Backrooms

Backrooms

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Backrooms 2026 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS GG - YTS BZ]
ناشر BartuW
Çeviri: nutuzar

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2026-07-15
تعداد دانلود: 313
مخصوص ناشنوایان: No
FPS: 23.976

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

19 Haziran 1990

Evet, evet... tamam.

Evet... Evet!

İşte başlıyoruz.

Tamamdır!

Siktir!

Çalış... Çalış!

Standard...

Standard, beni duyuyor musun?

Ben Naren.

Diğerlerinden... diğerlerinden ayrıldım.

İyiyim ama nerede olduğumdan emin değilim.

Daha önce hiç bu kadar uzağa gelmemiştim.

Burada bir...

tam göremedim ama

burada başka bir şey var.

Size ihtiyacım var.

Gelip beni almanız lazım.

Siktir, gelip beni almanız lazım.

Gelebilir misiniz, Standard?

Standard?

Siktir!

Siktir! Kahretsin...

Bu ne amına koyayım?

Bu da ne?

Siktir!

Siktir... lanet olsun!

Hepimizin döngüleri ve alışkanlıkları var...

Bizi aynı yerde döndürüp duran davranışlar...

Tekrar tekrar aynı çözümlere başvururuz,

her seferinde seni yeni bir yere götüreceklerini sanırsın.

Ama götürmezler.

Yine de bu, en az direncin bulunduğu sinirsel patika.

Kaptan Clark'ın Osmanlı İmparatorluğu

Kendi açtığın bir yol.

Çocukken seni güvende tutmuş bir yol.

İnsanları, onlar seni incitemeden kendinden uzaklaştırmayı öğrendin.

Şimdi, bir yetişkin olarak, başladığın yerde sıkışıp kaldın.

Bir başına.

Yalnızlık çekmiyorum.

Çalışanlarım ve... müşterilerim var.

Yalnızlık çektiğini söylemedim. Yalnızsın dedim.

İnsanları incitiyorum.

İstemiyorum ama yapım böyle.

Belki de yalnız kalmayı hak ediyorumdur.

Sence herhangi biri yalnız kalmayı hak eder mi?

Bilmiyorum ama belki de o kadar kötü bir şey değildir.

Yalnızlık hissi iliklerine işlemiş gibi.

Anlıyorum.

Hayallerin olmuş ama onları gerçekleştirirken pek destek görmemiş,

aksine büyük bir dirençle karşılaşmışsın.

Tekrar tekrar canımız yandığında,

artık bunu beklemeye başlarız.

"Ben bu yolu biliyorum" gibi bir şey.

"Nereye çıktığını da biliyorum."

Peki,

yeni bir yol açıp bunun nereye varacağını görmek ister misin?

Tabii.

Neden olmasın? Buradayım sonuçta.

Harika.

O zaman daha önce yaptığımız bir egzersizi tekrar yapalım istiyorum.

Rol yapma egzersizini.

Şu oyunculuk şeyini mi?

Onda kendimi aptal gibi hissediyorum.

Ama birkaç dakikamız var.

Hadi, biraz olsun deneyelim.

Pekala.

Sahneyi hazırlayalım.

Barbara'nın seni terk ettiği geceye dönelim.

Yani beni kendi evimden kovduğu geceye mi?

Evet.

Ben kendimi oynuyorum.

Ben de Barbara olacağım.

Bu arada, ev benim.

Parasını ben ödüyorum.

- Biliyorum. - Pekala.

Tamam,

eve geç geldim. Ne kadar geç bilmiyorum.

Çoktan uyumuştu. Gece yarısı falandı.

Genelde daha erken yatar... Neyse, fark etmez.

Mesele şu ki, mutfaktaydım ve bardağı, bardağı kırdım,

o da ne olduğunu görmek için koşarak aşağı indi

ve olaylar büyüdü.

Peki ne hissediyorsun?

Sarhoştum

ve kendimi aptal gibi hissettim.

Kızgındım, çünkü...

çünkü bardağı kırmıştım.

Bunu bana söyleyebilir misin?

Neyi? Barbara'ya mı?

Evet.

Seni uyandırdığım için üzgünüm.

Belki eve daha erken gelseydin,

akşamı birlikte geçirebilirdik.

İşteydim, çalışıyordum...

işten sonra doğruca eve geldim.

Lütfen bana karşı dürüst ol.

Nefesinden kokusunu alabiliyorum.

Birkaç bira içtim.

Birkaç ne demek?

Zor bir gündü.

Rahatlamam gerekiyordu.

Zaten tek yaptığın rahatlamak.

Hep mağazadasın.

Çocuk istiyorsun, değil mi?

- İkimiz de istiyoruz. - E, aile kurmak için para lazım,

yani birinin çalışması gerekiyor.

Tabii bu devirde profesyonel öğrencilik meslek sayılıyorsa başka.

Bu hiç adil değil. Biliyorsun, ara vermek zorundaydım.

E, sen ayak uyduramıyorsan bu benim suçum değil.

Hukuk fakültesiyle bile başa çıkamazken nasıl avukat olacaksın?

Sen 30 yaşında bir birinci sınıf öğrencisi gibi

kampüste cirit atarken her şeyi kim ödüyor sanıyorsun?

Sana bir ipucu vereyim: ben.

Okul paranı ben ödüyorum, okula ara verdiğin zamanı ben ödüyorum,

başının üstündeki çatının parasını ben ödüyorum.

- Şimdi ben konuşabilir miyim? - Hayır! Hayır.

Çünkü şunu bilmek istiyorum,

olur da mezun olmayı başarırsan ne olacağını sanıyorsun?

Hemen bir çocuk doğurup faturayı bana bırakacaksın, değil mi?

Yoksa hayatında ilk defa çalıştığın için çok meşgul olacaksın da

evde bez değiştirmek bana mı kalacak?

- Şimdi acımasızlık ediyorsun. - Ben dürüst oluyorum.

Hani hep istediğin şey buydu.

Sırf mimar olamadın diye...

Ben kahrolası bir mimarım!

Allah kahretsin, birileri o koca kıçını kaldırıp bana yardım etmediği için

boktan mobilyalar satıp duruyorum!

Nasıl hissediyorsun, Clark?

Kiminle konuşuyorum?

- Benimle, burada, şimdi. - Seninle mi? Tamam.

Üzgünüm, yani sinirlenmek

ya da kendimi kaybetmek istememiştim.

Biliyorum.

Zaten bu alıştırmanın amacı da bu.

Bu iyi bir başlangıç.

Ne hissettiğini anlamak ve sonra yeni bir yol bulmayı öğrenmek.

Tepkin aslında oldukça normaldi.

E, ben buyum işte!

Hey, hey, tayfalar!

Alın terinizle kazandığınız paraları

fahiş fiyatlı mobilyalara harcamaktan sıkıldınız mı?

Tüylerinizi diken diken edecek indirimler mi arıyorsunuz?

O zaman doğruca Santa Clara Vadisi'nin favori depo ve teşhir mağazası

Kaptan Clark'ın Osmanlı İmparatorluğu'na gelin.

Yatak odaları, oturma odaları, yemek takımları,

çalışma odaları ve banyolar... Ne ararsanız var.

İlk evinizi mi aldınız? Aradığınız bizde.

Bebelerinin ilk beşiğini arayan çiçeği burnunda ebeveynler misiniz?

Aradığınız bizde!

En modern tasarımlardan geçmişin klasik tarzlarına kadar

hepsi burada ve hepsi de kelepir.

O da ne, Polly?

Kredi kartını mı dert ediyorsun?

Kaptan Clark diyor ki, kredi kartı yoksa tasalanmayın!

Kalitenin engin denizlerinde yelken açın

ve para meselesini kapıda bırakın.

Bugün uğrayın; hayalinizdeki köşe koltuğu, mutfak masasını,

lambaderi ve karyolayı 680'in hemen çıkışında, Capitol ve McKee'de bulunan

Kaptan Clark'ın Osmanlı İmparatorluğu'nda alın.

Bugün uğrayın... ayaklarınızı uzatın

ve kendi imparatorluğunuzun tadını çıkarın

Çünkü her sultan bir tahtı hak eder,

ve bizde de üzerinde adınızın yazdığı bir tane var,

burada, Kaptan Clark'ta...

Olamaz!

- Clark, iyi misin? - Kamerayı kapat.

Hayır iyi böyle. Kamera arkası olur.

- Kapat şu siktiğimin kamerasını. - Tamam...

Yardım lazım mı?

Hayır, hallederim.

- Tekrar çekeceğiz? - Hayır.

Kat, dükkanı açabilirsin artık.

Zaten açıktık.

Hala anlamadım.

Sen şimdi korsan mısın, sultan mı?

- Bunu netleştirsek iyi olur. - Ben bir...

Kes sesini!

Seni ucuz suntadan bozma bok parçası.

Şuraları bir toparlar mısın?

Al.

Kusura bakmayın.

Durum nasıl görünüyor?

Elektrik sayacı normal görünüyor.

Faturanız yüksek geliyorsa bu sizden kaynaklıdır.

Peki ya kesintiler? Mesai saatinden sonra oluyor.

Bilemiyorum.

Floresanlar sigortayı attırıyor olmalı.

Mağaza kapanınca,

elektrikler sapıtmadan önce tavan lambalarını kapatıyorum.

Bu faturaları düşürmez mi?

Sigorta kutusu nerede?

Pek anlamam ama az önce kontrol ettim, her şey normal görünüyordu.

- Işıklar yanıp sönüyor demiştin. - Bütün mağaza öyle.

Sadece aynı anda olmuyor.

Bir gece üst kattaki elektrikler gidiyor.

Ertesi gece de burası. Hiçbir mantığı yok...

Bunu kimin döşediği de belli değil.

Binada bu tesisat vardı.

Yani eski ama o kadar da değil.

More Turkish subtitles for Backrooms

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left