet. Be the first to leave one.